Güney Fransa’nın hoş köşelerinden Marsilya ve çevresi; özellikle de Aix-en-Provence bana memleketim Antakya’yı hatırlatıyor. Geçenlerde oradaydım, iki güzel gün geçirdim. Kısa bir kaçamak için ideal bir rota sunuyor Aix-en-Provence. Tavsiye ederim…

Marsilya, Fransa’nın güneyinde yer alan bir liman şehri. Cezayir ve Fas asıllı nüfusu çoğunlukta. Şehrin kendisinden çok çevresi meşhur. Paul Cézanne’ın yaşadığı Aix-en-Provence, Van Gogh’un yaşadığı Arles ve Avigon ile St. Remy bölgeleri çok keyifli. Doğal yapısı bozulmamış kasabaların kendilerine has farklı yapıları var.

Ben Aix-en-Provence’da kaldım. Buranın sokaklarında hiç yabancılık çekmiyorum. Memleketim Antakya’dayım sanki. Binalar ve kasabanın dokusu inanın çok benziyor benim topraklarıma. Anneme ve kardeşime video çekip gönderdim, “Antakya’da mısın?” diye sordular, o kadar yani…

Türkiye’nin batısı ve güneyinden esintiler taşıyor

Bir tarafı da Kaz Dağları gibi. Aslına bakarsanız; tüm bölgede Türkiye’nin batısı ve güneyinden esintileri görebilirsiniz. Tek fark, daha bakımlı bahçeler ve daha bilinçli çiftçiler…
Cumartesi günleri yakın yerlerde pazarlar kuruluyor. Ev eşyaları, antikalar, sebze, meyve ve çiçek… Ne ararsanız var. Nasıl güzel ve ucuz, anlatamam. Yakın olsa bir kamyon dayayıp her şeyi buradan alacağım. Hele en sevdiğim şakayık inanılmaz ucuz. Bizde bir demeti 150 TL civarındayken burada 10-20 euro arası… 

Kaldığım butik otel Villa Gallici de çok güzeldi. Bahçesi çiçekler ve sanat eserleriyle dolu… 

Küçük bir kaçamak

İki günlük kaçamağımın ilk gecesinde 2 Michelin Yıldızlı L’Esprit de la Violette’te yemek yedim. Bir karıkoca işletiyor.

İlk gelen tabak, sürprizliydi. Zeytin ezmeli tatlı makaron ve kırmızıbiber ezmeli marşmelov. Makaron, gerçekten çok lezzetliydi. 10 üzerinden 9 ama biberli olan, eh işte; çok da akılda kalacak gibi değildi. Benden en fazla 5…

Tereyağlı kuşkonmaz ve ezilmiş siyah sarmısağa bulanıp kızartılmış yumurtayla devam ettim. Yine farklı bir lezzetti. 

Arada minik bir tabak yolladılar. 40 yıl düşünsem bu kırmızı kübün içinde çilek ve ahtapot olacağı aklıma gelmezdi. Muhteşemdi. Buna da 10 üzerinden 9 verdim.

Ana yemekte hem etten hem de balıktan tattım. İkisi de lezzetliydi ama daha iyisi olabilirdi.

Moleküler gastronominin iyi bir örneği

Tatlı yiyecek halim kalmadı. Yine de şef, benim de şef olduğumu duyunca ikramda ısrar etti. Havyar kutusunda, elma suyundan elde edilen havyar topları altında tiramisu tadında bir çizkek. Moleküler gastronominin güzel bir örneği, tadı fazlasıyla iyi ki genellikle moleküler gastronomide tatlar çok da güzel gelmez bana.

Ertesi gün otelin bahçesinde hayal kırıklığı yaratan bir kahvaltı ettim. Berlin’deki Adlon Hotel’in kahvaltısından sonra burası bayağı zayıf geldi. Otelimiz keyifliydi ama yemek ve kahvaltı çok zayıf. 

Paul Cézanne, müze haline getirilen evinde yaşatılıyor…

Müzeleri mutlaka ziyaret edin

Gezilecek çok yer yok bölgede. Brasserie, kafe ve restoranların olduğu bir meydan ve birkaç ufak müze… Paul Cézanne’ın evi küçük bir müze haline getirilmiş. Ulusal Müze’de de Cézanne’ın yanı sıra Van Gogh ve Manet’nin eserleri sergileniyor. Bu bölge, çok uzun süre ressamların yaşayıp eserlerini yarattıkları bir yer olmuş. Bunun etkisi hâlâ hissediliyor.

Sonuç olarak, bana memleketimi hatırlatan Aix-en-Provence’da hoş vakit geçirdim. Burası küçük bir kaçamak için ideal.