“Seksen yaşında olduğumun kuşkusuz farkındayım. Her an ölebileceğimi umuyorum ama yaşamayı sürdürmekten, hayal kurmak benim işim olduğuna göre hayal kurmayı sürdürmekten başka ne gelir elimden? Durmadan hayal kurmalıyım, sonra da o hayaller sözcüklere dönüşmeli, ben de o sözcüklerle boğuşmalı, onlarla elimden gelenin en iyisini ya da en kötüsünü ortaya koymalıyım.”

Çağının en büyük edebiyatçılarından Jorge Luis Borges, öykü, şiir, deneme gibi türlerin sınırlarını bulanıklaştıran bir yazar. Yaşama, ölüme, edebiyata, sanata, seyahate ve daha nice konulara değindiği bu sohbetlerde de söyleşi kalıbına sığmayı reddediyor. Dinleyicilerine, “Ne de olsa kalabalık bir yanılsamadır. Kalabalık diye bir şey yoktur. Ben sizinle teke tek konuşuyorum,” diyor. Gerçekten de sayfadan uzayıp okurlarıyla da teke tek konuşmayı başarıyor.

Karabasanlar, labirentler, aynalar gibi edebiyatında önemli yer tutan temalar, Eski İngilizce ve Eski İskandinav sagaları gibi hayatı boyunca ilgisini çekmiş konular, Whitman ve Poe gibi el üstünde tuttuğu yazarlar, Borges’in seksenli yaşlarında yaptığı bu sohbetlerin hepsinde iç içe geçmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Borges Sekseninde, ustayı yakından tanımak isteyenler için samimi ve eşsiz bir portre çiziyor.

“Ben ihtirasları olmayan biriyim. Bir hata olduğumu, insanların beni gözlerinde büyüttüklerini sanıyorum. Gereğinden çok fazla değer biçilmiş bir yazarım. Ayrıca beni ciddiye aldığınız için sizlere teşekkür borçluyum. Ben ciddiye almıyorum kendimi.”

Willis Barnstone

1927 doğumlu Amerikalı şair, çevirmen, Kitabı Mukaddes bilgini, denemeci ve ressam. Indiana Üniversitesi onursal profesörü. Son kitapları arasında, Café de l’Aube a Paris (Pa-ris’te Şafak Kafesi), The Gnostic Bible (Gnostik İncil), The Restored New Testament (Düzenlenmiş Yeni Ahit) ve ABC of Translation (Çevirinin ABC’si) bulunuyor. Border of a Dream: Selected Poems of Antonio Machado (Bir Rüyanın Sınırı: Antonio Machado’nun Seçilmiş Şiirleri) adlı çalışması 1993’te Lannan Edebiyat Desteği aldı.