Ömür Özdemir, namı diğer ceriLevis, hayatımıza Twitter fenomeni olarak girdi. Twitter’ın dutluk (!) olduğu zamanlar… Önce TV’lerin mutfağında pişti, sonra kendini kameranın önüne attı. Bir süredir ilk kitabı Fazla Şaapma ile gündemde. Yeni bir TV programına hazırlanan Özdemir’in bir de müjdesi var: “Fazla Şaapma‘nın senaryosu yeni bitti. Bu yaz çekeceğiz.”

Tersten başlayalım istersen. Geçen Kasım’da ilk kitabın İnkılâp Kitabevi’nden çıktı: “Fazla Şaapma” Eğlenceli bir dili var. Zaten hayata bakışın da öyle ama hüzün de barındırıyor içinde. Katılır mısın?

Evet, çünkü bir hayata tutunma hikâyesi. Yaşadıklarımıza ne kadar eğlenceli tarafından bakmaya çalışırsak çalışalım, bir tarafımız hep hüzün. Başarısızlıkları, olmamışlıkları, insanın o kaybeden halini komik bir dille anlatırken hüzün de ister istemez seninle geliyor.

Kitap yazma süreci nasıl gelişti? Aklında olmadığını biliyorum, hatta daha önce birkaç teklifi de reddetmişsin…

Ben hiçbir zaman kitap yazmayı düşünmemiştim. Sırf sosyal medyada takipçisi çok diye kitap yazdırılan biri olmak istemedim. Önceliğim hep eğitimini aldığım oyunculuğu yapmak oldu. Oyunculuk anlamında iyi işler yapıp hevesimi alınca ve kitap yazma teklifleri gelmeye devam edince İnkılâp Kitabevi ile bu yola girmeye karar verdim. Aslında yine kitap kafasıyla değil, bir film senaryosu kafasıyla yazdım.

Başa dönersek; herkes seni Twitter fenomeni olarak tanıdı. CeriLevis takma adıyla ünlendin. Nasıl girdin hayatımıza, senden dinleyelim…

İkinci evliliğimin bitme evresinde, ülkede yeni yeni popüler olmaya başladığı zamanlarda kullanmaya başladım Twitter’ı. Yani tamamen can sıkıntısından aslında. Sonra yazdığım şeylerin beğenilmesi ve paylaşılmasıyla geniş kitlelere ulaştım.

“Artık kimsenin kimseye tahammülü yok”

Takip ettiğim kadarıyla eskisi gibi faal değilsin. Bana mı öyle geliyor, sıkıldın mı sanal dünyadan?

Biraz sıkıldığım söylenebilir. Eskiden bu kadar politik bir yer değildi Twitter. Sanal linç diye bir şey yoktu. Şimdilerde insanların başka siyasi görüşleri, başka fikirleri tolere edemediği bir mecra haline geldi. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Küfür kıyamet, fütursuzca saldırıyor insanlar hoşlanmadıkları cümlelere…

Tiyatroyla haşır neşir olmana rağmen işletme okumuşsun. Sen benden biraz küçüksün ama o dönemde gözdeydi işletme bölümü. Maalesef, diyorum ben. Sen nasıl görüyorsun?

Evet, bir zamanlar çok popi bi’ şeydi işletme okumak. Ben de oyuncu olmak isterken başka bir hayata sürüklenen tayfadan biriyim. Neyse ki işletme okumam sayesinde kendi paramı kazanıp tiyatro eğitimi alabildim ve şu an yaptığım işlere bir altyapı hazırlayabildim.

“Gani Abi’ye DM’den yürüdüm”

Televizyonun mutfağındaydın bir dönem. Metin yazarlığı, editörlük yaptın. Skeçler yazdın. Biraz o günlerden bahsetmeni rica edeceğim. Özlüyor musun? Bugün TV’nin geldiği noktayı nasıl görüyorsun?

Levent Kazak’ın projesi Heberler‘de metin yazarlığı yaptım. Sonra Okan Bayülgen’le çalıştım. Ve kısa bir süre de İzzet Çapa ile. Bana hep yazarlık ve editörlük teklifleri geliyordu ana medyadan. Arka planda olmayı sevmediğim için çok isteyerek yapmasam da güzel tecrübeler oldu benim için. Ben bu aralar hazırlayanı ve sunucusu olacağım bir televizyon formatını hayata geçirmeye çalışıyorum. Umarım başarırım ama bugün televizyonun geldiği noktada hiç kolay değil. Televizyonlar risk almayı sevmiyor ve yeni projelere öcü gözüyle bakıyorlar.

İlk oyunculuk deneyimi: Harem dizisinde Mehmet Ali Erbil ile…

Oyunculukta karar kılmış gibisin. Bunun güzel bir başlangıç öyküsü de var. Gani Müjde ile tanışmandan bahsediyorum. Anlatır mısın lütfen?

Gani Abi’ye DM’den yürüdüm ben. Harem adında yeni bir projeye başlayacağını öğrendim ve özel mesajdan “Abi, bu dizide oynatsana beni,” gibisinden bi’ şey yazdım. Ertesi gün ofise çağırdı. Gittim, 15. dakikada falan kostüm provasındaydım. Levent Üzümcü karşımdaydı. Mehmet Ali Erbil, Nurseli İdiz… Rüya gibi bir gündü. Yani Twitter, amaca giden yolda nefis bir aracılık yaptı bana. Şahane bir rolle oyunculuğa başladım.

Yeni bir TV programı yolda

Diziler, filmler… Her oyuncunun er meydanı olarak nitelendirdiği tiyatroya da el attın. Neler yapıyorsun bugünlerde?

Prof. Dr. Üstün Dökmen ile Küçük Şeyler adında bir gösteri yaptık. Üstün Hoca’nın hayata dair anlattıklarını bizler canlandırdık. Şu an tiyatro yok. Yeni sezonda inşallah.

Güzel Köylü setinden bir kare. Ömür Özdemir, “Allahın Hikmeti” rolünde.

Kendini bir oyuncu olarak nasıl buluyorsun?

Bilemedim abi ya. Fena değilim galiba.

Sırada ne var? Seni nerede göreceğiz yakın gelecekte?

Fazla Şaapma‘nın senaryosu yeni bitti. Bu konudaki bilirkişiler beğendiler. Bu yaz onu çekeceğiz inşallah. Onun dışında da her şey yolunda giderse enteresan bir TV programı yapacağım.