Olmayan bir adam konuşacak birazdan
Uzaklardan gelmiş dediler, adı da Ruslan
Kimseler görmedi onu henüz
Ne zaman mı? Belki bir başka güz
Yüzünü gören olmadı madem
Sesini duysun dünya âlem:

Şu dünya ne tuhaf dostlarım
Yazılıp çizilenlere bakılırsa
Siz, beni dinleyenler varsınız,
hem de et, kan ve ruhtansınız
Ben, yani konuşan adam, yokum güya
Laf! Siz bakmayın atıp tutanlara
Aslına bakarsanız,
Ki biz asıl kahramanlar hep aslına bakarız
Bilin ki en az sizin kadar varız
Hem de sizin gibi günleri saymadan,
Dilediğimiz kadar yaşarız
Öleceksek de sizin gibi savaşla, kazayla, hastalıkla değil;
Şöyle güzel ve ılık bir günbatımında gülümseyerek ölürüz
“Hayal ürünü bunlar canım” deyip geçtiğiniz bizler,
sizin kadar tatlı canımızı
sanki arka cepten çalınan bir cüzdan gibi değil;
görkemli, her şeye kadir bir dilenciye
paslı bir bozuk para gibi teslim ederiz

Ama size de biraz hak vermiyor değilim
Sizin dünyanız ilk bakışta pek gerçek görünür, bilmez miyim
Onca iş güç arasında sahnemize gelmeniz bile
Ne kadar mutlu etti bizi, bilemezsiniz
Ve gelirsek sizin dünyanıza…
Nasıl anlatsam lafı eğip bükmeden…
Su ıslatır, yel kurutur
bıçak keser, ateş yakar
ve gün doğar gün batar
Yalnız günleriniz değildir yerinde durmayan
siz de doğar, yükselir ve batarsınız
Eh lutfedip de bizim dünyamızı soracak olursanız
Burada ne saat, ne takvim, ne de defter tutarız
Sadece ve sadece yaşarız
Sizinkilerden birinin dediği gibi
“Tüm işimiz gücümüz yaşamaktır”
Burada ne ev, ne araba, ne de koltuk tutarız
Dedim ya,
Sadece ve sadece yaşarız

Ah tabii! Nasıl unuttum!
Hâlâ söylemedim kim olduğumu
Ama ne yaparsın
Şu beni yaratan oyun yazarı
Akıl etmemiş herhalde bana bir ad koymayı
Hah hah ha!
Şimdi, bu akşam ve her akşam düşünüyorum da
Benim oyunun yazarı sanıyor ki o beni yarattı,
Ne komik!
Bilmiyor ki ben olmasaydım o da olmazdı!
Ah, şu yazar çizer takımını hiç anlamam dostlarım
Puşkin’miş, İbsen’miş, -henüz kimse tanımaz ya- …’mış
hepsi bir
Oturdukları yerden, rahat koltuklarından
Diledikleri gibi ahkam kesiyorlar durmadan
Yaşatıp öldürüyor, ayırıp birleştiriyorlar
Tanrıya mı özeniyorlar ne!
Ama bence bir düşünmeleri lazım
Tanrı da onlara özeniyordur belki de!

Neyse, bırakalım şu dalgın adamları dostlarım
Gelin, bu akşamki oyunumuza bakalım
Bakın hava da kararıyor… Bana müsaade
Ah yine unutuyordum!
Ruslan benim adım!

Şiirde, “Şu dünya ne tuhaf dostlarım” ile başlayan asıl parça Faruk Turinay’ın kaleme aldığı Puşkin’in Bilmediği adlı tiyatro oyununun Prolog’undan alınmıştır.