Amerikalı astrofizikçi Neil DeGrasse Tyson’ın son kitabı Astrophysics for People in a Hurry/Acelesi Olanlar İçin Astrofizik, bu dalla hiç ilgisi olmayanları bile kolayca tavlayabilir. “Olmaz,” demeyin, bir şans verin. Öyle güzel yazıyor ki Tyson, olan biteni anladığınızı sanıyorsunuz. Anlatırken, benim gibi okurlarına tepeden bakmıyor. Her cümlesinde bizden biraz daha fazla bilgi sahibi olduğunu hissettiriyor sadece. Mutlaka okunmalı…

Hemen alttaki ilk fotoğrafı daha önce görenler mutlaka vardır. Biraz düşük çözünürlüklü bu fotoğraf, 1990 yılında, Güneş’e (ve dolayısıyla bize de) en uzak gezegen Neptün’ün yörüngesine ulaşan Voyager-1 tarafından çekildi. Fotoğrafın hemen hemen ortasında minicik, dikkat çekmeyen, belki toz diye düşünerek silmek isteyeceğiniz, ilk bakışta beyaz gibi görünen ama daha yakından bakınca maviliği de fark edilen bir nokta var. İşte o nokta, Dünya’mız. Bu fotoğrafa bakınca insanın aklına bin bir türlü soru gelmesi normal. Kimiz? Nereden geldik? Sandığımız kadar önemli miyiz? Evrenin merkezi biz miyiz? Her şey insanlar için mi gerçekten?

Oradaki küçük mavi-beyaz nokta, Dünya’mız…

Hayran olun, merak edin, sorgulayın

Amerikalı astrofizikçi Neil DeGrasse Tyson’ın 2017’de çıkan son kitabı Astrophysics for People in a Hurry/Acelesi Olanlar İçin Astrofizik, işte bu sorulara ve daha fazlasına yanıt arıyor. Tyson, evrene ve oluşumuna dair son yıllarda elde edilen yeni bulguları, bizim gibi bilimden, fizikten filan anlamayanlara son derece yalın bir dille aktarıyor. Anlatırken, benim gibi okurlarına tepeden bakmıyor. Cümlelerini dizerken kelimelerini özenle seçiyor; her cümlesinde okurundan sadece biraz daha fazla bilgi sahibi olduğunu hissettiriyor. Bizden tek beklentisi, evrene ve oradaki düzene (ya da kaosa), her daim geçerli fizik kanunlarına hayran olmamız, merak etmemiz ve daha fazla sorgulamamız.

Samanyolu

Tyson’ın giriş cümleleri, anlamaya çalıştığımız şeyin anlaşılmazlığını vurguluyor. “Evrenin bize mantıklı gelme zorunluluğu yoktur,” ve devam ediyor: “Başlangıçta, yani yaklaşık 14 milyar yıl önce, bilinen evrenin tüm boşluğu, enerjisi ve maddesi, bu cümlenin sonundaki nokta işaretinin 1 trilyonda 1’inden daha küçük bir alanda toplanmıştı.” Büyük Patlama’ya ilişkin okuduğum en iyi cümlelerden biri bu. Tyson, o anın ilk birkaç saniyesinde olan biteni anlatırken bir noktayı vurguluyor: “Bütün bunlardan önce ne oldu peki? Başlangıçtan önce ne vardı? Kesinlikle bilmiyoruz.”

Aslında Güneş tozundan başka bir şey değiliz

Sonra yolculuk başlıyor: Galaksilerin oluşumu, yıldızların doğuşu, gezegenlerin meydana gelmesi, Dünya’da hayatın başlaması, karanlık madde ve karanlık enerji hakkındaki son bulgular… Öyle güzel yazıyor ki Tyson, okurken olan biteni anladığınızı sanıyorsunuz. Tüm bu okuduklarımdan sonra aklımda kalan en önemli bilgi ise şu: Yıldızlar (Güneş de bir yıldızdır) ölmeseydi (yani ömürlerinin sonuna gelip patlamasaydı) yaşam diye bir şey olmayacaktı. Hayatın kaynağını oluşturan elementlerin (karbon mesela) tamamı, ölen güneşlerin evrene saçılmasıyla serbest kaldı. Dolayısıyla bizler, aslında güneş tozuyuz.

Tyson’ın anlattıklarından çıkan bir sonuç daha var: Evrenin oluşumuna dair sorulması gereken soruların büyük bölümünün ne olduğunu bile bilmiyoruz henüz.

Aynı karede bir sürü galaksi…

Umarım yakında Türkçeye çevrilir

Üstteki, Hubble Teleskobu’nun çektiği efsanevi fotoğraflardan biri. Gördüğünüz parlak sarı şeylerin hepsi birer galaksi. Bu galaksilerin her birinin içinde milyarlarca yıldız var. Üstüne üstlük, böyle milyarlarca galaksi var. Her şey o kadar büyük ki tahayyül etmek imkânsız… Ve evren genişlemeye devam ediyor.

Tyson’ın, bu genişlemeye sebep olduğu sanılan ancak ne olduğu hâlâ bilinmeyen karanlık madde ve karanlık enerji hakkındaki bölümleri kitabın en ilginç, en felsefi olanlarının başında. Son ölçümlere göre (nasıl ölçüyorlarsa artık) karanlık enerji evrenin yüzde 68’ini oluşturuyor. Karanlık madde, yüzde 27’lik yer kaplıyor. Tüm yıldızlar, gezegen, göktaşları filansa -yani geri kalan, bildiğimiz anlamda madde- sadece yüzde 5. Ben bilmiyordum.

Ne yazık ki Tyson’un sadece az sayıdaki kitabı Türkçeye çevrilmiş. Acelesi Olanlar İçin Astrofizik, mutlaka okunması gereken bir bilim kitabı. Umarım dilimize yakın zamanda kazandırılır…