“Artık eşek sesi duymaz olduk,” dedi annem.

Önce ne dediğini anlamadım. Devam etti.

“Sen umursamıyorsun ama bak cidden, köyde eşek kalmadı ve bu hiç iyi bir şey değil!”

Evet, gerçekten de hiç dikkat etmemiştim. Sonra bir baktım, bizim köydeki eşek nüfusu son birkaç yılda bitivermiş. Eskiden eve giderken eşeklerin sırtına, ilerideki ormandan çalı çırpı yükleyen teyzeler artık yok.

Öyle, millet kaçak et falan diyor ama asıl nedeni bu. Yoksa Bursa’nın merkezindeki Mudanya’da, zaten zeytin zengini köylülerin pek de kaçak eşek etine tamah edeceklerini sanmıyorum.
Ki öyle de değilmiş, meğer bizim teyzeler ATV’nin üstünde artık topluyorlarmış çalı çırpıyı…

“Neden?” diye sordum. “Eşeğin bakımıdır, yemidir, ATV’nin mazotuna eşdeğer. Böyle daha rahat,” dediler.

Zaten bizimkilerin de yıllar önce önü deniz, arkası orman dedikleri köyde de sabahları horoz sesiyle değil, yanda devam eden villaların inşaat gürültüleriyle uyanır olduk.

Tamam, belki artık bizim orası şehrin bir parçası oldu ama bir baktım Türkiye’de de on beş yılda eşek nüfusu yüzde elliden fazla düşmüş. Bu hızla gidersek herhalde ileride çocuklarımıza “Arkadaşım Eşek” şarkısını dinletince, “O ne?” diyecekler bize. Birine gözleri çok güzel diye eşek gözlü deyince, karşımızdaki Google’dan eşeğin gözlerinin nasıl olduğuna bakacak.

Sadece eşek mi, bu gidişle birçok şeyi anlatınca fotoğraflarından göstermemiz gerekecek.

Belki eşekleri, belki sokakta oynadığımız oyunları, belki de artık bir gökdelen ve trafik çöplüğüne dönen İstanbul’un bir zamanlar ne güzel olduğunu…

Eskiden distopyalar bana çok gerçekçi gelmezdi, şimdi bazen Tahsin Yücel’in Gökdelen romanını hatırlıyorum, belki de olur diyorum. Biz ütopyaları düşlerken hayat distopya mı getiriyor, nedir?

Anneme de böyle söyledim.

“Olsun, hadi git bize iki çay getir, hayat illaki kendi yolunu bulur,” dedi.

Gülümsedim. Döndüğümde internetten “Arkadaşım Eşşek” şarkısını açmış, beni bekliyordu. Gülümseyerek dinledik.

Kaç yıl oldu saymadım, köyden göçeli / Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli / Hiç haber göndermedin o günden beri /Yoksa bana küstün mü, unuttun mu beni?
Dün yine seni andım, gözlerim doldu / O tatlı günlerimiz bir hayal oldu / Ayrılık geldi başa, katlanmak gerek / Seni çok çok özledim, arkadaşım eşşek…