“Umut yok umut yok umut yok umut yok umut yok umut yok  umut yok umut yok”

Bir ve birden fazla sarsıntının oluşturduğu ruh durumundan düşen kelimeler bunlar. Aslında kalbin ışıksız tünelinden geçen cümlelerin EKG’si. 17 Şubat 1999’da yirmi sekiz yaşındayken yaklaşık yüz elli adet antidepresan, elli adet uyku ilacı alarak intihara teşebbüs ettikten sonra London King’s College hastanesine kaldırılan, iki gün sonra ayağa kalkıp gece ikide usulca, kimse görmeden hastanenin tuvaletine giderek kendini tuvaletin kapısına ayakkabı bağcıklarıyla asan çağdaş tiyatro edebiyatının yaramaz ve ağzı bozuk kızı Sarah Kane’in cümleleri bunlar.

“4.48’de
çaresizlik her ziyaret ettiğinde
sevgilimin nefes alırken çıkardığı sese
kendimi asmam gerekiyor”

Sarah Kane öldüğünde geride beş tiyatro oyunu ile bir film senaryosu bırakmıştı. Ölmeden kısa bir süre önce tamamladığı 4.48 Psychosis oyunu, henüz hiçbir yerde oynanmamıştı bile.

Şimdilerde Psikoz 4.48 dosyası, hayata geçer geçmez bastıkları kitaplarla kendilerinden çokça söz ettiren Sub Yayınları aracılığıyla Efe Murad’ın çevirisiyle okuyucularla buluştu. Psikoz 4.48, SubPress’in okuyuculara kıyaklarından sadece bir tanesi. Yalnızca bunun için bile Sub Yayınları’na teşekkür etmeli.

Psikoz 4.48, ruhsal dengesi yerinde olmayan birinin akıl hastanesinde geçen günlerini anarşi ve zihinsel bir karmaşa üzerinden okuyucuya veren elli dokuz sayfalık intihar metnidir. Mekân hakkında kısmen bilgi verilse de zaman konusu en az Kane’in yaşadıkları kadar muammadır.

Ünüpo ve bipolar seyrinde kâğıda düşen karmaşık sayılar, halüsine diyaloglar, yüksek ateş içinde bedenin sayıklamaları, acı çelişkileri, güçlü karar alıp zayıflıkla vazgeçişleri, klinik bir depresyon üzerinden kendine zarar vermek istemesi anlatılır. Bunlar Kane’in yaşadığı şeylerdir aslında.

Sarah Kane

“İçinde yaşamak istediğim dünya bu değil,” diyen Kane’in aşkı merkeze alarak yaşadığı güç durumların sayfalarda şiirsel bir anlatımla can çekişidir. Oyunda anlam birliği, karakter betimlemesi ya da kişi sayısına dair herhangi bir bilgi yoktur. Toplumda bir türlü yer edinemeyen bireyin hastaneden yardım isteğidir. Aslında yardım bulmama halini anlatan sürecin şiiridir. Yardım almadıkça, alamadıkça kendine dönerek içine attığı kesikleri, kelimelere dökerek intihara nasıl meyil ettiğini resmeder bize. İsyancı ve başı dik, Tanrıya kafa tutan bir resimdir bu. Koyu renklerle çizilen gecenin sabaha varmadan 4.48’lik resmi.

“aklımın tavanındaki şeytani kesenin
Etrafında kalp yarasının çığlığı olan kasvetli bir ıslık
Durdurun bu savaşı
Ayaklarım boş
Söyleyecek hiçbir şey yok
Ve bu deliliğin ritmi”

Kane’in farkındalığı yüksek ve topluma duyarlı biri olduğunu söylersem onu tanıyanlar ve yaptıklarını takip edenler bana hak vereceklerdir ama bunun yanında, hiçbir zaman kitle için edebiyat yaptığını söyleyemem. İçsel istekleri, yaşamsal kaygıları akustik ve optik halüsinasyonlar, kuruntuları veya düşünce süreçlerinin değişme halini de görürüz anlattıklarında. Hassaslığın incinmiş arka yüzünü bir röntgen gibi tüm çıplaklığıyla gösterir. Adeta kendi intiharını canlandırıyordur. Tinsel çöküşünü alışılmış tüm tiyatro kalıplarını yıkarak gerçekleştirir.

Ne zaman Sarah Kane’i düşünsem bir tren yanaşır; içinde şiirden halatlar, Sarah’ın yüzü ve dudağı arasındaki sigara belirir yüzüme öyle siyah beyaz. Orada durur, birbirimize bakarız, 4.48’de kalbime bir tekme atar ve sallanır ayakları Kane’in…

Yazı: Onur Köybaşı