Güzel olduğu kadar gözlerinde hüzün tortuları taşıyan bu dostumun adı Tiftik ama ben ona “koca yürek” diyorum. Çünkü kendisiyle biraz konuşup onu tanıdığınızda, Validebağ korusunda, o tek başına kurduğu dünyayı sırtlamak için normal bir kalp atışından fazlasının gerektiğine siz de hak vereceksiniz. Hele bir de o koca yüreğine sığdırdığı o saf insan sevgisini duyunca dikkatli olun yoksa karşılık verip onu sımsıkı kucaklamak için içinizdeki Elmyra bile uyanabilir.

Tiftik

İsmini sorduğumda, ilk olarak kendisine bu isimle kimin seslendiğini, isim babasının kim olduğu hatırlamadan, yazılı olmayan künyesindeki ismi bir çırpıda söylemiş, “Tiftik, diyebilirsin abicim,” demişti. Korudaki ortamından da arkadaşlarından da mutlu, “Huzurlu bir yer burası, gelenler de sen güzel abim gibi, çoğu bizi gerçekten seviyorlar,” diye minnetini dile getiriyor.

Diğer taraftan o uzaklara dalıp bakan hüzünlü gözlerin nedenini de konuştukça anlamaya başlıyor insan. Üsküdar’da doğduğu ama yaşaması için kaçmak zorunda kaldığı ve bu nedenle annesinden ve diğer 3 kardeşinden ayrıldığı sokağı hatırlamak bile istemiyor. “Nerelisin?” diye sorduklarında, “Validebağ kedisiyiz çok şükür,” demeyi tercih ediyor. En çok da buraların dolduğu hafta sonlarını seviyor.

“Öğretmen evinde düğün olduğu zamanları ayrı seviyorum abi, o zaman Allaha şükür yemeğe ayrı bir doyuyoruz,” diyor. Tam bunları dinlerken boğazımda bir şeyler birikiyordu ki, espriyi patlattı, gülümseyerek, “Winter is coming,” dedi.

Aynı anda gülmeye başladığımızda, ben bir kediyle gülme durumuna ayrıca gülüyordum. Tam bu esnada, sanki bir bahar havasında çimlerin üzerinde güneşlenirken birden güneşin önüne geçen bir yağmur yüklü gri bulut gibi ürpertmişti beni Tiftik’in devam cümlesi: “Güldüğüme bakma abi, anladın sen, buralarda kışın kimse olmuyor, bu hafta sonlarını mumla arıyacağız,” derken sesi o yüklü buluttaki yağmur taneleri gibi toprakla buluşurcasına düşmeye başladı.

Biraz titreyerek ama asla kaybetmediği umuduyla konuşmasına devam etti:

“Kış geldiğinde artık ben de iyice büyümüş olacağım, bi’ şekilde bakarım başımın çaresine, hatta Mart’a kadar belki hayatımı birleştirecek bir eş bile bulurum, hem belki seneye bahar ayında sen de bu sefer yavrularımı sevmeye gelirsin, olur mu abicim?” dediğinde, aynı yağmur damlalarından iki tanesi bu sefer de benim elmacıkkemiğimin üzerinden dudağıma süzülmeye başlamıştı.

Merak etme Tiftik, kış, yüreklerimize gelmesin yeter. Hayatta yürekleri sımsıcak insanlar oldukça mevsimlerden bağımsız, sizler yeniden baharları göreceksiniz, sana söz veriyorum…