Türkiye’nin son yıllardaki nefes aldırmaz siyasi, ekonomik ve sosyal girdabında, hele son dönemde iyice ayyuka çıkan usulsüzlüklerin, hukuksuzluğun, yolsuzlukların, yozlaşmanın ışığında pek çok kişi çıkış yolu arıyor malum. Şartları zorlayıp memleket özlemini göze alarak, “Başka bir hayat mümkün,” şiarıyla Türkiye’yi terk ediyor insanlar. Gazeteci Ulaş Gürşat, çok önceden kafasına koyup bu süreçte kararını uygulama cesareti gösterenlerden.

2,5 yıldır Atina’da yaşayan Ulaş, iniş çıkışlara rağmen hayatından memnun. “Yaşam yavaş akıyor, trafik yok,” diyor; sadelikten, insanların yakınlığından bahsediyor. Türkiye’ye dairse pek umutlu değil: “Maalesef birçok kişi için hayatta kalabilmek, günün sonunda eve sağsalim ve akıl sağlığı yerinde dönebilmek çabası içinde geçiyor İstanbul’da yaşam.” 

Atina’ya selam olsun… Söze böyle başlayalım. Nasıl karar verdin Türkiye’den ayrılmaya? Seni bu karara götüren süreçten başlayarak anlatır mısın lütfen?

Türkiye’den ayrılmaya karar vereli epey bir zaman oluyor. Lisedeyken belki de geleceğe dair ümidimi kaybetmiştim ve başka bir ülkede, başka bir yaşamın mümkün olduğunu zamanla gördüm. Atina’dayım 2,5 yıldır. Bu kararı verdikten sonra -daha doğrusu buna istek diyelim- yurtdışındaki şirketlere başvurmaya başladım. Yunanistan’daki bir şirket cevap verince buraya geldim.

Neden Atina’yı seçtin? Daha önce bir bağlantın, tanıdığın var mıydı yoksa bodoslama mı girdin olaya?

Daha önce Atina’ya gidip gelmeye başlamıştım. Şehrin düşük temposu, sadeliği, güzel sahilleri ve insanlarının kafa ve anlayış olarak yakınlığı nedeniyle çok sevdiğim bir şehir olmuştu. Bazı şehirler ziyaret ettiğinizde çok görkemlidir, çok güzeldir ve sizi bir anda çarpar ama yaşaması çok zordur. İstanbul gibi… Bazı şehirlerse aslında gittiğinizde sizde çok büyük bir heyecan uyandırmaz. Turist gözüyle görülesi çok yeri yoktur ama yaşamaya başladığınızda keyfini alırsınız. Turistik zincirden ayrılıp yerli halkın yaşadığı mahallelerdeki hayata aşina olduğunuzda size kendisini sevdirir. Atina da bana göre böyle bir şehir. 

“Atina’nın küçüklüğü, nefes alabilmek için önemli”

Atina ile İstanbul’u karşılaştırmanı istesem… Genel olarak Türkiye-Yunanistan karşılaştırması da yapabilirsin. İnsanlar, yaklaşımlar, duygular… Denildiği gibi birbirimize benziyor muyuz gerçekten de?

Atina, Yunanlara göre çok büyük bir şehir. İstanbullulara göre ise küçük bir şehir. Bu küçüklük, nefes alabilmek için önemli bir özellik bana göre. Trafiğin az olduğu, hayatın yavaş aktığı bir başkent. Bir istanbullu olarak istediğim saatte, istediğim dükkânın açık olmasına, hizmet alabilmeye alışmışım. Akşam 9’da cep telefonu operatörüne gidip fatura ödeyebiliyorsunuz İstanbul’da. Atina’da ise bu pek mümkün değil, diğer birçok Avrupa şehri gibi. Bundan şikâyet etmek de biraz yersiz bir durum çünkü zamanla şunu anlıyorsunuz ki, alışveriş yapacağınız bir dükkânın gece geç saate kadar açık olması demek, orada çalışan kişinin evine çok geç gitmesi demek.

İstanbul’da gece geç saate kadar hizmet alabilmek her ne kadar bir avantaj olarak görünse de aslında bu hepimizin hayatını etkileyen ve bütün işverenlerin aynı şeyi talep etmesine neden olan bir olgu. Bu yüzden işlerimizden çok geç çıkıyoruz. Bunu belki biraz uzun anlattım ama bu anlayışa sahip olduktan sonra Atina’nın neden bu kadar rahat olduğunu anlıyorsunuz. İş, hayatın belki beşinci sırasında Atina’da. İstanbul’da ise iş demek, hayat demek.

Birçok açıdan benziyoruz ama benzemediğimiz noktalar da var. Yemeklerimiz çok benziyor evet çünkü bu yemekleri Atina’ya İstanbul’dan, İzmir’den göçen Rumlar getirdi. Aynı şekilde İstanbul’a ve diğer şehirlere giden Türkler, Yunanistan’dan götürdü. Ama bana göre Yunan mutfağının tamamı, Türk mutfağının yüzde 20’lik bir kısmını oluşturuyor. 

Daha karanlık günlere doğru…

Bundan 3-4 sene önce kıpırdanmalar başlamıştı okumuş, eğitimli kesimin içinde. Esasında daha da öncesinden… Türkiye’den ümidi kesenler, çareyi ülkeyi terk etmekte buldu, buluyor. Bu gidiş, son dönemde iyice hızlandı. Sen nasıl görüyorsun bu bakışı?

Ümitsiz konuşmak istemem ama özellikle bu kesimin memlekete elveda demesi, daha karanlık günlerin habercisi gibi. Şu an için bunu belli vasıflara sahip bir kesim veya cebinde parası olup başka bir vizyona sahip insanlar yapabiliyor. Hayatın bir defa yaşandığı gerçeğini idrak ettikten sonra zaten çok zor da bir hesap gerektirmiyor. Eğer vizyonunuz, fikirleriniz, hayalleriniz bir yere uymuyorsa hayallerinizden vazgeçmek yerine o hayalleri, planları gerçekleştirebileceğiniz bir yere gitmeniz gerekir. Maalesef birçok kişi için bu hayalleri gerçekleştirmek bir yana hayatta kalabilmek, günün sonunda eve sağsalim ve akıl sağlığı yerinde dönebilmek çabası içinde geçiyor İstanbul’da yaşam. 

Vatandaşlık hakkı kazanmak kolay değil

Herkesin merak ettiği soru; Yunanistan özelinde vatandaşlık, oturma izni nasıl alınıyor? Belli bir paranın olması gerekiyor herhalde? Hükümet bu konuya nasıl yaklaşıyor? İçeriden biri olarak söyleyeceklerinin ışık tutacak…

Yunanistan’da 250 bin euroluk bir yatırım, kalıcı oturma izni sağlıyor. Bu ihtimal dışında eğer çalışmak için geliyorsanız sizi davet eden şirketin bu konuda girişimlerinin olması gerekiyor. Vatandaşlık ise Yunanistan’da çok zor bir şey. Burası Ortodoks Helen Cumhuriyeti olduğu için vatandaşlıkla ilgili oldukça zor bir prosedür karşınıza çıkıyor. Eğer evlenmediyseniz ve çocuğunuz yoksa bu süreç, 20 yılı bulabiliyor. Evliyseniz ve çocuklarınız varsa bu süre 5 yıla kadar düşebiliyor.

Atina’da günlerin nasıl geçiyor? Hayatını nasıl kazanıyorsun?

2,5 yıl boyunca bir çağrı merkezinde çalıştım. Türkiye’den bunu yapan çok fazla arkadaş var burada. Bir kısmının doktorası var, bazıları mühendis… Bir çağrı merkezinin görüp görebileceği en yüksek profilde, vasıfta ve yetenekte insanlar bir arada çalışıyor. Bu, işin iyi bir gelir getirmesinden değil, Yunanistan’da çalışma izni sağlamasından dolayı olan bir durum. İşi bıraktım, şimdi evden freelance işlerle geçimimi sağlamaya çalışıyorum.

Hiç pişman oldun mu? Benim burada ne işim var, dedin mi kendi kendine?

Çalıştığım süre içerisinde bu hissi yaşadım ama iş bitip kendimi sokağa attığımda hep, “İyi ki buradayım,” dedim.

Bir gün Türkiye’ye dönmeyi planlıyor musun? Geleceğe dair düşüncelerin nedir?

Dönmek zorunda kalırsam, dönerim diye düşünüyorum. Geleceğimle ilgili olarak burada başka seçenekler aradığım bir döneme girdim. Bunları olabildiğince zorlayacağım…