Süha Derbent’in İstanbul’una hoş geldiniz. Köpük köpük dalgaların kanadında, martıların çığlığında, sisler arasında… Gün doğarken ve batarken… 7 gün, 24 saat boyunca… İstanbul yaşanır, anlatılmaz…

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…
Turgut Uyar

Yuvası saçakta kalan kırlangıç
Yavrusu dallara emanet serçe
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul’un
Cahit Sıtkı Tarancı

İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine
Sezai Karakoç

Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
Üç tek attım sarhoş oldum ayak üzeri
Üç doluya üç tanecik badem şekeri
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbulum
Aman aman badem şekeri
Oktay Rıfat

İstanbul ufuktan,
Sîmâsını göstermeden önce,
Kalbimde göründü;
Özentili kalbimde bütün çizgileriyle,
Binbir kıyı, binbir tepesiyle,
Binbir gecesiyle.
Yahya Kemal Beyatlı

Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen:
Boğaz’dan yalılar geçiyor.
Toplamış sulardan eteklerini,
Odasına çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmeyen âlemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.
Özdemir Asaf

Eski İstanbul, ruh kadar eski,
İnsan daha fazla eskiyemez ki.
Bir boşluk ki göller tadında uzun,
Ya hiçe uzanmış vaktimiz, ya hepe.
Fazıl Hüsnü Dağlarca

İstanbul
Çağların görmekten korktuğu
Düştür
Talât Sait Halman

Sildim bütün yıldızları gökyüzünden
Yerine gözlerini koydum, gözlerini
Serdim saçlarını üstüne İstanbul’un
Dudaklarının rengine boyadım heryerini
Ümit Yaşar Oğuzcan

Bu şehr-i Stanbul ki bî misl-ü bahâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır.
(Bu İstanbul şehri ki misli benzeri yoktur
Bir taşına bütün Acem mülkü fedâdır.)
Nedim