“Avrupa’nın Katli”, “Iza’nın Şarkısı”, “Zan”, “Mitologya”, “Küçük Mitologya Sözlüğü”, “Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları -Kantemiroğlu (1673-1723) ve Edvâr’ının Sıra Dışı Müzikal Serüveni” kitapları YKY tarafından yayımlandı. 

Avrupa’nın Katli (1918-1939)
Siyasi bir Tarih

Ünlü tarihçi Howard M. Sachar, Avrupa’nın Katli’nde, Avrupa’da 1918-1939 yılları arasında ve sonrasında gerçekleşen siyasi suikastları ele alarak, 20. yüzyıl Avrupa’sının trajedisini yaratıcı ve sürükleyici bir dille anlatıyor.

Kamuoyunun yakından tanıdığı önemli isimlerin büyük sıkıntılarla dolu bir dönem olan Birinci Dünya Savaşı sonrasında maruz kaldıkları korkunç ölümleri araştırarak çok daha geniş bir tarihi gözler önüne seriyor: Avrupa uygarlığının ahlaki ve siyasi çöküşü ve İkinci Dünya Savaşı’na sürüklenmesi.

Çarpıcı bir üslup

Sachar, Almanya’da birbirini izleyen ve nihayetinde Weimar Cumhuriyeti’nin çökmesine ve Hitler’in iktidara gelmesine zemin hazırlayan Rosa Luxemburg, Kurt Eisner, Matthias Erzberger ve Walther Rathenau suikastlarının izini sürüyor. 

Zweig’ların ölümü

Kitabın son bölümünde ise Stefan ve Lotte Zweig’ın birlikte ölümlerine giden yolda yaşadıkları ayrıntılarıyla ele alınırken, bu bölüm hem Sacher’ın Avrupa genelinde oluşan yeni tablo hem de bizzat Eski Dünya’nın katledilişi için düşündürücü bir metafor işlevi görüyor.

İza’nın Şarkısı

Iza, babası ölünce yalnız kalan annesini yanına almak ister. Doktor kızıyla gurur duyan yaşlı kadın, sürdürdüğü taşra hayatını, anılarını, alışkanlıklarını, bir anlamda kimliğini bırakıp başkente taşınır. Ne yazık ki, yirminci yüzyılın ikinci yarısında, savaş sonrasında büyük bir hızla değişen Macar toplumunda, yalnızlık ve kuşak çatışması anlamına gelmektedir bu.

Szabó, ilk kez 1963 yılında yayımlanan romanında, insani değerlere en bağlı, en idealist kişilerin bile yakınlarını anlamakta nasıl yetersiz kalabileceğini, insan ilişkilerine sızan empati yoksunluğunu anlatıyor.

“Magda Szabó’yu keşfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir. Yazmakta olduğu bütün kitapları alın, ileride yazacaklarını da.”
– Hermann Hesse

Zan

70’li yılların tekinsizliğinden filizlenen “eli kanlı” bir büyüme hikâyesi.

Siyasi gerginliğin had safhada hissedildiği, kutuplaşmanın keskin olduğu bir Türkiye. Nüfuzlu bir ailenin üniversite çağındaki oğlu İrfan, aşkın dönüştürücü gücüne kapılarak bilmediği sulara yelken açar. Kendisini ispat etmek için çıktığı yolda Ankara, Akçakoca, İstanbul üçgeninde sürüklenen İrfan’ın cüretkârlığının bir sınırı yoktur.

Atmosfer yaratmaktaki ustalığıyla dikkat çeken Hasan Gören, ilk romanı Zan‘da sürükleyici bir dille kotardığı iç burkan bir hikâye anlatıyor.

Sıraladığımız dört olasılığın ikisinde İrfan ölü, birinde katil, diğerinde ise yaşıyor ve suçsuz. Şimdi, ölme, katil olma ve suçsuz kalma durumlarını İrfan’ın tercihlerine göre değerlendirecek olursak, o kendisi için en kötüsü olan ölümden kaçınmaya çalışmış, en iyi durum olan suçsuz kalmayı ise başaramamıştır. Peki nasıl yapabilirdi bunu?

Mitologya

Behçet Necatigil’in “Mitologya” kitabı, mitolojiyle ilgili genel kitaplardan farklı olarak soru-cevap şeklinde hazırlanmış. Sadece Yunan ve Latin mitologyasının temel niteliklerini ve iç bağlantılarını ortaya koymakla kalmayan kitap, aynı zamanda Türk edebiyatının mitolojiyle ilişkisini de sergiliyor.

Yine Behçet Necatigil’in hazırladığı Küçük Mitologya Sözlüğü ile birbirini tamamlar nitelikteki Mitologya kitabı, gerek Yunan ve Latin tanrılarının temel özellikleri ve karşılaştırılmaları, gerek farklı mitologyaların benzerlik ve farklılıkları, gerekse anlamayı ve akılda tutmayı kolaylaştırıcı tematik kategorilendirmelerle mitolojiye ilgi duyan okurlara rehberlik etme işlevini sürdürüyor.

 

Küçük Mitologya Sözlüğü

İlk baskısı 1957 yılında yapılan “Küçük Mitologya Sözlüğü”, Behçet Necatigil tarafından, başta İlyada ve Odysseia olmak üzere, Yunan ve Latin klasiklerinde geçen Eski Yunan efsaneleri ve bu efsanelerle ilgili adların ve olayların özetlenmesi, hatırlanması ve aralarındaki bağlantıların gösterilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Mitolojiyle ilgili az sayıda kaynağa ulaşılabilen bir dönemde tekrar basılan sözlük, bugün de değerini korumakta ve mitolojinin zengin dünyasına Behçet Necatigil’in kaleminden farklı bir ilk adım atılmasını sağlamaktadır.

 

 

 

Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları
Kantemiroğlu (1673-1723) ve Edvâr’ının Sıra Dışı Müzikal Serüveni

‘”Kantemiroğlu adıyla bildiğimiz Boğdan Prensi Demetrius Cantemir’in (1673-1723) ömrünün toplam olarak yirmi iki yılını geçirdiği İstanbul’da büyük bir ihtimalle son şeklini 1703 ve 1710 yılları arasında verdiği ve ‘Kantemiroğlu edvârı’ diye adlandırageldiğimiz Kitabu‘ilmi’l-mûsıki ‘alâ vechi’l-hurûfât adlı eseri geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi tarihinin en önemli metinlerinden biridir.

Bir tarihçi açısından bakıldığında musıki geleneğimizin on yedinci yüzyılı en ilginç fakat eldeki tarihî belge ve bilgi azlığı dolayısıyla da incelenmesi en zor yüzyılıdır. Dönemin musıki kaynaklarının belki en önemlisi olan Kantemiroğlu edvârını öncelikle bir somut bilgi kaynağı, geleneksel Osmanlı/Türk musıkisinin oluşum dönemine ait bir tarihî belge sıfatıyla değerlendirebilmek önem taşıyor.’’

Cem Behar, Kantemiroğlu’nu merkeze alan Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları isimli kitabıyla Türk musıki tarihine dair özgün çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor.