Florent Silloray’in “Capa: Kayıp Giden Bir Yıldız” kitabı, yaşamöyküsünü anlattığı Robert Capa’nın ömrü gibi kısa. Nereden başlasam, nasıl anlatsam?

Doğrusu yükte hafif bir öykü bu. Yükte hafif ama duyguda ağır. Aşkların en derini, mesleklerin en zorlusu, fotoğrafların en üzücüsü, yaşamöykülerinin en iddiasız başlayıp en vurucu olanı, hepsi bu kitapta.

O zamanlar dünyada seyahat etmek daha kolay, savaşlar daha acımasız, fotoğraf daha mekanik, anlatılar daha gerçekçi. Fotoğraf, teknik açıdan büyük ilerleme kaydetmiş. İnsanlar artık haberleri fotoğraflardan takip ediyor. Etraf karışık, savaşların biri bitip biri başlıyor. Kitabın turuncu-gri-kahverengi tonları arasında gidip gelen renkler, dönemin kargaşasını ve savaşlarla dolu atmosferini yansıtıyor.

Anlatı boyunca, 20. yüzyılın ilk yarısında Paris, İspanya İç Savaşı, Normandiya Çıkarması ve benzeri sahneler, fotoğrafladığı aktörün eylemine odaklanan bir fotoğrafçının hikâyesinin arka planını oluşturuyor. Dünyanın bütün savaş meydanları tek bir insanın hayatında yer buluyor.

Yaşamının büyük kısmı savaş fotoğrafçılığıyla geçmiş olsa da Capa arada farklı fotoğraflar da çekiyor. 1939 Tour de France’ı sırasında yarışçılardan çok izleyicileri ve atmosferi görüntüleyen ve Match ve Paris-Soir’ı hayal kırıklığına uğratan Capa’nın fotoğrafa yaklaşımı bana biraz, “Ben sanatçı değil, haberciyim,” diyen Ara Güler’i çağrıştırıyor.

Capa: Kayıp Giden Bir Yıldız, Sebla Kutsal’ın duru çevirisiyle Magnum Photos’un kurucularından Robert Capa’nın yaşamöyküsünün izlerini sürdüğümüz incecik bir kahramanlık menkıbesi.

İyi okumalar.

Not: Bir adım ileri gitmek isteyenler Phaidon’dan yayımlanan Richard Whelan imzalı Robert Capa kitabına göz atabilir.

Capa: Kayıp Giden Bir Yıldız, Florent Silloray, Sırtlan Kitap, 2016, 88 sayfa.