Züliş Annenin Anlattığıdır…

Röportaj: ANIL MERT ÖZSOY

“Seni daha fazla üzmemek için gidiyorum,” demesinin üzerinden koskoca bir buçuk yıl geçmişti. Çünkü Çağla benim her şeyimdi ve ben bir trans annesiydim! Çocuğumla ilk yüzleşmem, bir arkadaşımın tesadüfen karşılaştığı ve bana mail yoluyla gönderdiği MSN konuşmalarıyla oldu. Hak verirsiniz ki ilk anda insan kabullenmek istemiyor. Bir süre bu durumu konuşmamayı tercih ettim. Sonrasında kendimi tutamayıp Çağla’ya sorduğumda, verdiği cevapla bizim için zorlu bir sürecin başladığının farkındaydım. Çünkü benim çocuğum dünyaya başka bir vücutla gelmişti ve bunun farkındaydı.

Kendimce çözümler aramaya başladım. Bir finans şirketinde orta derece yönetici sıfatında çalışıp kendimi bu yönde geliştirmeye çabaladığım için LGBTİ hakkında genel geçer şeyler dışında fikrim yoktu. İlk başta ben öğrenmeliydim ve bu sırada da profesyonel bir yardım almalıydık.

Çağla’nın psikiyatr ile tanışması bu süreçte etkili oldu. Uygulanan birkaç terapinin Çağla’nın içinde bulunduğu durumu anlamama ve kabullenmeme yardımcı olduğunu itiraf edebilirim.

zulisanneEvliliğimizin ilk yıllarında Çağla’nın babasıyla yollarımızı ayırmamızın çocuğumda bir travma yaratmış olabileceği düşüncesinden sıyrılıp onun için hem anne, hem baba hem de dost olmaya karar verdim. Çağla’nın bu sırada üniversiteyi kazanması ve kendi hayatına yön verme çabaları beni fazlasıyla mutlu ediyordu fakat okulda yaşadığı baskılar, eğitimine ara vermesine neden oldu. İçine düştüğü aldırmaz tavrın farkındaydım.

Yaşadığı kaos karşısında bir şey yapamamak bir annenin başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir. Çağla’nın yeni hayatıyla karşılaştığımız ilk günlerde geçirdiğim sinir krizlerini ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde geçirdiğim günleri unutmaya karar verdim. Tek amacım çocuğumu içinde bulunduğu durumdan kurtarıp onun hayatın içine karışmasına yardımcı olmaktı. Ta ki Çağla evi terk edene kadar… O günler hayatımın en zor günleriydi. Beni daha fazla üzmemek, içinde bulunduğu baskılarla beni de yormamak adına çekip gitmişti. Yıllardır birlikte yaşadığımız evimizde yapayalnız kalmıştım. Kimsesiz, güneşsiz ve keyifsizdim. Çünkü Çağla benim güneşimdi. Bu zor günlerde kız kardeşim ve yakın dostlarımın desteğini hayatım boyunca unutamam.

Bu süreçte Çağla’yla yalnızca telefonda görüşüyorduk, bana Bodrum’da yaşadığını söylüyordu. O kadar özlüyordum ki onu… O özlem bana koşulsuz sevmeyi öğretti.
Hayatımdaki unutulmaz anlardan biri de bir anneler gününde Çağla’dan gelen çiçektir. O çiçek benim hayata tutunmama neden oldu. Sonradan öğrendim ki Çağla, çiçek kapıma geldiğinde apartman girişindeymiş. Ona sarılmayı, öpüp koklamayı o kadar isterdim ki… İçimden hep mırıldanıyordum: Sevgi her şeyi yenecekti.

Çocuğumu sürekli rüyalarımda görüyordum. Birkaç kez Bodrum’a gitmek istedim ama ona saygımdan, doğru zamanın geldiğinden emin olmak için bekledim. Bir yaz günü Çağla evimize geldi. O an karşımda bambaşka biri vardı. Çok güzel bir insan… Değişmiş, yenilenmiş, güzelleşmiş… Birbirimize uzunca sarıldık. Kokusunu içime çektim. Gece birlikte uyuduk. İkimiz de tedirgindik.

Birbirimizle yıllar sonra tekrar tanışıyorduk. Bir türlü uykuya dalamıyordum. Çağla, uykusunda sıçrıyor, sürekli yatakta dönüyordu. Sırtında bir sertlik vardı. Çağla’ya soramıyordum ama meraktan çılgına dönecektim. O dönem, içinde trans bir bireyin de olduğu bir film izlemiştim. Benim çocuğum nerede, hangi koşullarda yaşıyor diye günlerce düşündüm. Yaz gününde uzun kollu kıyafetlerle gelmişti. Ama anne dürtüsüyle her şeyi anlıyorsun… Sırtındaki zedelenmenin ve göğüs çevresindeki morlukların sebebi taktığı korseymiş. Çağla beni üzmemek için kendi canını yakmayı tercih etmişti.

Yatak odasında bağdaş kurduk, beraberce bir karar aldık. İki yol vardı önümüzde ve biz birlikte yürümeyi tercih ettik.

*LİSTAG ile tanışmam bu şekilde oldu. İnternet ortamında benim gibi ailelerin neler yaptığını, nasıl yollar izlediğini araştırmaya başladım. 0531 467 77 53 numaralı danışma hattını arayıp Sema Anne ile konuştum. Beni bu kadar rahatlatan bir kişi daha olmamıştır. İlk katıldığım toplantıdan sonra şuna karar verdim: Utanılacak bir şey yok, gurur duyulacak çok şey var. Çünkü benim çocuğum güçlü ve mücadele ediyor! Bu süreçte kazandığım bilgi ve deneyimleri LİSTAGa borçluyum.

Çağla, geçen bir buçuk yılda trans sürecini tamamlamış, İstanbul’da kendi hayatını kurmuştu. Onun bu kadar güçlü durduğu hayatta, ben de elimden geleni yapmalıydım. Bir gün evine gittiğimde, ilk kez yeni dünyasıyla tanıştım. Artık benim dünyalar güzeli bir kızım vardı.

Birlikte yemek yapıyor, alışverişe çıkıyor, birbirimize sıkıca sarılıp uyuyorduk. Çarşıda, pazarda herkese beni tanıştırıyor, gururla koluma giriyordu. Bizi kimsenin yıkamayacağından, hiçbir bakışın, devlet baskısının, toplum baskısının yıpratamayacağından emindim. İlk zamanlar Çağla ziyaretime gelirken apartmanda kimsenin olup olmadığını soruyor, eve girerken korkuyordu. Sonraları, içimizdeki sevgi sayesinde hiçbir şeyden korkmamayı öğrendik. LİSTAG ile panellere, söyleşilere, eylemlere katılmaya başladık. Can Candan yönetmenliğinde Benim Çocuğum adlı bir belgesel çektik.

Toplumda küçücük kız çocuklarıyla evlenenler, sokakta yalnız yürüdüğü için kadına tecavüz edenler, dini kimliklerinden, etnik kökenlerinden dolayı öldürülenler, kartopu oynadığı için ölenler, tecavüz, cezaevleri var oldukça kimsenin benim çocuğumdan utanmama izin veremeyeceğini bas bas bağıracağım! Kimse bizi utandıramayacak ve birbirimizden koparamayacak. Çünkü Çağla benim dünyam, güneşim… Ve her gün daha da içime doğuyor.

(*) LİSTAG: LGBTİ Aileleri ve Yakınları Derneği.

Danışma hattı: 0531 467 77 53