Diyarbakır

Lisa’nın bacaklarını ve 5 insanı kaybettik. Televizyondan izledim, yerimden kalkamadım, ayaklarımdan eksildim.

Suruç

Ece, Cebo, Polen, Büşra, Keke ve 29 insanı kaybettik. Çorapçılar Çarşısı’ndayım, işlerimi halledince Facebook’a girdim de haberi aldım. Olduğum yere devrildim, sinir krizi geçirdim. Gençliğimden eksildim.

Ankara

Ata Önder Atabay ve 100 insanı kaybettik. Babamın ve onlarca arkadaşımın saniyelerle kurtulduğu haberini aldım, sevinmeye utandım. Sevincimden eksildim.

Dilek

Dilek Doğan ve o kocaman pırıl pırıl gözleri bu hayattan çekilip alındı. Gözlerimden eksildim.

Aziz

Kirpikleri kalbime batan ve 59 gündür toprağına kavuşmayı bekleyen Aziz. Aziz Güler’i defnettik. 59 günlük bekleyişten sonra onu gömmekle huzur bulamadım. Uykularımdan eksildim.

Cizre, Sur, Şırnak…

Bodrumlarda vahşice katledilen insanlar, evlerinden sürgün edilenler, kahvaltı sofralarına havan mermileri düşen insanlar gördüm. İnsanlığımdan eksildim.

taybetana

Taybet Ana

Taybet Ana

Taybet Ana’nın analık duygusuyla sokağa ekmek bırakma çabasında vurulduğunu gördüm. 7 gün kanının sokağa aktığını, 11 evladının anasını yerden alamadığını, o sokakta 7 koca gün, her gün ölerek beklediklerini gördüm. Taybet Ana’nın kalbini gördüm. Analığımdan eksildim.

Yeliz, Şirin

Devrimci kadınların inandıkları dünya uğruna savaşlarında vajinalarından vurularak katledildiğini gördüm. Kadınlığımdan eksildim.

ozgecanaslan

Özgecan Aslan

Özgecan

Gencecik bir kadının vahşi bir tecavüz girişimi sonrası ellerinin kesildiğini, yakıldığını gördüm. O güzelim kadının tırnak izlerini katilinin yüzünde gördüm. Vicdanımdan eksildim.

Ekin

Gerilla bir kadının katledilmesi sonrası çıplak vücudunun teşhirini gördüm. Güzelliğimden eksildim.

Hacı Lokman

Gerilla bir erkeğin katledilmesi sonrası vücudunun panzerle sürüklendiğini gördüm. Kuvvetimden eksildim.

gulkitapevi

Gül Kitabevi

Gül Kitabevi

Bir avuç kara ruhun apaydınlık bir kitabevini yaktığını gördüm, aklımdan eksildim.

Aklımızla alay edenleri, günlük hayatımıza saldıranları,  şortluyuz diye tekme atanları, okullarımızı imam hatiplere çevirenleri, gazetecilerin katline ferman verenleri, onlar-şunlar-bunlar diye bizi bin parçaya bölenleri, gazetelerin kapatılmasını, kültür-sanat, haber dergilerinin kapatılmasını, sansürün tillahını, ahlaksızları, vicdansızları, kan emicileri gördüm de gördüm. Eksildim de eksildim.

Hafıza-i beşerin nisyan ile malül olmadığını da gördüm.

Bakkal Kanber Amca’yı gördüm. Hani şu, kitap okuyup gelene bakkalından çocuklara istediği şeyi ücretsiz veren bakkal amca.

İzmir’de emekli bir kadının, o azıcık emekli maaşından kitap okuyanlara 75 TL yardım yaptığını da gördüm. Çocuklarının küçülen elbiselerini Şırnak’a göndermek isteyen insanlar gördüm.

Fazıl Say’ın konserini kaçırmamak için sabahın köründe mutlu bir şekilde gelene, “Günaydın” diyerek bilet kuyruğunda bekleyen insanlar gördüm.

Film festivalinde salonlar dolduran seyirciler gördüm.

Kadın cinayetlerinde susmayan, “Nerede eylem yapacağız?” diyen kadınlar gördüm.

Şırnak’ta, Sur’da, Cizre’de yaşananlardan dolayı zarar gören hayvanlara desteğe giden veterinerler gördüm.

Küçücük tiyatro salonlarında Othello’ya, Oidipus’a selam çakanlar gördüm.

Yayılmaya çalışılan bunca korkuya rağmen Yeşil Yola Dur diyenleri, “Siçturma madenina” diyenleri gördüm.

Operasyona uğrayan gazetesine sahip çıkmak için 80 yaşında benden önce koşan nineler gördüm.

Sonra eksildiklerimden utandım. Sonuna kadar tutunmaya karar verdim. Düşeceksem bile sıkı tutunursam az yaralanırım en azından.

Siz, yüreğimizi bin yerden kırdınız evet ama biz birbirimize bakarak on bin yerden onardık kendimizi. Bitmiyoruz, sizi çıldırtıp bitirene kadar asıl biz bitmiyoruz. Bu da size dert olsun. 

Bu kadar kayıptan sonra şimdi ben insanları daha çok seviyorum. En nefret ettiğim söz oldu: “İnsan sevdiği postu yerden yere vurur.” Hayır, ben en sevdiklerimi daha çok seviyorum, en çok onlara ihtimam gösteriyorum. Daha çok kitap okuyor, daha çok film, tiyatro izliyor ve güzel her müziğe kulağımı dayıyorum. Daha çok sokağa çıkıyorum, hem de şortlarımla. Siz beni nereden yaralarsanız en çok oraya yükleniyorum.

Ölülerimiz, büyük kayıplarımız var. Biz onlara borçluyuz yarım kalmış düşlerini, yaşayamadıklarını. Ödemek boynumuzun borcu olsun. Ne kadar çok öldürürseniz bizi o kadar çok yaşayacağız, ne kadar çok ağlatırsanız bizi o kahkahalarımız daha yüksek sesli olacak, unutmak faşizmine yenilmeden.

Müjdeler olsun; buradayım, gitmiyorum, yaşıyorum!