Okur, uzun zamandır beklediği kitaplara kavuşmaya başladı. Yeni kitaplar raflarda yerlerini alırken bir seçki de bizden. Aralarında Emrah Serbes, Hasan Ali Toptaş, Üstüngel Arı ve Celil Oker gibi yazarların öne çıkan kitaplarının yer aldığı listemiz.

muptezeller1- Müptezeller

Yazar: Emrah Serbes
Yayınevi: İletişim Yayınları
163 s.
“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.” Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler…

Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.

“Müptezeller”, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak. Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor. Yaz biter, güz biter, hep kış gelir.

yedikadin2- Yedi Kadın

Yazar: Lydie Salvayre
Çevirmen: Atakan Karakış
Yayınevi: Alakarga
188 s.
Lydie Salvayre, erkek egemen bir edebiyat ortamında var olmaya çalışan mücadeleci yedi kadını anlatıyor: Emily Bronte, Djuna Barnes, Sylvia Plath, Colette, Marina Tsvetaeva, Virginia Woolf ve Ingeborg Bachmann.

Yaşam mücadelelerine ve yazın dünyasında ayakta kalmaya çalışan bu kadınları çocukluklarından, eğitim hayatlarından, aile yaşantılarından, aşklarından, edebiyat dünyasındaki tecrübelerinden kesitlerle aktarıyor. “7 Kadın”ı okurken kadınlık hallerine, kadının gücüne ve edebiyatın iyileştirici yönlerine tanıklık edeceksiniz.

yuk3- Y.Ü.K.

Yazar: Üstüngel Arı
Yayınevi: Mylos Kitap
308 s.
İlk romanı “Hikâyesi Olan Ölüler”le edebiyat dünyasına sıkı bir giriş yapan Üstüngel Arı, yeni romanı “Y.Ü.K.”le dozu artırıyor.

“Yeni, genç bir yazarın kitabıyla karşılaştığınızda ondan istediğiniz şey bundan önce okuduklarınızla benzerlik kurması, hatta beklentilerinizi biraz daha yukarı taşımasıdır genellikle. Oysa kitapların böyle bir derdi yoktur ve yazarlarından bağımsızdırlar.

Üstüngel Arı, herkesin mutlaka ömrünün bir döneminde yaşaması gereken olağan bir aşk hikâyesini anlatırken prizmayı kırıyor ve kitabın tüm ana dokusu bu kırılganlıktan nasibini alıyor – her şeyin çehresi değişiyor. Alt kültürün hiç de uzakta boy atmadığını, gerçeğin yanı başımızdaki asıl gölgesi olduğunu hissettiriyor. Hepimiz tehlikeliyiz. Hatta belki de bu kitabı okuduktan birkaç dakika sonra bir cinayete bulaşabilir, hapse veya mezarlığa doğru yolculuğa çıkabilirsiniz. Aksini kim garanti edebilir? Y.Ü.K. pozitif, akıcı ve sorgulayıcı diliyle sizi bir olaylar çemberine sokacak; uzun bir baş dönmesiyle de başlangıç noktasında indirecek. Kütüphanenizde bu kitaba yer açmanızın iyi bir yüzleşme olacağından zerre kuşku duymuyorum.” küçük İskender

yalniz4- Yenik ve Yalnız

Yazar: Celil Oker
Yayınevi: Altın Kitaplar
312 s.
Özel dedektif Remzi Ünal, bir süredir telefonuna bırakılan sesli mesajların sahibiyle sonunda karşılaşır; hem de tam mesleği bırakıp evlenmek üzereyken.

“Müşterisi” Hülya Çakır, bir oto galerisinin sahibi olan eşinin işyerindeki masasına bir zarfın bırakılmasını istemektedir. Dedektifimiz, görüntüde oldukça basit bir işle kariyerine nokta koymaya ikna olmuşken, aslında karmaşık bir hikâyenin ortasına düştüğünü anlaması için bir cinayetin işlenmesi yeterli olacaktır. Polisiye edebiyatımızın usta ismi Celil Oker’den yine temposu yüksek, heyecanlı ve yetkin bir roman…

“Remzi Ünal… Şu Hava Kuvvetleri’nden müstafi, THY’den kovulma, kendisine saygısı olan hiçbir ‘frequ- ent flyer’ın adını bile duymadığı sekizinci sınıf charter şirketlerinde bile tutunamayan, MS Flight Simulator’ün yüklü olduğu bilgisayar dört ayrı kutuya dağılmış, eski pilot, ex-kaptan, nevzuhur özel dedektif Remzi Ünal.”

toplumuanlatmak5- Toplumu Anlatmak

Yazar: Howard S. Becker
Çevirmen: Şerife Geniş, Mesut Hazır, Ebru Arıcan
Yayınevi: Heretik Yayıncılık
384 s.
Howard S. Becker’ın her zamanki rahat ve kıvrak üslubuyla kaleme aldığı eseri şu ezber bozucu iddia ile yola çıkıyor: “Toplumu Anlatmak” sadece sosyal bilimcilerin tekelinde olan bir uğraş değildir. Romanlar, filmler, fotoğraflar, haritalar ve hatta matematiksel modeller dahi topluma ilişkin bir bilgi üretmenin ve bunu paylaşmanın etkili araçları olabilir. Becker’ın bu noktada verdiği örnekler de en az argümanları kadar ikna edici. Walker Evans’ın fotoğrafları, George Bernard Shaw’un oyunları, Jane Austen’ın ve Italo Calvino’nun romanları ve Erving Goffman’ın çalışmaları bunlardan sadece birkaçı. Kısacası, “Toplumu Anlatmak”, Becker’ın kendine özgü üslubuyla ve oldukça pratik tavsiyeleriyle, sadece sosyal bilimciler için değil, toplum hakkında bir şeyleri farklı biçimde söylemek isteyen herkes için zihin açıcı bir kılavuz.

mavigezi6- Mavi Gezi Pirî Reis’in İzinde

Yazar: Orhan Duru
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
184 s.
Orhan Duru’nun Pirî Reis’in ünlü çalışması Kitab-ı Bahriye‘nin izinden giderek yazdığı bu rehber kitap Küçük Asya’yı kıyı kıyı, kent kent, denizden ve karadan dolaşıyor, bölgenin güzelliğini, değişkenliğini, ev sahipliği yaptığı medeniyetleri bir kere daha hatırlatarak bizleri yaşadığımız coğrafyanın zenginliğini yeniden düşünmeye davet ediyor.

Görmeye, bilmek ve tanımak ekleniyor bu “Mavi Gezi”de. Coğrafyaya tarih ekleniyor. Homeros’tan Evliya Çelebi’ye uzanan alıntılar, bir zamanlar Toroslar’da gezen kaplanlar, el değiştiren kaleler ve onların içine inşa edilen iç kaleler ekleniyor, devran döndükçe ve medeniyetler sürdükçe yeniden yazılacak, tekrar okunacak bir eser çıkıyor ortaya.
Pirî Reis’in deyimiyle “böyle biline vesselam”.

kuslaryasina7- Kuşlar Yasına Gider

Yazar: Hasan Ali Toptaş
Yayınevi: Everest Yayınları
250 s.
Pırıl pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, “Kuşlar Yasına Gider”de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor. Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor. “Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır” sözü yankılanıyor kulaklarımızda.

“Kuşlar Yasına Gider”; atların koşması kadar doğal, kaleme iç çektirecek kadar merhametli bir roman. “Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.”

esitlikozgur8- Eşitliközgürlük
(Siyasal Denemeler 1989-2009)

Yazar: Etienne Balibar
Çevirmen: Oylum Bülbül
Yayınevi: Metis Yayıncılık
392 s.
Yirmi yıllık bir süre içinde yazılmış iki grup yazı bir arada. Bir yanda modern dönemde özgürleşme için verilen mücadelelerin ayrılmaz bir boyutu olan temel hakların dile getirilmesi ve kurumlaşması sürecini konu edinen felsefi yazılar, öbür yanda siyasi gündeme, özellikle de açığa çıkardıkları siyasal sorunlar dolayısıyla küresel yankıları olan olaylara yönelik müdahaleler.

Bu iki grup yazı yurttaşlığın çatışkıları meselesinde buluşuyor. Ortak hedeflerini ise ulusal sosyal devletin başlattığı ve neoliberal küreselleşmenin hızlandırdığı “demokrasiden taviz verme” eğilimi karşısında demokrasinin demokratikleştirilmesi oluşturuyor. Balibar, demokrasi felsefesinin temel sorunlarını ele alırken Derrida, Rancière, Poulantzas, Arendt ve Laclau gibi isimlerle tartışıyor. Bu zengin metinlerin siyaset felsefesi ve günümüz dünyasının sorunlarına kafa yoran herkesin ilgisini çekeceğini düşünüyoruz.

sincapli9- Sincaplı Gece

Yazar: Cem Akaş
Yayınevi: Can Yayınları
208 s.
“Seni geberteceğim, biliyorsun değil mi?” diye soruyorum parmağımla omzunu ittirerek.
“Ha? Biliyorsun değil mi?”
Ses çıkarmıyor.
Kafasına kalan bütün kuvvetimle bir tokat yapıştırıyorum. Ses çıkarmıyor.
“Bittin oğlum sen,” diyorum. Öylece oturuyoruz.
Kapalı kadın. Mucit zeka.
Zor aşk. Bilinmeyen aşk. Taammüden ihanet.
Ne biçim Türkiye. Ruhu olanlar olmayanlar. Olaylar olaylar. Dikkat, çarpar.

noterler10- Noterler Hep İkinci Kattadır

Yazar: Tezcan Topal
Yayınevi: İthaki Yayınları
152 s.
“Hiçbir şehre ait değildim ben ve hiçbir şehir kabul etmezdi artık beni.”
Erzurum, Kars, Bartın ve İstanbul… Dört farklı şehrin dört farklı zamanı.
Nejat… Nereden gelip nereye gittiğini arayan, hayat ve ölümle rekabet halinde bir yazar. Bir yanda Nejat’ın annesi, babası, hayatına giren kadınlar ve hayatını karartan insanlar, diğer yanda hayatına giremeyen kendi benliği, kendi zamanı, kendi mekânı… Tezcan Topal, bu çarpıcı ilk romanında, dünyası giderek kararan bir zamane kahramanının portresini çiziyor bize. “Noterler Hep İkinci Kattadır”, vakit öldürmek için değil, bizi öldüren vakti yargılamak için okunacak bir roman.