Hazal Uluçay, Yolcu Tiyatro’nun kurucusu, yönetmen ve oyuncu Ersin Umut Güler ile konuştu.

Seni biraz tanıyabilir miyiz öncelikle?

İstanbul doğumluyum, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro-Oyunculuk Bölümü mezunuyum. Özel ve ödenekli tiyatrolarda ve bazı özel gösterimlerde oyuncu, yönetmen yardımcısı, reji asistanı olarak çalıştım.

ersinumutguler

Ersin Umut Güler

Yolcu Tiyatro’nun Kapıların Dışında, Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler, Joko’nun Doğum Günü adlı oyunlarını yönettim. Hile Yolu ve Misafir adlı sinema filmlerinde de rol aldım. Misafir filmindeki rolümle 3. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali kapsamında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü verdiler. Çalışmalarıma Yolcu Tiyatro’yla devam ediyorum.

Yolcu Tiyatro’nun yola çıkış hikâyesi nedir?

Yolcu Tiyatro, çalışmalarına 2012 yılının ikinci yarısında başladı. Seyirciyle ilk buluştuğumuz oyun Wolfgang Borchert’in Kapıların Dışında adlı oyunu oldu. 19 Mart 2013 tarihinde prömiyerimizi yaptık. Kapıların Dışında adlı oyunumuzu üç sezon oynadık.

25 Aralık 2014 tarihinde ikinci oyunumuz olan, Ariel Dorfman’ın Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler oyununu yeniden kurgulayarak seyirciyle buluşturduk. Bu oyunumuzu 15 Aralık tarihinde CKM’de son kez oynayıp İstanbul seyircisine veda edeceğiz.

Yeni sezonda Roland Topor’un Joko’nun Doğum Günü adlı oyunu sahneliyoruz. 1 Ekim 2016’da prömiyerimizi yaptık ve İstanbul’un çeşitli semtlerinde oynamaya devam ediyoruz.

Peki, sahnelediğiniz oyunlardan söz eder misin tiyatroseverler için?

Kapıların Dışında, tiyatro tarihinin en güçlü savaş karşıtı metinlerinden biri. Savaştan dönen bir çavuşun intihar denemesiyle başlayıp ardından çavuşun hayata tutunma çabasını izliyoruz sahnede. Ancak gittiği hiçbir kapının eşiğinden içeri giremiyor ve bir türlü hayata tutunamıyor. Savaş, bireyi ve toplumu çürütmüş durumda oyunda. Dönemin vicdani retçisi olan yazar,oyunu 26 yaşında yazıyor ve 27 yaşında hastalıktan hayatını kaybediyor. Borchert’in en önemli şiirlerinden biri olan Hayır De! adlı şiirini kullanmıştık oyunun bir sahnesinde. O şiirin gerçekliğini ve savaşın acılarını yaşıyoruz şu anda bu topraklarda.

Kapıların Dışında

Kapıların Dışında

Oyunda biçimsel olarak ise şöyle bir şey yaptık: Dijital 3D mapping teknolojisini kullandık tiyatro sahnesinde. Bu yöntemle animasyonlar ve gerçek oyuncuları iç içe geçirdik. Sahnedeki oyuncularla perdedeki oyuncuların karşılıklı oynadıkları bir tasarımla, dijital teknolojiyi oyunun sadece dekoru olmaktan öte, oyunun interaktif bir parçası haline getirdik. Bu oyunumuzu başta İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir, Adana, Eskişehir, Trabzon, Çanakkale, Kocaeli gibi pek çok şehirde oynadık.

karotesesler

Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler oyununda ise tecrit, işkence, tecavüz, din sömürüsü, kadın cinayetleri, anadil, çocuk işçiler, çevre eylemleri gibi insan hakları ihlallerine uğrayanların hikâyelerini günümüze uyarladık.

Bu oyunun benim için bambaşka bir anlamı var. Kardeşim Aziz Güler’i Rojava’daki enternasyonel savaşa katılmadan önce, bu oyunumuzun provalarında son kez gördüm. Son 1 yıldır İzmir’de yaşıyordu ve İstanbul’a ziyaret için geldiğini söyledi, oyunun provalarını izledi, bizimle birkaç saat geçirdi ve gitti. Dediğim gibi onu son görüşüm oldu.

Bu yüzden oyunda geçen iki cümle benim için çok önemli. Biri, “Başka ne yapsam ağzımda kül tadı bırakırdı.”

Bu cümle Aziz’i ve Aziz gibi insanları anlatıyor. Başka ne yapsalar çünkü ağızlarında kül tadı bırakacaktı. Kardeşimin cenazesini hiçbir hukuki dayanak yokken 59 gün sınırdan geçiremedik. Her platformda mücadele ederek 59 gün sonra, doğup büyüdüğü topraklara, İstanbul’a getirebildik. Bu yüzden benim için mücadele edenleri anlatan bir cümle oldu bu ve oyunu oynadığımızda bunu çok daha derinden hissettim. Bir diğer cümle ise, “Sonra bir gün bakarsınız ki, bu çılgınlık kendi sınırlarını aşıp mahallenize girivermiş.” Evet, bu çılgınlık şimdi evimizin içine girdi. Evlerimizin…

joko

Joko’nun Doğum Günü, benim çok önemsediğim bir yazar olan Roland Topor’un bir eseri. Yazarın kendisi incelenmeye değer, dönemi içinde sanat hayatının önde gelen isimlerinden biri. Ressam, şair, yazar, film yapımcısı ve yönetmen…

Joko’nun Doğum Günü adlı romanını kendisi oyunlaştırmış. Mine Kırıkkanat tarafından Türkçeye çevrileli uzun yıllar olmasına rağmen, fiziksel olarak oynanması epey zor olduğu için profesyonel alanda pek sahnelenmemiş bir oyun. Ezen-ezilen ilişkisini absürt bir şekilde anlatmış. Aslında hepimizde Joko’nun izleri var. Başkalarını sırtımızda taşımayı kabul ettiğimiz ve buna ses çıkarmadığımız her an için bir parça Joko beliriyor bizlerde. Su deposunda işçi olarak çalışan Joko’nun bir siyasal delegasyonun üyesi olan Doktor Fersen’i sırtında taşırken söylediği bir cümle, oyunun en önemli cümlesi: “Bir de sizleri taşımaya başladığımdan beri yere bakıyorum hep, daha önce göğe bakardım.”

Üç oyununuzu da izlemiş biri olarak en çok dikkatimi çeken şey, Joko’da oyuncuların performanslarıyla hareket kabiliyetleri, dengeleri ve projection mapping teknolojisini kullanmanız oldu. Nasıl çalıştınız?

Oyunun hareket tasarımı için konservatuvarda dersime girip hocalığımı yapmış, profesyonel hayatta da daha önce bir kez çalışma şansı bulduğum Selçuk Göldere ile çalıştık. Oyuncu arkadaşlarla oyun provalarına başladığımızda hareket üzerine epey öneri çıkmıştı.

Selçuk Hoca provalara katılmaya başladığında öncelikle oyundaki dans sahnelerini çalışmaya başladık. Önceden çalıştığımız sahnelerin hareket tasarımı için dokunuşlarda bulunmaya başladı. Bazı sahnelere küçük dokunuşlar, bazı sahnelere yepyeni öneriler… Tasarımlar için uzun, yorucu ve eğlenceli bir prova zamanımız oldu.

Metin çok ciddi hareket önerilerine sahipti ve başından itibaren hareket üzerine ciddi çalışmalar yaptık. Sonuç olarak tiyatro sahnesinde seyircilerin oyunculardan görmeye alışkın olmadıkları bir bedensel performans ortaya çıktı. Büyük emekle, her provada terden 4-5 tişört değiştiren oyuncu arkadaşlarla ve Selçuk Göldere’nin hareket tasarımlarıyla verimli bir çalışma çıktı ortaya.

İlk oyunumuzda dijital ses ve görüntü teknolojisinde beraber çalıştığımız arkadaşım Tufan Dağtekin ile çalıştık bu oyunda. Tufan, tiyatro kurulduğundan beri üç oyunda da yer alan, oyunların arka planında çok emek vermiş biri. Kapıların Dışında oyunundan başka bir yol izledik bu oyunda. Oyuncuların perdedeki görüntüyle bağlantıları var ama diğer oyundaki gibi karakter boyutunda bir bağlantı değil. Daha çok mekânsal bir bağ ve yazarın, oyunun, bu oyunda emek vermiş bütün tasarımcıların yaptığı gibi oyunun sürreal yapısına hizmet eden,bütünüyle bu oyun için çizilmiş hareketli ve sabit çizimlerden ve seslerden oluşuyor. Hepsi özgün yaratılar olan sahne illüstrasyonları ise Can Badur tarafından çizildi.

joko1

Joko’nun Doğum Günü

Ekibinizden de konuşalım mı?

Joko’nun Doğum Günü‘nde, üç oyunumuzda da önemli işler yapan Cenk Dost Verdi ve Tufan Dağtekin var. İlk oyunumuzda oynayan ve tiyatroya ciddi emek veren Yasemin Ertorun var bu oyunumuzda. Ekibimize bu oyunla yeni katılan altı oyuncu arkadaşımız var. Dijital ses ve görüntü tasarımlarımda Tufan Dağtekin, ışık tasarımlarımızda üç oyundur beraber çalıştığımız Alev Topal var.

En çok dört kişiyle sahneye çıkmışken son oyunumuzda sekiz kişi oynuyoruz. Sürekli yolculuk halinde olmayı düşleyerek devam ediyoruz yolumuza. Ayrıca ekibimizin güzel taraflarından biri de herkesin oyunun birkaç tarafından tutup emek veriyor olması. Dekor kurmaktan tasarlamaya, dikiş dikmekten boya yapmaya kadar pek çok işte kolektif bir çalışmayla hareket ediyoruz.

Sahne bulmak ve seyirciye ulaşmak zor oluyor mu?

Elbette. Kendimize ait bir sahnemiz yok. Sahne kiraları yüksek. Aynı zamanda iki oyun oynadığımız oluyor. Sahnenin büyüklüğü-küçüklüğü, sahne ve dekor nakliyesi, her seferinde başka yerde oynamanın zorlukları oldukça fazla. Bu zorlukları çokça hissediyoruz. Kendi ekibimizle işlerimizi kendimiz halletmeye çalışıyoruz. Bu konuda da tiyatronun en önemli emekçilerinden Cenk Dost Verdi destekçimiz yine.

Seyirciye ulaşmak konusuysa maalesef biraz sıkıntılı. Çünkü biz oyunlarımızda popüler seçimler yaparak hareket etmiyoruz. Seyirci bazen bunu arıyor. Derdi olan metinlerin, yeni estetik arayışların peşindeyiz.

kapilarin-disinda-1

Sen oyuncusun da aynı zamanda. Oyunlardan birinde seni izleme fırsatı bulduk.

Ben sadece Kapıların Dışında’da oynadım. Ama tecrübe etmiş olarak şunu söyleyebilirim: Hem yönetip hem oynamak çok zor bir iş. İki işe birden motive olmak çok gerçekçi değil. 15 yıldır gönlünü tiyatroya vermiş biri olarak oynamak istediğim oyunlar ve roller var fakat hem yönetip hem oynamak bana pek verimli gelmiyor.

Ülkenin bugün içinde bulunduğu koşulları göz önünde bulundurursak, senin tiyatroyla yapmak istediğin nedir?

Tiyatro öncelikle benim işim, mesleğim. Bunu her koşulda sürdüreceğim. Tiyatroların başına neler geleceğini, yarın sahne bulup bulamayacağımızı bilemediğimiz günlerdeyiz. O yüzden bugün adresimiz ve seçimimiz sahneyken yarın sokak olabilir ya da başka bir alan. Önemli olan tiyatronun sürmesi. Büyük laflar etmeyi sevmiyorum bu konuda. İnatla ve severek devam edeceğiz tiyatro yapmaya. Oyunumuzdan çıkmış bir kişinin bile kafasında soru işaretleri oluşmaya başlıyorsa ve estetik olarak yeniyi arayan yaklaşımlarımızdan zevk duyarak çıktıysa oyundan, ne mutlu bize.

Her oyununuzu çok sevmiş bir seyirciniz olarak şunu söylemek isterim: Joko’nun Doğum Günü’ndeki yorumunuza hayran kaldım. Umarım hak ettiği yeri ve değeri bulur. Takip ettiğim kadarıyla kısa sürede oldukça ses getirdi. Başarınızın daim olmasını ve yolunuzun hep aydınlık olmasını dilerim. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim, sağ olasın Hazal.

Oyun programı

Joko’nun Doğum Günü

29 Kasım Salı, Ortaköy Afife Jale Sahnesi
3 Aralık Cumartesi, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi
4 Aralık Pazar, Ortaköy Afife Jale Sahnesi
11 Aralık Pazar, Ortaköy Afife Jale Sahnesi
24 Aralık Cumartesi, Sahne Pulcherie (Beyoğlu)
25 Aralık Pazar, Oyun Atölyesi
27 Aralık Salı, Ortaköy Afife Jale Sahnesi
29 Aralık Perşembe, Caddebostan Kültür Merkezi – Büyük Salon (CKM)

Biletler sahne gişelerinden, Biletixten ve Oyun Atölyesi‘nden temin edilebilir. Sahne Pulcherie biletleri ise Beyoğlu’ndaki Tutto Cafe’de satılıyor. 
Rezervasyon numarası 0507 706 81 21
. Tutto Cafe’nin telefon numarası 0212 293 93 31.

Karanlığın Ötesinden Sesler

15 Aralık Perşembe, Caddebostan Kültür Merkezi (CKM)

Biletler Biletix‘ten ve CKM gişesinden alınabilir.
Rezervasyon: 0507 706 81 21