Tamamlayıcı tedavi yöntemleri özellikle son yıllarda oldukça revaçta. Bioenerji, EFT gibi farklı teknikler pek çok kişi tarafından deneyimleniyor. Hatta Avrupa ve Amerika’da biyoenerji, tıp fakültelerinin eğitim müfredatına girmiş durumda. Hastanelerde binlerce biyoenerjist görev yapıyor. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından tamamlayıcı tıp uygulamaları adı altında ele alınıyor.

Bedenin kendi iyileşme mekanizmasını harekete geçiren bu tedavi tekniğini, ülkemizdeki önde gelen biyoenerji uzmanlarından, Beyin Cerrahı Doç. Dr. Tufan Cansever’le konuştuk.

Doç. Dr. Tufan Cansever

Öncelikle tanımayanlar için eğitim ve kariyer geçmişinizden söz eder misiniz?

İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından girdiğim İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi’nden 2000 yılında mezun oldum. 2000-2006 tarihleri arasında aynı fakültede Beyin ve Sinir Cerrahisi ihtisasımı tamamladım. 2008 yılında çalışmaya başladığım Başkent Üniversitesi İstanbul Hastanesi’nde 2012 yılında doçentliğimi aldım. İlgi alanlarım Omurga cerrahisi ve Ağrı tedavisi.

Tamamlayıcı tıp tedavisi eğitimine 2013 yılında Bioenerji ile başladım. 3 yıldır uyguladığım bu yöntemin yanı sıra, 2015 yılında tamamladığım ileri düzey hipnoterapi eğitimi sonrası hipnoterapi ve duygusal özgürleştirme tekniklerini de tedavi yöntemi olarak kullanıyorum.

“Her geçen gün ilerleyen teknolojinin, klasik tıp tedavilerine katkısı da kuşkusuz çok fazla. İlaçların kullanımları, görüntüleme yöntemleri derken tanıya çok daha hızlı ulaşılıyor artık. Fakat, ne olursa olsun; klasik tıp ne kadar gelişirse gelişsin, şu bir geçek ki tanısı konulmuş bir hastalık eğer kişi isterse iyileşiyor.”

Tamamlayıcı tıp nedir? Batı tıbbından farkı nedir?

Adı üstünde “tamamlayıcı” yöntemlerdir aslında. Her geçen gün ilerleyen teknolojinin, klasik tıp tedavilerine katkısı da kuşkusuz çok fazla. İlaçların kullanımları, görüntüleme yöntemleri derken tanıya çok daha hızlı ulaşılıyor artık. Fakat, ne olursa olsun; klasik tıp ne kadar gelişirse gelişsin, şu bir geçek ki tanısı konulmuş bir hastalık eğer kişi isterse iyileşiyor. İşte tamamlayıcı tıp tam da burada devreye giriyor. Doğru tanısı koyulan, ama bir şekilde ilerleme kaydetmeyen tedavi sürecinde beyne direkt olarak nüfuz edebiliyor ve büyük fayda sağlıyor.

Bir beyin cerrahı olarak tamamlayıcı tıbba bakışınız nasıl?

Bana kalırsa, tamamlayıcı tıbbın gücünden en fazla faydalanması gereken kişiler hali hazırda sağlık sektörü çalışanları olmalı. Bu adı üstünde “tamamlayıcı” tıp. Elbette aslolan, klasik tıp tedavisidir. Bunun yanında devam eden “algı değişimi” ve “bioenerji” uygulamaları çok daha hızlı ve kalıcı çözümler sağlar. Asıl iyileşme beynimizde, beynimizden hasta olan bölgemize gönderilen enerjide saklı. Bioenerji seansıyla düzenlenen enerji akımı birçok hastalığın tedavisinde klasik tıbba katkı sağlamıştır ve sağlamaya da devam edecektir.

Tamamlayıcı tıp hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

Tamamlayıcı yöntemler ağırlıklı olarak migren, astım, vücudun tek tarafında; genellikle de bel, sırt ve boyun bölgesinde yoğunlaşan kas ağrılarında, uykusuzluk ve depresyon tedavilerinde kullanılıyor. Son zamanlarda özellikle “Huzursuz bağırsak sendromu” da denen, IBS hastalarında da çok fazla uygulanıyor. IBS, genellikle anksiyete sonucu bağırsaklarda meydan gelen şişkinlik, kabızlık ya da uzun süreli ishal olarak kendini belli eder. Kişinin sindirim sistemi doğru çalışmaz, bu da ciddi anlamda huzursuzluğa yol açar. İşte bu noktada da tamamlayıcı yöntemler gözle görülür bir iyileşme sağlayabiliyor.

Bioenerji nedir? Hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

Bioenerji; tüm canlılarda bulunan, çevresel ve duygusal uyaranlara rağmen,  bedenimizin düzenli şekilde işlemesini sağlayan enerji türüdür. Birçok rahatsızlıkta bioenerji ve algı değişiminin yeri oldukça değerlidir. Bioenerji ile vücudumuzda işlevsel olan hücreler düzenli çalışır ve dirençli hale getirilir.  Bağışıklık sistemi güçlenir,  bölgesel zafiyet ortadan kalkar. Migren gibi kronik ağrılar, alerjiler, Irritabl Bağursak Sendromu (IBS), varisler, uykusuzluk, kabızlık ve benzeri rahatsızlıklar yükselen vücut enerjisi ve direnci ile yoluna girer ve tekrarlanması engellenir. Hatta hücresel fonksiyon bozukluğu bile düzelir.

Bu da şu demek; diyabet, ritm bozuklukları, tiroid bezi hastalıkları, astım, böbrek yetmezliği, kanser, ülserler, kas ve iskelet sistemi hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları ve psikolojik hastalıklar, deri hastalıkları, romatizmal hastalıkları üzerinde olumlu etkileri var.

Hipnoz nedir? Hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

Hipnoz dediğimiz şey de aslına bakarsanız “algı değişimi”. Kulağa ilk çarptığında kişide bir çekince oluşabiliyor, ama özellikle altını çizmek isterim ki, hiçbir seansta danışan tarafından onaylanmayan hiçbir işlem kesinlikle uygulanmaz. Tamamen rahat bir sohbet akışında, geçmişin kaygı ve travmalarını hatırlayıp onları usulünce değiştirerek, yerine doğru algıları, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle yerleştirmek, rahatlığa ulaşmanın bir yoludur. 

Ağrı, Psikosomatik hastalıklar (astım, esansiyel hipertansiyon, psöriazis, ülser, ülseratif kolit, irritabl kolon, siğil tedavisinde),Tik, kekemelik, enüresis noktürna (gece işemeleri), trikotilomani, yeme bozuklukları, obezite, psikojenik ağrı bozukluğu, konversiyon bozukluğu, cinsel işlev bozuklukları, sigara bağımlılığı, dissosiyatif bozukluklar, fobiler, panik bozukluğu, agorafobi, sosyal fobi, sınav kaygısı, travma sonrası stres bozukluğu… en çok karşılaştığım şikâyetler.

EFT nedir? Hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

EFT; “Emotional Freedom Technics”, yani “Duygusal Özgürlük Tekniği”.  Burada amaç, belirli bir rahatsızlık üzerinde yoğunlaşarak akapunktur noktaları yoluyla vücudun enerji alanını düzenlemek. EFT’ye ağırlıkla;  hayvan, yükseklik, deprem, asansör, ameliyat, karanlık, yalnızlık vs. gibi korku ve fobilerde, sınav stresi ve sınav korkusunu yenebilme, okula konsantrasyon, motivasyon, öğrenme alanlarında, Psikolojik problemlerde ve sigara bırakma, kilo problemleri, yeme bozuklukları ve cinsel sorunlarda başvuruluyor. Doğru uygulandığı takdirde, başarı oranı da epey yüksek. 

Çocuklara ve çocuk hastalıklarına ilişkin çalışmalarınız nelerdir?

Çok sayıda çocukla çalıştım ve çoğunlukla da başarılı sonuçlar aldım. Çocuklarda sıkça görülen tiklerin, konuşma bozukluklarının, tırnak yemenin ve çocukluk çağında sıkça görülen astım gibi konuların yanı sıra; doğumsal rahatsızlıklarda ve tümörlerde de klasik tedaviyle beraber tamamlayıcı yöntemlerden faydalanmanın daha başarılı sonuçlar doğurduğuna inanıyorum.

Hamilelerle ilgili çalışmalar yürütüyor musunuz? Örneğin hamilelik döneminde ağrılar, geçmeyen bulantılar vs.

Hamilelik sürecinde tamamlayıcı yöntemlerden faydalanan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Tedaviyi genellikle ağrısız doğum, normal doğum korkusu, gebelik psikozu dediğimiz doğum sonrası depresyonlar ve hemen her hamilenin karşılaştığı bel ve diz bölgelerinde yoğunlaşan kas ağrılarında uyguluyorum.

Beyin Cerrahı Doç. Dr. Tufan Cansever, kullandığı tamamlayıcı tedavi yöntemlerini ve bu tekniklerin yararlarını 22 Kasım Çarşamba günü, saat 19.00’da Studio 36’da konuya ilgi duyanlarla paylaşıyor. 

Studio 36: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:58 D: 3, 34345 Beşiktaş/İstanbul

Tel: (532) 630 05 89