“Bir bitmeyen susuzluk çekeriz her zaman; bunu gidereceğimiz duru kaynaklar gösterilmedi bize. İnsanın ölümsüzlük susuzluğudur bu. Onun sürekli varoluşunun hem sonucudur hem de kanıtı. Pervanenin yıldıza duyduğu özlemdir. Yalnız önümüzdeki güzelliğe değer biçme değil, üst güzelliğe ulaşmak için gösterilen büyük çabadır. Mezar ötesi görkemlerin insanı esriten önbilisinden esinlenip türlü yollar deneyerek, ögeleri belki de sonsuzluğa bağlı olan bu güzelliğin bir bölümüne erişebilmek için, zamanın düşünceleriyle nesneleri arasında çabalayıp dururuz. Böylece, kimi zaman da şiirsel durumların en büyüleyicisi olan müzik bizi gözyaşına boğar; ama bu yaşlar aşırı hazdan değil, şiir yoluyla ya da müzik yoluyla, ancak belirsiz, uçucu görüntülerini sezer gibi olduğumuz o tanrısal ve esritici zevkleri, bu yeryüzünde, şimdi ve her zaman bütünüyle kavrama yetersizliğimizden ileri gelen sabırsız, sinirli bir acıdan kaynaklanır.”

Edgar Allan Poe, Örneklerle Şiirin İlkesi, Çeviren: Sait Maden

Poe müziği hayatında böyle konumlandırıyordu

1 yaşındayken babasını, bir yıl sonra da annesini kaybeden yazar, manevi babasının peşinde İngiltere’ye sürüklenmiş ve çatışmalarla dolu bir çocukluk geçirmişti. 13 yaşında karısı olacak olan yeğenini 22 yaşında kaybetmiş, okul hayatında tanıştığı alkol ve kumar yüzünden büyük sıkıntılar yaşamıştı.

Bu çalkantılı hayat yazarın şiirde, korku edebiyatında etki kurmasının temellerini oluşturmuştu belki de. Puslu bir havanın hâkim olduğu çocukluğu, romantizm akımının öncüsü sıfatına kavuşması ve bu etkinin kendi eserlerinden taşarak başka sanatçılara ilham olmasına kadar ilerledi.

siir

Poe’nun müziğe sızmış kelimelerine, ruhuna, sisine baktığımızda karşımıza ilk olarak yazarın en önemli eserlerinden olan bilinç ve bilinçaltı bağdan yola çıkıp sevgilisi öldükten sonra deliliğe doğru ilerleyen bir adam ile bir kuzgunun konuşmasından oluşan öyküleyici şiiri Kuzgun (The Raven) çıkar.

1960’larda The Velvet Underground üyesiyken rock müziğine yeni ufuklar açmış ve bu türü derinden etkilemiş olan Lou Reed’in 19. solo albümünün ismi olmuştur. Albümdeki şarkılara baktığımızda The Tell Tale Heart, Annabel Lee – The Bells, Edgar Allan Poe, The Fall of the House of Usher gibi parçalarda Poe hayranlığını kolayca görürüz.

morgue

109-the-alan-parsons-project-tales-of-mystery-and-imagination

Alan Parsons Project’in Tales of Mystery and Imagination isimli albümün tamamı Poe’nun metinleri ve şiirlerinden oluşur.

Edgar Allan Poe’nun güçlü polisiye eseri Morgue Sokağı Cinayeti (Çev: Memet Fuat, Notos Kitap) kitabının ismi 1981’de çıkan Iron Maiden albümü olan Killers‘ta bir parçanın adıydı. Tüylerinizin ürpermesine sebep olan eser, okuyucuyu etkilediği kadar bir Maiden parçası olarak dinleyiciyi de etkilemektedir.

1997’de Poe anısına Closed On Account of Rabies isimli bir albüm yapılır. Jeff Buckley, Iggy Pop, Marianne Faithfull gibi pek çok sanatçı bu albümde Poe eserlerini seslendirir ve tarihe unutulmaz bir sanat karması çıkar. Hatta Diamanda Glass, yazarın Kara Kedi adlı öyküsünü albümde otuz altı dakika boyunca okumaktadır.

Beatles’ın gelmiş geçmiş en iyi albümler içinde gösterilen albümü Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band‘ın kapağında pek çok tarihi kişinin (grubun ilham aldığı kişilerdir bunlar) arasında Poe’nun da olduğu görülür.

Yazarın sanatçılar üzerinde bahsettiklerimiz dışında bulamadığımız veya bilemediğimiz daha pek çok görünen ve görünmeyen etkisi elbette olabilir. Edebiyatın besleyiciliği illa görünür olmak zorunda da değildir. Ancak şüphesiz ki Poe’nun karanlık nefesi kulaklarımızda gelecekte de çınlamaya devam edecek.