Tercihleriniz sizi anlatır. Uyanır uyanmaz yaptığınız ilk iş, içtiğiniz kahve, saçlarınızı yıkadığınız şampuan, kullandığınız parfüm, ayakkabılarınızın renkleri, kıyafetleriniz, telefonunuz, arabanız, yediğiniz yemekler, bira seçimleriniz, arkadaşlarınız ve uyku düzeniniz… Hepsi size dair bilgilerle doludur. Kimisini satın alırsınız, kimisi de Çekim Yasası gereği kendiliğinden sizi bulur.

Onlara dikkat edersiniz çünkü onlar sizi temsil eder. Aldığınız maaşın yansıması, ait olduğunuz gelir grubunun aynasıdırlar. Bazen kültür seviyenize, bazen de doğup büyüdüğünüz kente ait bir sürü ipucu taşırlar ve siz çoğu zaman tüm bunları sergilemekten, başkalarıyla paylaşmaktan keyif duyarsınız. Bazılarınız sahip olduğu şeyleri başkalarının gözüne sokmaktan içten içe hoşlanır. Bazılarınızsa elâlemin nazarı değer diye gözlerden uzak tutar. Ancak siz isteseniz de istemeseniz de bir şekilde seçtiklerinizi yaşar ve başkaları tarafından tüm bu tercihlerinizle değerlendirilirsiniz.

Her ne kadar göreceli ve son derece öznel bir kavram olsa da, çirkinliğe karşı durursunuz. Pisliğe, özensizliğe ya da kötülüğe izin vermek, bu kelimelerle anılmak istemezsiniz. Bu yüzden de seçtiğiniz her şeye uyguladığınız birtakım filtreleriniz vardır. O filtrelere takılan şeyleri elinizin tersiyle iter, kendinize katmazsınız.

Peki, ya bisikletiniz? Size alınan o ilk bisiklet için yapılacak bir şey yok. Asıl sorun sonrakilerde…

Karne hediyesi, yazlıktaki geçici eğlence aracı, çocukça heves… Akıllara sadece hava ısınmaya başladığında gelen bisiklet, bir türlü uğruna para harcanacak bir şey olarak görülemedi. Bisikletin bu saydıklarımdan çok daha fazlası olduğunu anlamanız için işe, ona değer vermekle başlamalısınız. Son model bir cep telefonuna ya da dev ekran televizyonlara ayırdığınız bütçelerden biraz kısarsanız, sizi en az onlar kadar iyi temsil edecek olan bir meta elde etmiş olursunuz. En az onlar kadar havalı, en az onlar kadar şık…

Bisiklet almak isteyen ama ona çok fazla bütçe ayırmayan kişilerin öyküleri hep aynı sonla bitiyor. İnsanların altınızda kötü durduğunu söylediği bir bisiklet, ağır ve hantal bir sürüş tecrübesi ve sonrasında gelen pişmanlık… Doya doya sürüp keyif almak varken, bu işkence neden?

Bisikletiniz de tıpkı sahip olduğunuz diğer eşyalar gibi sizi en iyi şekilde temsil etmeli ve sizden izler taşımalı. En ucuzunu değil, rengini en beğendiğinizi almalısınız. En kullanışsızını değil, şehirde sürüş yaparken size yük olmayacak olanını almalısınız. Onunla beraber geçirdiğiniz her an keyifli olursa bir sonraki sürüşünüz için heveslenir ve belki de siz farkında bile olmadan sizi sokakta gören birçok insana ilham kaynağı ve örnek olursunuz.

Pahalı bir telefon aldığınızda yaptığınız ilk iş, ona bir kılıf almak ve hatta ekranını koruyucuyla kaplatmak oluyor. Aynı durum, alacağınız güzel bisikletiniz için de geçerli olsun. Onu apartman köşelerinde, havasız ya da nemli ortamlarda bırakmayın. Yeriniz varsa evinize koyun. Fırsat buldukça temizleyin çünkü sürüşe çıktığınızda örnek olmanız gereken insan sayısı çok fazla. Temiz ve pırıl pırıl bir bisikleti kullanmanın neresi kötü olabilir ki?

Bir de elbette ona sağlam bir kilit alın… Anılar biriktirecek, bir sürü yere beraber gidecek ve saatlerce birbirinizle olacaksınız. Tüm o anlar, onunla beraber sizde kalsın istiyorsanız bisikletinizin güvenliğini de düşünün ve yanınızda kilit olmadan yola çıkmayın.

“Bisiklete o kadar para verilir mi?” diye sorduklarında onlara nazikçe, “Evet,” demeye alışın.

Bisiklete o kadar para verdiğinizde, bisikletiniz siz pedal çevirmeyi bırakır bırakmaz yavaşlamaz. Güzel bir tekerlek seti olacağı için hızını biraz daha uzun süre korur.

Bisiklete o kadar para verdiğinizde, en ufak yokuşta bile canınız çıkmaz. Hafif bir bisikletiniz olacağı için dizlerinize gereğinden fazla yük olmaz.

Bisiklete o kadar para verdiğinizde, her pedalınızda bir yerlerinden sesler gelmez. İtinayla montajlandığı için biraz özenli kullanıp düzenli bakım yaptırdığınızda uzun yıllar kullanırsınız.

Bisiklete o kadar para verdiğinizde, geometrisi belli bir mühendislik sürecinden geçirip oluşturulduğu için birkaç kilometre sonra omurganızda ya da kollarınızda ağrılara sebep olmaz.

Ve son olarak… Bisiklete o kadar para verdiğinizde, tam da size yakışan, tarzınızı tamamlayan, sizden izler taşıyan ve sizi mutlu etme becerisini gösteren bir bisikletiniz olur.