İlk gösterimini nisan ayında yapan ve izleyenler tarafından beğeni ile ayakta alkışlanan, sinema ve tiyatro oyuncusu Seyhan Arman’ın, hayatın her alanında dayatılanlara karşı kendi yazıp oynadığı tek kişilik tiyatro oyunu “Küründen Kabare” yeni sezonda da seyirciyle buluşuyor.

Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği, sinema ve tiyatro oyuncusu Seyhan Arman’ın yazıp oynadığı, çok ses getiren tek kişilik tiyatro oyunu “Küründen Kabare’’nin dramaturgluğunu Sinem Özlek, oyunun dekor ve kostüm tasarımını Aslı Ersüzer ve ışık tasarımını ise Cem Yılmazer yapıyor.

Bugün hâlâ toplumsal şiddetin en açık şekline maruz kalan bir trans bireyin hikayesini bu kez farklılıklar üzerinden değil, benzerlikler üzerinden anlatan oyun, izleyen herkesi şaşırtıp duygulandırıyor ve aynı zamanda güldürüyor.

Oyun, 20 Kasım‘da Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, 30 Kasım‘da Akatlar Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşacak. Oyunun tüm gösterim tarihlerine ve biletlerine ise buradaetkinlikvar.com‘dan ulaşılabiliyor.

Küründen Kabare Hakkında

Küçük yaşlarda, okulda aslında başarılı da bir öğrenciyken kendisindeki farklılığı ağabeyi, babası ve çevresindekiler fark edip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaya başlayınca çaresiz ailesinin yanından Ankara’ya, oradan da İstanbul’a kaçan Serpil, şimdi 30’lu yaşlarında… Yirmi bin dolara mal ettiği kadınlığıyla bir trans bireydir.

Bir yandan, sonunda bulduğu “en iyi seçenek”le telefonda devre mülk tatil satmaya, bunu yapabilmek için her telefonla müşterisinin, patronunun kısacası “diğerleri”nin beklentisini karşılamaya çalışırken, bir yandan da alay edilen çocukluğundan, yıllardır görmediği ailesine, seks işçiliği, radyo dj’liği yaptığı zamanlardan, ilk uzun ilişki serüvenine, Sarı Sinan’ın adamlarından canını kurtarmak için kendine Diyarbakırlı Deli Serpil lakabını yapıştırıvermesinden ilk “çark”a çıkma deneyimine, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikayesini içerden bir bakışla seyirciyle paylaşır.

Serpil, herkes ya da herhangi biri gibi şu sıralar gerçekten bir call center’da çalışmakta mıdır yoksa alışık olunduğu üzere çoktan bir trans cinayetine kurban mı gitmiştir? Muammadır. Herkesin her gün daha fazla para kazanmak ya da işten kovulmamak, birine kendini beğendirmek ya da onaylanmak, iyi geçinmek, aman başını belaya sokmamak için şekilden şekle girdiği bir dünyada Serpil “kendi gibi olmak”tan başka bir “tercih” yapmamıştır…Geriye kalan ya da yaşamaya zorlandığı hayatsa, herkes gibi, onun için de; içinde toplumsal ahlaktan ezberlenmiş önyargılara, ekonomik zorluklardan, aile hayatına pek çok denklemi barındıran maruz bırakılmış bir zorluklar ve zorunluluklar silsilesidir aslında.

Küründen Kabare; bugün hâlâ toplumsal şiddetin en açık şekline maruz kalan bir trans bireyin hikâyesini bu kez farklılıklar üzerinden değil, benzerlikler üzerinden anlatmayı seçiyor ve seks işçiliği de yapmış, tacizler, karakollar, dayaklar da görmüş geçirmiş, sonuçta belki herkesten fazla ama aynı zamanda herkes gibi hayatta kalmak için direnen Serpil’in trajik ama bir o kadar da ironik hikâyesini, gerçek olaylarla kurguyu iç içe geçiren bir oyunla sahneye taşıyor ve aslında pek çok biçimde iliklerimize kadar işlemiş toplumsal ikiyüzlülüğümüzle bizi bir kez daha hesaplaşmaya çağırıyor.