Eduardo Galeano, dünya denen cangıla bu kez ömrünün son dalışını gerçekleştirip hepimizi derinden sarsan küçük hikâyeler avlıyor… Yazarın ölmeden önce tasarladığı, tamamlanmamış son projesi “Karalamalar”dan bir seçkinin de yer aldığı Hikâye Avcısı, Sel Yayıncılık etiketiyle ilk kez Türkçede…

Eşitsizliğin, şiddetin ve adaletsizliğin gemi azıya aldığı geçtiğimiz o uzun yüzyılın dökümünü, sevgi ve mizah yüklü sözcüklerle aktarırken, direnişin ve düş gücünün de yaygınlaştığını, insanlıktan her şeye rağmen umut kesmememiz gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Bütün kıtalardan ve bütün zamanlardan ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların sesinin yorulmak bilmez taşıyıcısı, yazar, tarihçi, şair, anlatıcı, hatırlatıcı ya da John Berger’ın o güzel tanımıyla “dünyanın vicdanı” Galeano, üzerinde titizlikle çalıştığı, vasiyet niteliği taşıyan bu kitabında da sömürücülerle diktatörlerin leşçiliğine ve ahlaksızlığına karşı halkların insanlık ve haysiyet adına mücadelesini efsaneler, anekdotlar, gerçek hayat hikâyeleri ve olaylarla anlatmaya, dünya halklarının direniş belleği olmaya devam ediyor…

Kitaptan…

***Özgürler / Gündüzleri onlara güneş kılavuzluk eder. Geceleriyse yıldızlar. Yol parası ödemez ve gümrük ya da göçmenlik bürosu formları doldurmadan, pasaportsuz seyahat ederler. Üzerinde mahpusların yaşadığı bu dünyanın yegâne özgürleri olan kuşlar, yakıta ihtiyaç duymadan, bir kutuptan diğer kutba, seçtikleri güzergâhta, istedikleri saatte ve kendilerini gökyüzünün sahibi sanan hükümetlerden izin istemeden uçarlar.

***Yürüyen Ormanlardık / Dünya, hâlâ büyümeye devam eden birkaç asırlık doğal bir ormanını her gün kaybediyor. Kısır çöller ve endüstriyel ekim alanları yeşil dünyayı mezara gömerek büyük bir hızla genişliyor. Ama bazı halklar meşenin gücü ve söğüdün melankolisiyle anlaşmalarını sağlayan bitki dilini korumayı bildiler.

***Uygarlığın Teşhisi / Herhangi bir selvanın herhangi bir yerinde herhangi birisi şöyle dedi: Şu uygar insanlar ne tuhaf! Hepsinin kollarında saatleri var, ama hiçbirinin zamanı yok.

Yayıncısı Carlos E. Díaz’dan…

Eduardo Galeano, 13 Nisan 2015 günü aramızdan ayrıldı. 2012 ve 2013 yıllarını üzerinde çalışmaya adadığı Hikâye Avcısı’nı ise en ince ayrıntısına kadar 2014 yazında tamamlamıştık. Ancak sağlık durumu nedeniyle, yayınlanma safhasının gerektirdiği tüm o editoryal koşuşturmadan onu korumak maksadıyla kitabın yayınlanışını erteledik. Hayatının son aylarında yapmaktan en çok hoşlandığı şeylerden birini yaparak metinleri ardı ardına baştan yazdı ve cilalayıp parlattı. Bu arada yeni bir kitaba başlamıştı ve daha yalnızca birkaç öyküsünü kaleme almış olduğu bu esere “Karalamalar” ismini verme fikri hoşuna gidiyordu. Ölümünden bir süre sonra Hikâye Avcısı‘nı yayınlama planı tekrar gündeme geldiğinde, o yarım kalmış projenin üzerine de yeniden eğildik ve öyküleri bir kez daha okuyunca içlerinden birçoğunun Hikâye Avcısı’ndakilerle epey ortak noktası olduğunu görüp buraya eklenmeyi hak ettikleri fikrine kapıldık. İşte bu yüzden, o “karalamalar”dan yirmi kadarı bu kitabın parçası olmuştur […] Bu bölüm, onun cildin kapanışı olarak kararlaştırdığı ve eseri gerçekten kapatan şiirin ismini taşıyor: “İstedim, istiyorum, isterdim.”

Eduardo Galeano

Montevideo, Uruguay’da orta sınıfa mensup Katolik bir ailede doğdu. On dört yaşında ilk politik çizgi romanı, Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da yayınlandı. Gazetecilik kariyerine 1960’larda, Marcha’da editör olarak başladı. 1973’teki askeri darbe sonucunda hapse atıldı, ardından sürgüne yollandı. Yerleştiği Arjantin’de Crisis adlı bir kültür dergisi çıkarmaya başladı. 1976’da Arjantin’de Videla rejimi, askeri bir darbeyle iktidara gelince İspanya’ya kaçmak zorunda kalan Galeano, 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.

Yazarın Ve Günler Yürümeye Başladı, Aynalar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Kadınlar, Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu, Ateş Anıları I-Yaratılış ile Ateş Anıları II-Yüzler ve Maskeler isimli kitapları Sel Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır.