Slayer’ın 30 yılı aşan müzik yolculuğunun artık sonuna yaklaşıyoruz. Grup, son bir dünya turnesinin ardından dağılacağının işaretini verdi. 2016’dan beri konuşuluyordu aslında bu konu. Benim gibi fanatikler için üzücü bir haber ama biliyorum ki bugün heavy metal hâlâ ayaktaysa onun gibi gruplar sayesinde. Minnettarım. Yolunuz açık olsun…

Slayer’ı ilk dinlediğimde yıl 1988’di. 14 yaşımdaydım. Kadıköy’deki Akmar Pasajı’nın yolunu yeni öğrenmiştim. Balmumcu’daki okulumdan çıkıp otobüsle ya da yürüyerek Beşiktaş İskelesi’ne giderken, okul gömleğimi çıkarır ve nereden bulduğumu şimdi hatırlamadığım Celtic Frost tişörtümü göğsümü gere gere herkese gösterir ve vapura binerdim. O zaman sanki daha uzun sürerdi Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçmek ya da bana öyle geliyordu. Yeni kasetleri, yeni tişörtleri incelemek, Akmar’ın o havasını solumak için sabırsızlanırdım.

Pentagram Hakan, iyi ki…

Kasetlerimi hep Pentagram’dan alırdım. Hakan Ağabey, tezgâhın arkasında dururken ona hayran hayran bakar, acaba bana hangi kaseti önerecek diye düşünürdüm. O gün, yanımda boş kaset getirmiştim. Öyle olunca daha ucuz oluyordu galiba. Ne doldurtmak istediğimi hatırlamıyorum şimdi. Hakan Ağabey, “2 dakika bekle,” dedi bana. Ben de durdum. Birileri bir şey alıyordu. Sonra bana bir kaset uzattı. Üzerinde Slayer-South of Heaven yazıyordu. “Bunu çok seveceksin. Dinle. Beğenmezsen para ödemene gerek yok,” dedi ve diğer müşterilerle ilgilenmeye devam etti.

Dükkândan koşarak çıktım. Nefes nefese iskeleye vardım. Vapur yolculuğu tabii ki yine bitmek bilmedi. Levent’te oturuyordum o zaman. Dakikaları sayıyordum eve varmak için. Annemin, “Nerede kaldın?” serzenişine aldırış etmeden odama gittim. Hazinemi teybime taktım. Kerry King ve Jeff Hanneman’ın gitarlarını, Dave Lombardo’nun davulunu, Tom Araya’nın sesini ilk kez duyuyordum.

Hipnotize olmuştum

Şimdi düşünüyorum da South of Heaven, Avrupa ve Amerika’da Temmuz 1988’de çıkmış. Türkiye’de zor o zaman bunları bulmak. Hakan Ağabey, korsan kaseti elime tutuşturduğunda eylüldü. Dönemin Spotify‘ıydı Pentagram Hakan. Albümü bütün akşam dinledim. Okulda öğrendiğim İngilizce ile şarkı sözlerini anlamaya çalışıyor, kâğıtlara yazıyordum. Şeytandan, seri katillerden, cehennemden bahsediyorlardı. Dante’nin hayal ettiği cehennem, South of Heaven‘da tasvir edilen olmalıydı.

Behind the Crooked Cross‘u dinlerken hipnotize olmuştum. Önce sağ hoparlörden yükseldi gitarın sesi. Sonra soldan ikinci gitar eklendi. Üzerine davul girdi. Duyduklarımın şokunu atlatamadan karşıma Mandatory Suicide çıktı. O günlerde neden bahsettiğini anlamıyordum sözlerde. Yıllar sonra öğrendim. Savaşta ölmeyi anlatıyordu şarkı. Savaşı o kadar iyi betimleyen bir şarkı ki Mandatory Suicide, bana göre yapılmış en iyi savaş karşıtı şarkılardan biri hâlâ.

Ertesi gün, yine okul çıkışı dükkâna koştum. Kasedin parasını ödedim. Hakan Ağabey’e Slayer ile ilgili bir sürü soru sordum. Başka albümleri yoktu. 1989 yazına kadar South of Heaven‘ı muhtemelen her gün dinledim. O yaz Almanya’ya, babamın yanına gittiğimdeyse Slayer’ın eski albümlerini aldım.

1986’da çıkan ve hâlâ gelmiş geçmiş en iyi metal albümü sayılan Reign in Blood‘ı da 3 yıl gecikmeli de olsa sonunda dinledim. Auschwitz’de Yahudiler üzerinde yaptığı deneylerle tanınan Josef Mengele’yi anlatan, Araya’nın cehennemden çıkma çığlığıyla açılan albüm (Angel of Death), yarım saatten az bir sürede Raining Blood‘ın kaotik ikili solosuya bitiyordu.

Yolunuz açık olsun

Huzur içinde uyu Jeff Hanneman (ortada)

Slayer’ın 30 yılı aşkındır süren müzik yolculuğunun artık sonuna yaklaşıyoruz. Grup, kısa bir video yayınlayarak son bir dünya turnesinin ardından dağılacağının işaretini verdi. 2016’dan beri konuşuluyordu aslında bu konu. Metallica, Anthrax ve Megadeth’in içinde olduğu Big Four’dan veda eden ilk grup, Slayer olacak. Grubun dağılmasında yorgunluk ve yaşlanmanın payı mutlaka vardır ama gitarist Jeff Hanneman’ın 2013’deki beklenmedik ölümü de süreci hızlandırdı.

Slayer, punk kökenlerine hiçbir zaman ihanet etmeyen bir grup oldu. 90’larda ortalığı kasıp kavuran nu-metal akımı döneminde deneysel takılıp tarzlarına uymayan iki albüm çıkarsalar da 2001’deki God Hates Us All ile muhteşem bir dönüş yaptılar.

2015’te çıkardıkları son albümleri Repentless, müzikten çok şiddet dolu videolarıyla akılda kaldı. Beklentileri karşılayamadılar belki ama olsun. Benim gibi fanatikler için her Slayer albümü bir başyapıttır.

Bugün heavy metal hâlâ ayaktaysa Slayer gibi gruplar sayesinde. Yolunuz açık olsun…