Yeni nesil yazar platformu olarak tanımladıkları Yazım Kılavuzu’nun kurucuları Pınar Akseki Falcıoğlu ve Şeniz Baş’la yazar adaylarının merakını giderecek bir röportaj yaptık.

Pınar Akseki Falcıoğlu

Şeniz Baş

Çok yazan ve az okuyan bir ülkede bu takdir edilesi işe soyunmanızın hikâyesi nedir desek…

Herkesin iyi bildiği bir şey var, bizim hayatımız da okumak ve yazmak üzerine kurulu, en iyi bildiğimiz şey bu. Azın sıkıntılarını yaşamışız. Okumak istediğimiz kitaplara ulaşamamışız, yazdıklarımız yerini bulmamış, dostlarımız, meslektaşlarımız bu yolda kan ter döküp istedikleri sonuçları alamamış.

Bu sorunları ve nasıl çözeriz diye konuşurken aslında azı çoğaltmanın yolunu bulalım dedik. Bunu yaparken hem okurlar, hem yazarlar hem de yazı emekçileri için hayallerini, ideallerini gerçekleştirebilecekleri ve güçlerini birleştirebilecekleri bir çatı sunmaya karar verdik.

“Yeni nesil yazar platformu” olarak tanımlıyorsunuz Yazım Kılavuzu’nu. Buradaki “yeni nesil” kritik. Açıklar mısınız?

Yayıncılığın ve yazarlığın bazı yönleriyle eskidiğini ve klasik yöntemlerin bilgiye ulaşmakta, işbirliği geliştirmekte yetersiz kaldığını düşünüyoruz. Yapılacak olan çalışmaların başlıkları değişmese de içeriklerinde, tekniklerinde ve yöntemlerinde değişiklik yapmaya çalışıyoruz.

Köşeler oluşturmaya değil, kolektif bir çalışma alanı oluşturmaya gayret ediyoruz. Dijitalde başlamamız ve bu çalışmalarımızı önümüzdeki dönemlerde daha da çok dijitale kaydıracak olmamız da ulaşılabilir olma gayretinin ifadesi. Mekân, zaman, mesafe engellerini ortadan kaldıracağız.

Yayıncıların sayısı da hızla artıyor, bu bağlı olarak kitap sayısı da elbette. Nitelikli üretim adına bir ümit midir bu, yoksa tehdit mi?

Yayıncılığın bir sektör olabilmesi için bu gelişmeler şart. Yayınevleri açılacak, yazarlar, eserler çoğalacak. İşini iyi yapanlar kalacak, uzun ömürlü olacak. Nitelikten çok nicelikle uğraşanlar ise bir dönem isim de yapsalar, para da kazansalar nihayetinde elenecek.

Bu gelişmeler günün sonunda okurun ve yazarın işine yarayacak. Okur kendi içsel kütüphanesini bu yolla oluşturacak. Kendi okurluk yolunu bulacak. Yazar ise kendisini ifade edebileceği bir yer bulabilecek.

Bu kadar çok yazan varken oldukça yoğun mesaili bir işe imza atmışa benziyorsunuz. Yazım Kılavuzu, her yazanın başvurabileceği bir yer mi?

Çok yazan olması çok yazar olduğu anlamına gelmeyebilir. Biz sayısal değerlerin peşinde değiliz. Amacımız bu işe gönül verenlerin, engelleri aşarak ilerlemek isteyenlerin başvuracağı bir alan yaratmak. Elbette herkes başvurabilir ama bazı değerlendirme ve çalışma kriterlerimiz var. Her dosyayı kabul edemiyoruz.

Yayınevlerine sürekli binlerce dosya gönderiliyor. O dosyaların içinden de çıkamıyor çoğu. Bir yayınevi kendisine gelen dosyaları Yazım Kılavuzu’nun okuma ve raporlama sistemine teslim edebilir mi?

Aslında bunu istiyoruz. Ekip sıkıntısı, zaman sıkıntısı çeken yayınevlerine yardımcı olabileceğimizden eminiz. Bu deneyim ve uzmanlık Yazım Kılavuzu’nda var.

Türkiye’de salt editörlük ve/veya yazar ajanslığı yapan kurum az. Neden artmıyor bu kurumlar sizce?

Biz kendimizi edebiyat ajansı olma yolunda görüyoruz. Yazım Kılavuzu tüm yazı emekçilerinin üretim yapabilecekleri ve bu konuda destek görecekleri bir kurum. Artmıyor çünkü yayıncılık bir sektör olma yolunda kendi kurumlarını üretecek güçte değil. Biz de herhangi bir yayıncılık kurumundan destek almıyoruz mesela, tamamen kişisel güçlerin ve fikirlerin birleşmesinden doğduk. Bu açıklamamız bir tepki alabilir ama kendi gerçeğimizi inkâr edecek değiliz.

Aslında galiba “yazar ajanı”nı da tanımlamak gerekiyor. Ne dersiniz?

Yazar ajanlığı ülkemizde var denemez. Ama ihtiyaç olduğu kesin. İyi kalemleri bulacak, gelişmelerini sağlayacak ve nihayetinde çalışmalarının ederi ve değeri ile yerini bulmasına destek olacak “yazar ajanlığı”nın oluşması şart. Bizim hedeflerimiz arasında en önemlilerinden biridir.

Değerlendirme ekibinizi nasıl oluşturdunuz? Ne gibi kriterleriniz vardı?

Kimisi ortak projelerde çalışma imkânı bulduğumuz kalem erbapları, kimisi yoldaşlığın getirdiği dostluk kimisi de Yazım Kılavuzu’nun hedeflerinin bir araya getirdiği meslektaşlarımız. İdeallerine inandığımız, uzmanlığına güvendiğimiz, bilgilerini paylaşmak için heyecan duyan dostlarımızla bir araya geldik. Destek verdiler, sağ olsunlar.

Sizin “iyi yazan” tanımınız nedir? İyi metnin olmazsa olmazları desek?

İyi yazan, yeni bir imza atabilen, kelimelere yeni anlamlar katabilen, iyi hikâye anlatabilen demek. İyi metnin bir vaadi olmalı, dili güzel ve zengin kullanmaya niyeti olmalı, sağlam bir hikâyesi olmalı.

Yazım Kılavuzu olarak etkinlikler de düzenleyeceksiniz. Program belli mi?

Yazı ve yayıncılık alanında ihtiyaç duyulan alanlarda genelden ziyade bir alanda uzmanlık yaratmaya yönelik atölyelerimiz olacak. Atölye dememizin nedeni buralarda üretim yapılmasını hedeflememiz. Mart ayında iki etkinlik ile başlıyoruz. Gülşah Elikbank ile “Fantastik Roman Yazma Atölyesi” ve Nihan Bora ile “Dijital Yazarlık Atölyesi”.

Bu röportajı okuyan ve kitabının basılmasını hayal edenlere bir çift söz eder misiniz?

Yazma sıkı bir çalışma disiplini, engellerden yılmama gerektirir. Kalem sizin değil, siz kalemin hizmetindesiniz. Ama biz Yazım Kılavuzu olarak, ilk cümlelerinden son cümlelerine kadar yanlarında olmak isteriz.

Eklemek istedikleriniz…

Tüm zorluklarına rağmen uğruna emek verilecek en güzel işlerden birisi yazmak. “Kelimelerinizden hemen vazgeçmeyin!”