Efsanevi müzisyen Mick Jagger ile The-Talks.com için yapılmış bu özel röportajı Onur Bayrakçeken çevirdi.

Sizin dibe vurmanızı engelleyen neydi?

Şöyle söyleyeyim: Hepimiz aşırı şeyler yaptık ve herkesin olduğu gibi benim de epey dengesiz zamanlarım oldu. Belki bana yardımcı olan, yetiştirilme tarzımdır.

Ebeveynleriniz yani.

Aynen öyle. Gençken sıcak bir aile yaşantınız varsa, bu ileride daha dengeli olmanıza yardımcı oluyor.

Mick Jagger

Gene de geçmişe bakarsak epey hareketli bir yaşam tarzınız vardı.

Aşırılık, o dönemin emriydi! Fakat bu sadece bir dönemdi. Biliyorsunuz, bugünlerde de aşırı insanlar var. Bugün insanlar tüketimde aşırı mesela.

Sizin polis tarafından uyuşturucu bağımlılığından yakalanmışlığınız bile var. O günleri nasıl hatırlıyorsunuz?

Pek eğlenceli değildi. Değildi, çünkü hayatlarımızı yaratıcı olarak tamamen ele geçirmişti ve hiçbir şey yapamıyorduk. Bütün zamanını polislerle uğraşarak geçirmek zorundaydın ve başka bir şey yapmaya vaktin kalmıyordu.

Yatağınızda uzanmış yatarken, “Biraz frene basmalıyım,” diye düşündürten zamanlar oldu mu?

O kadar da kötü değildim, hayır. Sahiden oldukça düzenli ve dengeliydim. Bir defasında Fransa’nın güneyinde çok hoş bir ev bile kiralamışlığım olmuştu. Çok keyifli bir bahçesi vardı, yürüyüş yapabiliyordum, bir yüzme havuzu da vardı. Arkadaşlarımdan biri doğancıydı ve sık sık bana gelir, doğanlarını benim bahçemde eğitirdi. Çok huzurlu ve ilginç gelmişti bana.

Bahsettiğiniz dönem The Rolling Stones’un devasa vergi sorunları yüzünden Londra’yı terk etmek zorunda kaldığı 1971 yılıydı. Dünyaca ünlüydünüz, iflas etmiştiniz ve hükümet peşinizdeydi.

İflas etmiştik, evet. Vergiler epey ağırdı. Gerek kendi hatalarımızdan, gerek diğer insanların hatalarından dolayı paramıza pek sahip çıkamadık. Plak şirketinden albüm için paramızı almamış olsak ne Fransa’nın güneyine gelebilir ne de güzel bir yerde yaşayabilirdik.

Exile on Main Street albümünüzün kayıtlarını orada tamamladınız, rock tarihine geçen bir albüm oldu. Geriye baktığınızda bu albümün en önemli albümünüz olduğunu söyleyebilir misiniz?

Eh, kesinlikle güzel, çok güzel ve çok yaratıcı bir dönemdi. Müzik tarihindeki kimi güzel işler bu dönemde yapıldı. Bazı işler yaramazdı ama bazısı çok iyiydi; çok iyi rock işleriydi. Ayrıca bu dönem soul müziği için de çok iyi geçti. Curtis Mayfield, James Brown, Marvin Gaye harika albümler yaptılar. Exile on Main Street de çok iyi bir albümdür ama bir “en iyi”m var mı, bilmiyorum. Benim favorilerim yoktur. Ve Rolling Stones albümlerini dinlemem.

Bugün kendinizi nasıl görüyorsunuz? Bir İngiliz beyefendisi mi yoksa bir rock efsanesi mi?

Böyle şeyleri pek düşünmüyorum. Bunlar anlamsız şeyler, anlamsız şablonlar. Sabah uyanıp, “Ben şöyleyim, böyleyim,” diye düşünülür mü?? Sen, sensindir, o kadar.

Güzel kadınlarla yaşadıklarınız herkesçe malum ve bugün kızınız Georgia Jagger ünlü bir model olma yolunda. Ne kadar kirli bir sektör olduğunu iyi bilirsiniz.

Evet, tüm bu mevzuları konuşuyoruz. Epeyce konuşuyoruz.

Kızınıza özel bir nasihatiniz oldu mu?

Hayatı çok ciddiye alma ve daima hatırla: Hayat, gelip geçici bir heves.

Rolling Stones devrinin bir gün kapanacağı gerçeğini düşündüğünüzde ne hissediyorsunuz?

Herkesin ömrü bir gün sona erer. Çevremizdeki herkesin, senin ve benim, hepimizin yaşamları bir gün sona erecek. Gazetecilik yapmayı bırakacaksın ve öleceksin. Öyleyse, ne diyebilirim ki? Hepimizin kaderi aynı. Öyleyse yapabildiğin ve yapmayı sevdiğin şeyi yapmayı sürdürmelisin. Ben de herkes gibiyim.

Ölmekten korkmuyor musunuz ya da hastalanmaktan?

Bugünün gün ışığı varken yarının bulutlarına bakmam.

Keith Richards otobiyografisini yayımladı. Siz de yayımlar mısınız?

Eminim ki bir gün yayımlayacağım, ama bence geçmişte birkaç aydan fazla yaşamak fena halde sıkıcı!

Geçmişe bakınca neyi sevgiyle, neyi pişmanlıkla hatırlıyorsunuz?

Hiçbir şeyden pişmanlık duymam. Tüm yaşadıklarımı sevgiyle hatırlıyorum. Rolling Stones’la geçirdiğim zaman harikaydı, şimdi geçirmekte olduğum zaman da öyle.