İlk kez 1957’de sahneye konan West Side Story müzikali, sinemaya da uyarlanıp en iyi film dahil 10 Oscar kazanana kadarki süreçte 800’e yakın gösterisiyle şanını yürütmüştü. Uzun bir aradan sonra 1980’de 333 ve en son 2009’da 748 performansla tekrar sahneye uyanan Arthur Laurents yapıtı, şimdi yeni ekibiyle uluslararası turnesine devam ediyor.

1950’ler Manhattan’ında batı yakasındaki mahallelerini paylaşamayan Amerikalı ve Porto Rikolu iki çetenin yöreyi sahiplenme çatışmalarını Romeo ve Juliet timsali bir aşk öyküsü etrafında kurguluyor. 

18 Mart’a kadar Zorlu PSM’de 21 performans sergileyecek olan ekibin enerjisi sahneden taşıp seyirciye bulaşan, kakafonisinde kaybettiren, yılların pratiğiyle ustalaşmış muazzam bir dev kadro senkronuna dönüşüyor. Işıklandırması, mahalle dekoru, kostüm ve de geçişleriyle sizi gerçekten Broadway’in ihtişamlı günlerine götürdüğü hissi kaçınılmaz. 

Leonard Bernstein imzalı şarkıların yarım asıra yayılan tutkusu, canlı orkestra eşliğinde devleşirken özellikle filmi hatmetmiş seyirci için bulunmaz nimet. Tüm replik ve şarkı sözlerinin salonun çeşitli mini ekranlarından Türkçe altyazılı olarak verilmesiyle müzikale tamamen yabancı olanlar için de teslimiyet mümkün hale geliyor.

Tematik olarak “farklı dünyaların aşkı”, günümüz algısına biraz Yeşilçam etkisi yapıp fazlaca naif kaçıyor ancak çok ses ve renkliliğiyle dinamik konseptin taşıyabildiği ve sırıtma ihtimalini nötrlediği bir zemin de yaratıyor. Ayrıca bunu zamanının en sevilen anlatılarından “zengin kız fakir oğlan” temelinde ekonomik sınıf ayrışması üzerinden değil de kökensel ayrışma ölçeğinde irdelemesi, halihazırda West Side Story’yi benzer şekspiryen trajedilerden ayırıp kendi evrenini yaratması açısından da klasikleştirmiş.

Birçok popüler kültür organına referans olagelmiş müzikalin başarısına şaşmamalı. Zamanının ötesine geçebilmeyi başaran, modernize edildiğinde dahi egzotik ruhundan ödün vermeyen, tüm zamanlara masal tadında buruk ama harekete geçirici, dönüştürücü, özgürleştirici bir deneyim West Side Story.