“Eski Türk filmlerinde, Nubar Terziyan’ın meyhaneleri vardı ya, işte öyle bir yer,” demişler internet sitelerinde. Ne eksik, ne fazla. Cibalikapı Balıkçısı, önce Cibali’de açıldı, sonra Moda’da. Sahibi, eski gazeteci Behzat Şahin. Darısı başımıza!

Pek çok gazetecinin hayalidir günün birinde kavgayı, gürültüyü, haber peşinde üç kuruş için koşturmayı geride bırakıp bir bar, kafe ya da restoran açmak. Pek azı başarır, açanlar da kısa sürede batar. Çünkü bilmezler ticaretin dinamiklerini. Kolay gelir ama aslında dünyanın en zor işlerinden biridir işletmecilik…

2001’den bugüne

Bunları neden mi yazdım? Hayalini gerçekleştirmiş bir adamdan bahsedeceğim çünkü size… Gazetecilik camiasının yakından tanıdığı bir isim Behzat Şahin. Yıllarca o gazete senin, bu televizyon benim çalışmış durmuş. En son çalıştığı televizyon kanalı kapının önüne koyunca durup düşünmüş uzun zaman, “Ne yapabilirim bundan sonra?” diye. Aldığı tazminat suyunu çekerken gözünü karartıp lokanta işine girmeye karar vermiş. Eş dost keseleri birleştirmişler… Behzat, “Kervan yolda düzülür,” deyip kolları sıvamış.

Cibali-Balat hattının henüz bu kadar popüler olmadığı dönemler. Yıkık dökük 3 katlı bir binayı dostlarının maddi-manevi desteğiyle adam etmiş Behzat. Başlangıçta arkadaşlar gelir, gidermiş. Fısıltı gazetesi sağ olsun, kısa sürede şanı yürümüş Cibalikapı Balıkçısı’nın. Sene 2001. Gel zaman git zaman, Anadolu yakasında oturan müşterilerden baskı gelmeye başlamış. Moda şubesi, 2004’te açılmış. Bugün, İstanbul’un sayılı lezzet duraklarından biri Cibalikapı Balıkçısı.

Alıntıdır…

Açıldığı ilk dönemde CNN Türk’teki dostlarımla bir akşam gitmişliğim var Cibali’deki lokantaya. Sonrasında bir kez de Moda şubesini ziyaret ettim. Şöyle yazmışım ilk kitabım “Benim Güzel Lokantalarım”da Moda için:

“Cibali’deki ilk göz ağrısının havası olmasa da burası da eski Türk filmlerinin dekorlarını andıran, o dönemin meyhanelerinin basitliğinde; salaş, sıcacık bir mekân. Cibalikapı Balıkçısı, mezesinden ara sıcağına, balığından tatlısına her şeyiyle iddialı. İstanbulluyla Ege otlarını tanıştıran ilk isimlerden biri Behzat. Soğuklarda otlar, baş köşede. Cibes, kaya koruğu, şevket-i bostanla başlıyoruz yemeğe. Zeytinyağları Edremit’ten. Behzat’ın, tarifi Osmanlı Sarayı’na dayandığı için Saraylı ismini koyduğu ballı, baharatlı levrek, yine ana malzemesi levrek olan kurutulmuş domates sarması, Girit ezme ve çekirdeğini çıkarıp içine ceviz yerleştirdikleri kırma zeytinle devam ediyoruz. Hepsi standardın çok üzerinde lezzette. Derdimiz balık yemek, o yüzden ara sıcak faslını çok uzatmıyoruz. Sadece şunu söyleyeyim, parmesanlı midye ızgarayla ahtapot ızgarayı özellikle deneyin.

Balık olarak asma yaprağına levrek ve hamsi ızgara tadıyoruz. Asma yaprağı, balığa her zaman çok yakışıyor. Hamsiyi de çok iyi pişirmişler, sulu sulu, yumuşacık. Finali, enginar tatlısı ve Cibalikapı tatlısıyla yapıyoruz. Evet, yanlış okumadınız, bildiğiniz enginar. İlginç bir lezzet…

Hoş bir sığınak olarak da düşünebilirsiniz Cibalikapı Balıkçısı’nı. Hele şöyle hafiften yağmur atarken, ortamın sıcaklığı, içerinin ısısı yüzünüze vurmuşken, bir pazar keyfi yapmak isterseniz mesela; masadan çok mutlu kalkacağınızı garanti ederim.”

İmreniyorum

Evet, böylesine lezzetli bir lokanta Cibalikapı Balıkçısı. 3. kitabım “Balıklama”yı yazma fikri ortaya çıkınca yeniden Cibali’deki ilk dükkâna uğrama ihtiyacı hissettim. Yanımda tesadüf yine CNN Türk’ten dostum, kardeşim Alişer (Delek) vardı. Ahşabın ağırlıkta olduğu ara katlar yerine terasa geçtik. Behzat’ı sordum, seyahatte olduğunu söylediler. Son dönemde teknesiyle keyifte daha çok Behzat. İmreniyorum kendisine…

İşlerinin hakkını veriyorlar

Biz yemeğe geçelim yavaştan. Mönümüzde yine benzer mezeler var: Girit ezme ve kurutulmuş domatese sarılı levrekten farklı olarak közde patlıcan, lakerda ve atom söylüyoruz. Biraz daha klasik takılıyoruz bu akşamüstü.

Haliç’in üzerinde gün yavaş yavaş geceye dönüyor. Keyfimiz yerinde…

Ara sıcak olarak bütün kalamar ızgara ve bebek ahtapot ızgara deniyoruz. Usta, gerçekten işinin ehli. Hem çok güzel pişirmiş kalamarla ahtapotu, hem de sulu bırakmayı başarmış.

“Değişik bir balık olsun,” dedik finalde, şansımıza yayınbalığından şiş düştü. Beğendik…

Sonrasında Moda şubesinde bir program çekimi yaptım, Cibali’ye bir kez daha yolumu düşürdüm, her seferinde masadan memnun ayrıldım, belirteyim…

Cibalikapı Balıkçısı, ucuz bir yer değil ama işlerinin hakkını verdiklerini söylemeliyim.

Ambiyansıyla, müşteriye yaklaşımıyla, lezzetleriyle 1. sınıf bir lokanta. Haliç’e karşı bir tek atıp leziz mezelerden tatmak için ideal.

Denenmeli…

Adres: Kadir Has Cad. No: 5 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali
Tel: 0 212 533 28 46
Adres: Tarihi Moda İskelesi Yolu, Moda Cad. No: 163/A Kadıköy
Tel: 0 216 348 93 63