Tebdil-i mekânda ayrılık vardır.

Yeni evlere taşınıyoruz, yeni kentlere…Hep yeniden başlıyoruz. Umuyoruz, bekliyoruz. Seçiyoruz, bazen seçtiğimizi sanıyoruz. Oysa bize ayrılan yere doğuyoruz. Aidiyet alanımızdan çıkmak/çıkabilmek de ihtimal dahilinde. Adımızdan, kurgumuzdan düşebiliyoruz, kaçabiliyoruz. Bilerek veya bilmeyerek hep mutluluğa varacak hikâyelere inanıyoruz. Seviyoruz bazen hem de çok. Sarılmanın nelere iyi geldiğini anladığımız yaşlar oluyor. Her sarılmanın yakınlaştıramadığını anladığımız yaşlar da. Çıkmaz bir sokakta olduğumuzu, geri döneceğimizi bile bile yürüyoruz bazen. Öyle istiyoruz çünkü. Savaşıyoruz, kazanıyoruz, kaybediyoruz. Güçlü olduğumuzu sanıyoruz.

Tebdil-i zamanda yeni “ben”ler vardır.

Bazen vazgeçiyoruz, cesur oluyoruz. Kabullenebiliyoruz. Zamanın içinde savrulurken rüyalarla ölüm arasında soluklanıyoruz. Çocuk oluyoruz, genç oluyoruz. Hedefler, planlar, sınavlar, hayaller. Hep sınanıyoruz. Neden diye soruyoruz. Cevabı olmayan sorular olduğunu öğreniyoruz. Kendimizi kuruyoruz. Yeni “ben”lere dönüşüyoruz. Anne-baba oluyoruz. Büyüyoruz. Hayat kendini yenilendikçe yoruluyoruz. Bazen yorulduğumuzu hiç anlamıyoruz. Uyandığımız her sabah, doğmuş büyümüşlerin ritmine katılıyoruz. Pes edemiyoruz, duramıyoruz, koşuyoruz aslında. Ve nedense sanrımız hep ileriye. Oysa tek bir anın içinde yaşıyoruz. Dönüyoruz. Zamanda.

Tebdil-i kendinde kararlar vardır.

Kimden kaçıyoruz, kimi bekliyoruz, nereye gidiyoruz? Hiç unutmayız sandıklarımız için akşamlar, mevsimler tüketiyoruz. Hiç bilemiyoruz. Bazen ummadığımız yerden kırılıyoruz, sağlam sandığımız adımlarda düşüyoruz. Yanılıyoruz bazen, yanıltılıyoruz. Öğrendim derken yeniden başlıyoruz. Okuyoruz. Okudukça soranların çelişkisine ekleniyoruz. Anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz çünkü. Bazen bilmenin mutluluk getirmediğini fark ediyoruz. Kararlar alıyoruz. Korktuğumuz yerlerden kaçıyoruz. Oysa her ayrılıkta ferahlamıyoruz.

Kimden kaçtığın kadar kime saklandığın da önemli. Kimde donduğun, kimde yandığın… Kime yakalandığın, kime döndüğün… Nasıl sustuğun, nasıl durduğun… Aynaya baktığında ne gördüğün çok, çok önemli.

İllüstrasyon: Nurşen Uludağ