Doğan Kitap, “Hayalet”, “Venedik’in Gözleri”, “Hayalet Gelin”, “Şans Bileziği, İran: Gül, Bülbül ve Şiir Ülkesi”, “Parfümün Gizemi”, “Fransız Kadınları Yüzünü Gerdirmez” ve “TED Konuşmaları” kitaplarını yayımladı. 

Polisiyenin 1 Numaralı İsmi Jo Nesbo’dan Hayalet

Leopar romanında yaşadığı büyük travma (ve yüzünün yarısını kaplayan yara iziyle) Hong Kong’a dönen Harry, Oslo’yla bağlarını koparmıştır. Artık bir polis de değildir. Ancak Rakel’in oğlu Oleg’in cinayetten tutuklandığını ve tüm delillerin onun suçlu olduğuna işaret ettiğini öğrenen Harry, Norveç’e gider. Uyuşturucu âlemine girmek zorunda kalan Harry tek başına tehlikeli bir araştırmaya girişecek ve oğlu yerine koyduğu Oleg’in suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışacaktır.

Polislikten men edilen Harry tek başına giriştiği soruşturmada, Oslo sokaklarına hükmeden bir uyuşturucu çetesinin peşine düşecek ve Oleg’i kurtarmak uğruna kendi hayatını tehlikeye atacaktır. Geçmişin hayaletleri ve en iyi dostu Jim Beam onu kovalarken…

Oslo Suç Masası Şefi Gunnar Hagen döner koltuğunda arkasına yaslanıp, keten takım elbiseli adama baktı. Üç yıl önce son görüşünde bu adamın yüzünde kan kırmızısı, dikilmiş bir yara vardı ve ayakta durmakta zorlanır gibiydi. Ama Hagen’in eski astı şimdi sağlıklı görünüyordu, çok ihtiyacı olan birkaç kiloyu almıştı, omuzları da takım elbise ceketinin omuzlarını dolduruyordu. Takım elbise. Hatırladığı kadarıyla Hagen bu cinayet dedektifini daha önce hep kot pantolon ve botlu görmüştü. Diğer fark, Harry’nin yakasındaki, personelden değil ziyaretçi olduğunu gösteren etiketti: HARRY HOLE.

Ama koltukta oturuşu aynıydı; oturmaktan çok uzanıyordu…

Venedik’in Gözleri

Yıl 1203… Avrupa yeni bir haçlı seferine hazırlanıyor… Amaç, Kudüs’ü Müslümanlardan geri almak!
Ancak Hıristiyan âleminde kısa sürede ihtilaflar baş gösteriyor…

Haçlılar yeni bir sefer için Venedik’e muhtaç; Venedik Dükü Dandolo ise yıllar evvel gözlerini bıraktığı Bizans’tan intikam alma peşinde…

Bin bir güçlükle kurulan Haçlı donanması Konstantinopolis surlarının önüne demirliyor… Şehirlerin Kraliçesi için karanlık günler başlamak üzere…
Zira Haçlı baronlarının gözü para ve topraktan başka bir şey görmüyor…

Betül Kılıç’ın kaleminden Venedik’in Gözleri, okuru on üçüncü yüzyıl Konstantinopolis’in sokaklarında gezintiye davet ederken dönemin kusursuz bir atmosferini de çiziyor… Bir yanda savaş, kazanma hırsı ve bitmek bilmez entrikalar, diğer yanda her zamanki gibi insanlık halleri ve aşk var… Hem de en imkânsızından bir aşk…

Hayalet Gelin

Şaşkınlıktan devirdiğim masanın üstündeki hokkanın mürekkebi uğursuz bir siyah leke halinde gazetenin üstüne yayıldı. Ölmüş biriyle evlendirme âdeti pek yaygın değildi; genellikle bir ruhu teselli etmek için yapılırdı. Bazen, erkek çocuk doğurmuş bir metresin öldükten sonra eş statüsüne yükselsin diye resmi olarak evlendirildiği olurdu veya trajik bir şekilde ölen iki sevgili ölümden sonra bu şekilde nikâhla birleştirilirdi. Bu kadarını biliyordum. Yine de yaşayan birini bir ölüyle evlendirmek çok nadir ve açıkçası korkunç bir olaydı.

19. yüzyıl Malaya’sı… Li Lan babasının borçlarını temizlemek için eski geleneklere uygun olarak bir hayaletle evlenecek… Zengin ve soylu Lim ailesinin oğlu Lim Tian Ching’le. Çünkü Lim Tian Ching’in ruhu sadece ölmeden önce görüp âşık olduğu Li Lan ile evlendiğinde huzur bulacak. Ama Li Lan’ın gönlü malikânede gördüğü bir başka erkeğe ait. Müstakbel eşinin kuzeni Tian Bai’ye. Hem de Lim Tian Ching’in hayaletinin, kendisinin katili olmakla suçladığı Tian Bai’ye.
Li Lan için seçim zamanı artık. Gerçek dünyanın zenginliği mi, yoksa ruhun ölümsüz aşkı mı?

Yangsze Choo’dan Çin gelenekleri, mistisizm ve romantizmin harmanlandığı heyecan verici bir ilk roman.

Şans Bileziği- Üç Kuşak Kadının Büyüleyici Hikâyesi…

Arden bir internet sitesinde editör olarak çalışır ve yaşadığı hayattan hiç memnun değildir. Kızı Lauren yetenekli bir sanatçı olmasına rağmen annesinin baskısıyla üniversitede işletme okumaktadır. Arden’in annesi Lolly ise yetmiş yaşında, anılarına ve hayata tutkuyla bağlı biridir.

Arden annesiyle ilgili beklenmedik bir telefon alır ve kızı Lauren’la birlikte annesinin Michigan Gölü’nün kenarındaki evine giderler. Lauren ile Arden yaşlı kadının hafıza sorunları olduğunu fark ederler. Lolly’ye demans teşhisi konunca bu üç kadın yazı birlikte geçirirler.

Ziyaretleri boyunca Lolly kızına ve torununa aile yadigârı şans bileziğindeki her bir tılsımla ilgili bir hikâye anlatır. Şans bileziğindeki her tılsımla, üç kadın ailenin önemini ve yaşama tutkusunu yeniden keşfederler.

Kitaptan alıntı:
Hava kararıyordu, uzanıp elini tuttum, bileklerimiz birbirine dokundu, bileziklerimiz şıngırdadı. Kıkırdadım. Her zamanki gibi bileziğinde asılı olan tılsımları tek tek yoklayıp
bakmadan ne olduklarını tahmin etmeye çalıştım. Bu oyunu yıllar önce icat etmiştim.
Annem her tılsımın öyküsünü ve açıklamasını anlatıyordu. Söylediklerinin hepsini ezbere biliyordum. En sevdiğim, hep oynadığım tılsımları aradım parmaklarımla:
“Güzellikle, özenle verilen anlamlı kararlarla dolu bir hayat için, bütün dileklerinin gerçek olduğu bir hayat için!”

İran: Gül, Bülbül ve Şiir Ülkesi

MÖ 4000’lere dayanan tarihi ile dünyadaki en eski sürekli uygarlıklardan birine ev sahipliği yapan İran, seyyah Fazlı Bulut’un rehberliğiyle İran: Gül, Bülbül ve Şiir Ülkesi kitabında.

Bulut’un 2002-2012 yılları arasında İran’a gerçekleştirdiği seyahatlerle, ülkenin en önemli merkezlerinin kültürü, sosyolojisi ve tarihiyle anlatıldığı kitap, bu gizemli topraklara farklı bir ışık tutuyor.

İran’ın, tarihsel ve kültürel bakımdan on bir önemli şehrine yer veren Fazlı Bulut, gezisine Türkiye-İran sınırından itibaren Tebriz’le başlıyor ve sırasıyla Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Kaşan, İsfahan, Şiraz, Persepolis, Yezd’le devam ediyor ve Bem’le noktalıyor.

Tebriz’deki Şairler Mezarlığı’ndan Kum’daki Fatıma-i Masume Türbesi’ne Kaşan’daki İran bahçelerinden Tahran’daki Gülistan Sarayı’na kadar İran’ın eşsiz güzellikteki mekânlarını anlatıyor.

Bulut kitabında ayrıca Firdevsi, Hafız, Sadi, Şehriyar, Furuğ gibi önemli şairlerin yaşamöykülerine ve şiirlerine de yer veriyor.

Parfümün Gizemi

Elena’nın eşine az rastlanır bir yeteneği vardır: Bir parfümün içindekileri sadece koklayarak ayırt edebilmektedir. Ailesinde nesilden nesile geçen bu yetenek bir lütuf olduğu kadar aynı zamanda bir yüktür. Özellikle de havada annesiyle olan acı dolu anılarını hatırlatan kokular olduğu zaman…

Elena bir aile geleneği olan parfümcülükten uzak durmak için elinde geleni yapmış, bu uğurda evinden ayrılıp nişanlısıyla bir lokanta açmıştır. Ancak uğradığı ihanet geleceğe dair tüm hayallerini yerle bir ettikten sonra en sevdiği arkadaşı Monique’in ısrarları üzerine Floransa’dan Paris’e taşınır. Orada çiçeklerin, otların ve baharatların kokuları arasında hiç de yalnız olmadığını hisseder.

Bir kez daha parfümlerle içli dışlı olan Elena, büyük ninesi 17. yüzyıl parfümörü olan Beatrice’in günlüğünde bahsi geçen Mükemmel Parfüm’ün tarifi peşinde koşmaya başlar. Kendisini gizemli kokulara ve geçmişte kalmış hatıralara açarken aslında olması gereken kadının gerçek özünü keşfeder.

Fransız Kadınları Yüzünü Gerdirmez

Hepimiz yaşlı görünmekten korkarız. Bu korkuya Fransızların yaklaşımı şöyledir: “Aynada, olduğum kişiyi görüyorum. Bunu kabul ediyorum ve bununla barış içindeyim ama gönderdiğim mesajı düzenleyebilmek için kontrolüm altındaki her şeyi yapacağım.”

Fransız Kadınları Yüzünü Gerdirmez kitabı, yaşlanmak kaçınılmaz olsa da “kendini bilmek” üzerine kurulu bir stratejiye, sağduyuya ve bir yaşama sevincine sahip olmak gerektiğini, “güzel bir duruşla” yaşlanmanın önemini anlatıyor.

Bütün dünya onu, Fransız Kadınlar Niçin Kilo Almaz? kitabıyla tanıdı. Mireille Guiliano bu kez her zaman seksi, her zaman bakımlı ve her nasılsa hep genç kalmayı başaran Fransız kadınlarının gençlik ve güzellik sırlarını anlattı…

Mireille Guiliano kıvrak zekâsı ve akıllıca tavsiyeleriyle her yaşta bakımlı olmanın ve kendini muhteşem hissetmenin sırlarını bu kitapta okurlarıyla paylaşıyor. Moda, cilt bakımı, makyaj, sağlık, egzersiz, yemek, mizah ve seks… Bir kadını ilgilendiren her konuda paha biçilemez tavsiyeler sunuyor. Ama bunlar, herhangi bir yerde bulunabilecek türden tavsiyeler değil; her biri, Fransız kadınlarının herkesten sakladığı güzellik ve gençlik sırları!

TED’in kurucusundan iyi konuşma yapmanın sırları

Chris J. Anderson 2002 yılında TED’in başına geçerek bu platformdan dünya çapında bir fenomen yaratmayı başardı. TED Konferansı’na konuşmacı araştırmak için ekibiyle beraber dünyayı dolaşan ve iyi konuşma yapmanın inceliklerine yıllardır kafa yoran Anderson, bu rehberde en çok izlenen TED konuşmacılarının sırlarını, içeriği nasıl hazırladıklarından giyinirken neye dikkat ettiklerine kadar tüm detaylarıyla bir araya getirdi.

Bu kitabın amacı, seyirci karşısında etkili konuşma mucizesine nasıl ulaşılacağını anlatmak ve elinden gelenin en iyisini yapabilmesi için okuru donatmak. Anderson’a göre insanlara konuşma yapmak, zihnimizin derinliklerinde yer etmiş antik bir sanat. Hitabet olarak bildiğimiz bu sanat matematik ve diğer bilim dalları gibi okulların müfredatına yeniden girmeli.

Yüzlerce, binlerce yıl öncesine tarihlenen arkeolojik keşifler, atalarımızın ateş etrafında buluştukları ortak buluşma alanları olduğunu ortaya koydu. Dünya üzerindeki tüm kültürlerde, dilin gelişmesiyle birlikte insanlar hikâyelerini, umutlarını ve düşlerini paylaşmayı öğrendi. İşte bu kitap, yeniden bir ateş yakmayı öneriyor. Tıpkı atalarımızın ateş etrafında bir araya gelerek birbirlerinin öykülerini dinleyişleri gibi bugün de etkili bir konuşmayı canlı olarak dinlemenin –ya da TED platformunda olduğu gibi internet aracılığıyla izlemenin– bizleri dönüştüreceğini söylüyor.

Adı İngilizce teknoloji, eğlence ve tasarım sözcüklerinin baş harflerinden oluşan TED, “paylaşmaya değer fikirler” sloganıyla dünyada milyarlarca kez izlenen konuşmalara ev sahipliği yapıyor. TED meraklıları için müthiş bir rehber olan TED Konuşmaları, fikirleriyle etki yaratmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.