“Alışın her yerdeyiz!” sloganı, yok sayılan LGBTİ varlığı için “Hayır, yanlış biliyorsunuz. Bakın işte biz buradayız”ı vurgulayan ve adeta sloganlar içerisinde temel olma özelliğini barındırıyor. Bazen her yerde olduğumuzu hissedemeyiz. Hatta bu bazenlerde bir avuç kalmış gibi hissederiz. İşte tam da bu anlarda bir umut ışığı görmeye ihtiyacımız olur. Bize benzeyen ve iyi/başarılı bir hayat yaşayan… Selin Ciğerci de bu umut ışıklarından birisi.

Selin Ciğerci, cinsiyet değişiminin öncesinde de sosyal medya fenomeni olan (ki bu zamanlar yonja’nın popüler olduğu zamanlara denk gelir) ve ilgi çekmeyi başaran popüler biriydi. Aslında Selin, cinsiyet geçiş sürecini başlatmadan önce de gözler önündeydi. Sosyal medya fenomeni olması dışında onu translar arasında farklı kılan neydi? Çünkü sadece sosyal medya fenomeni olmak köpük gibidir, etkisi çabuk geçer.

selincigerciSelin’i farklı yapan asıl şey, babasının ünlü bir hazır giyim markasının sahibi olması. Bu farktan kastım baba parası yiyor, hazırcı ve bir vizyonu yok gibi bir düzlemde değil (ki hiç böyle birine benzemiyor). Bahsi geçen farkı sayesinde doğuştan cemiyet hayatının içinde yer alabiliyor. Türkiye’de yaşayan transseksüellerin sosyal profiline göre çok farklı bir şekilde var olabiliyor. Ezcümle, Türkiye’nin cemiyet hayatında dahi trans görünürlüğü mevcut oluyor. (Buyurun işte; alışın her yerdeyiz!)

Cinsiyet geçişine başlayacağı zaman her transın yaşadığı baskı ve yıldırma yollarından geçmiş. Ailesi tarafından parasız bırakılmaya kadar gitmiş bu durum. Mesela onun yerinde başkası olsaydı, doğuştan zengin olmanın verdiği rahat yaşantıyı bırakamazdı. Ama Selin bu baskı ve yıldırmalara da boyun eğmedi ve bugün tam da kendisi olarak karşımızda. Hatta Türkiye’nin dört bir yanındaki mekanlarda DJ’lik yaparken, cemiyet dergilerine röportaj verirken görebiliyoruz. Ünlü olup da cinsiyet kimliği hakkında hiçbir konuyu dile getirmeyenlerden farklı olarak tüm röportajlarında transseksüellikten mutlaka dem vuruyor.

Röportajlarla kalmayıp trans camiasıyla da iletişim halinde olduğunu biliyoruz (yani içinde bulunduğu durumla ilgili asla duyarsız olmayan biri). Ayrıca, translar arasında doğumda kendisine verilen adı değiştirmek gibi bir gelenek vardır (gelenekten çok gereklilik olsa da gelenek halini almıştır). Bu geleneği de eski adının Okan olduğunu söylemesiyle yıkmış (şahsen ben böyle bir şey yapmazdım) ve adeta benim geçmişim böyle, şimdim ise böyle demiştir. Gerçi isim konusunda verilen her karar, her durumda şahısların kendi tercihidir. Geçmişinden gurur duymayı ifade etmenin farklı tarzları da vardır.

Gündeme en son, Beşiktaşlı bir futbolcuyla aşk yaşadığını söyleyerek düşmüştü. Bunun haricinde birkaç siyasetçiyle de beraberliklerinden söz ederek aslında siyaset kanadının trans kadınları nerelerde gördüğünü gözler önüne sermiştir (toplumun geri kalanıyla eşitlenmek için daha çok yol katetmemiz gerektiğini de).

Okumuş olduğunuz yazının konusunun neden Selin Ciğerci olduğuna gelince, bunun yalnızca iki nedeni var:

1. Kolektif bilince kazınmış transseksüel sterotipinin o kadar da gerçek olmadığını göstererek, cinsiyet geçiş sürecine başlamamış transseksüellere umut olmak.

2. “Alışın, her yerdeyiz!” derken ne kadar ciddi olduğumuzu göstermek.