İsfahan… Yontma Taş Devri’ne dek kadar uzanıyor şehrin tarihi. 16. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nun başkenti olan, İranlıların “Dünyanın yarısı” olarak nitelediği güzeller güzeli İsfahan…

İsfahan’da Jey Negin Hotel’de konakladım. Öyle çok özel bir yer değil ama akşam vardığımızdan o yorgunlukla bunu sorun etmedim.

İsfahan’a yolculuğumun ilk günü peygamberin ölüm günü ve İmam Hasan’ın şehit olduğu gündü. Ülkede yas ilan edilmişti. Bu ne anlama geliyor? Gezmek istediğimiz her yer; saraylar, müzeler ve alışveriş noktaları kapalı. Şehir sessizliğe gömülmüş durumda.

İran yolculuğunu planlamadan önce kesinlikle ülkenin tatil günlerini bilmenizde yarar var. Neden derseniz, ülkede hafta sonlarıyla birlikte yılın 132 günü tatil. Biz yas günü nedeniyle başka bölgelere geçmek istedik. Ancak 2 gün sonra İmam Reza’nın şehitliği sebebiyle gene tatil olduğu bilgisi gelince gezimizi sürdürme kararı aldık.

Çok özel bir ülkedeyiz. Konuksever, uzaktayken edinmiş olduğumuz bilgilerin ve önyargıların çok ötesinde. Bir de dönüşümüzde Mehdi’nin kuzeni Farahnaz’ın evinde muazzam misafir edileceğiz. O evde İran düğünlerinin kasetlerindeki gelinleri, gelinlikleri gördükçe şeriatın “sözde” olduğunu gözlerimizle göreceğiz. İranlılar devrim dönemi itibarıyla yoksulluğun arttığını söylüyorlar, şeriatı sevmediklerini de.

İsfahan’da gezilecek yerler

Nakş-ı Cihan Meydanı (İmam Humeyni Meydanı): Dünyanın ikinci en büyük meydanı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki meydan, 512 metre uzunluğunda ve 163 metre eninde. Çin’deki Tiananmen Meydanı’ndan sonra en büyük ikinci meydanı. Eski zamanlarda şah ve halkın buluşma noktası imiş. Ayrıca spor karşılaşmalarına, dini törenlere ve suçluların cezalandırılmalarına ev sahipliği yapmış.

 

İmam Camii (Mescid-i İmam): Meydanın güneyinde yer alıyor. Şah Abbas tarafından yaptırılan cami, içindeki eşsiz çinilerin yanı sıra 49 çeşit yankı oluşturabilen akustik bir mimari yapı.

 Şeyh Lütfullah Camii: Meydanın doğusundaki bu cami, ismini Şah Abbas’ın kayınpederi ve önemli bir İslam adamı olan Şeyh Lütfullah’tan almış.

Ali Gapu Sarayı: Kraliyet Sarayı olarak da biliniyor. Meydanın batısında yer alıyor. 

Bazar-e Bozurg: İsfahan Büyük Çarşısı. Tarihi 11. yüzyıla uzanıyor.

Cuma Camii (Jameh Mosque): Yine UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bir yapı. Ülkenin en büyük cami avlusuna sahip.

Khaju Köprüsü: Bir diğer adı Şah Köprüsü. Zayende Nehri üzerinde yer alıyor. Timur döneminin sonlarında kervanlar için inşa edilmiş. Ardından II. Şah Abbas’ın emri üzerine eski köprünün yerine günümüzdeki köprü yaptırılmış.

Si-o-seh Pol Köprüsü: 33 kemerli bir köprü. Gündüz ayrı, gece ayrı güzel.

Ermeni Mahallesi Colfa: Zayende Nehri’nin güneyinde. Savaşlar sırasında Şah’ın emriyle üzerine yıkılan Colfa şehrinden İsfahan’a göç ettirilen Ermeniler tarafından kurulmuş. Burada aralarında Vank Katedrali olmak üzere toplam 13 kilise ve katedral yer alıyor. Vank Katedrali, mimari olarak Floransa kiliselerine benziyor. Kilisenin yanında Soykırım Müzesi de var.

Chehel Sotoun (Kırk Sütun) Sarayı: Duvarlarında resimler çok çarpıcı. Sarayın yapımına Şah Abbas döneminde başlanmış, II. Şah Abbas döneminde, 1647’de tamamlanmış. Tavan ve sütunların çökme tehdidi altında olduğunu üzülerek gördük. Umarım bakıma alınır yakında.

Hasht Behest (8 Cennet) Sarayı: Süleyman Şah tarafından yaptırılmış. Yeşillikler içinde küçük bir saray.

Shahrzad Restoran: Rezervasyon yaptırmayı aman ihmal etmeyin. Unutursanız bile uzun bir bekleme süresini göze almanız gerekiyor, o da restoran çok kalabalık değilse. Gittiğinize değecek. Yemekler nefis ve porsiyonlar fazlasıyla doyurucu.

İsfahan için bana önerilen bir oteli sizinle de paylaşmak isterim: Abbasi Hotel. Bir kervansarayın içinde yer alıyormuş otel. Çok övülüyor. Ben notumu aldım, belki siz de almak istersiniz.

İnternet sorunu

İran’da internet bir problem. Oldukça yavaş olduğunu bilin. Her seferinde kullanıcı adı ve şifre bilgisi de girmeniz gerekiyor. Wifi noktası da çok az. Sosyal medyayla bağlantınız zayıf olacak. Facebook zaten yok ama Instagram serbest.

Ne iyi oldu İsfahan’ı görmek. İran gibi eşsiz bir ülkeyi bu şehirde solumak anlatılamaz, yaşanır. Dilerim yaşarsınız siz de…