Şiir ile yatıp kalkan Erhan Altan ile yeni kitabı Zugunruhe‘den yola çıkıp hem diğer eserlerini hem de Avusturya edebiyatı ve çeviri serüvenini konuştuk.

Zugunruhe, Avusturya Kültür Ofisi’nin desteğiyle hayata geçirilen Avusturya Kitaplığı serisinin altıncı kitabı. Seri, yayımlanma şansı pek olmayan yapıtları dilimize kazandırmayı hedefliyor.

Altan, kendi serüveni için, “Birbirinden ilginç poetikalardan oluşan bir hazine sandığının üzerinde oturuyorum. Çok şanslıyım ve bu hazineyi Türkiye’deki okurlara aktarmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum,” diyor…

Kimdir Erhan Altan ve şiir, hayatınızın neresinde ya da hayatınız şiirin neresinde sürüyor?

Soru o kadar baştan çıkarıcı ki yanıtımla onu bozmaktan korkuyorum. Sanırım ben bir süre sonra bu sorunun yanıtını kaybettim ve artık bilemiyorum. Avusturya’da, Viyana’da yaşıyorum ama sanki daha ziyade Avusturya edebiyatında yaşıyorum gibi. Beynimi o meşgul ediyor, arkadaşlarım oradan, ziyaret ettiğim kurumlar edebiyat kurumları. Ülkede siyasi düzeyde görülen korkutucu bir sağa kayma var ama edebiyat dünyasının içi başka, iyi ve güvenilir bir ortam sunuyor bana. Türk şiir tarihi de aynı duyguyu veriyor.

Olağanüstü bir macera yaşanmış Avusturya’da II. Dünya Savaşı sonrasında ve çok etkileyici düşünürler yetişmiş. Halen de devam etmekte bu. Birçoğunu nefes nefese takip edebildiğim ve sürekli etkilendiğim için şanslıyım. Daha bir kitabı bitirmeden birkaç yenisine arzu duyuyorum. Bunun bir kaçış olduğu bile söylenebilir belki ama şiir, hayatımın başköşesinde duruyor ve hayatım da şiirin iyi bir yerindedir, o da memnundur benden.

Neden “Zugunruhe” ve neden albüm kavramını kullanıyorsunuz bu eser için?

Viyanalı şairler üzerine bir albüm Zugunruhe. Albüm sözcüğünü tercih ettim çünkü antolojik kapsamda bir çalışma değil. Ancak buna karşın şiirlerin etrafını dolanan dosyalardan oluşuyor. Her bir şiirin çevirisinin yanında açıklayıcı yorum metni, eğer yaşıyorsa şairiyle yapılan kısa bir söyleşi, kısa bir özgeçmiş, kitap ve portre fotoğrafı var. Yani farklı öğelerin bir araya geldiği bir albüm. Her bir şiiri kuşatmaya çalıştım.

Birebir çevirisi, göç huzursuzluğu olan zugunruhe Almanca bir kuşbilimi kavramı. Türkçede karşılığı yok. Göçmen kuşların göç öncesinde gösterdikleri tuhaf davranışları ifade ediyor. Hiperaktiflik veya gece aktifliği semptomlarıyla tanımlanan bu huzursuzluk, bedenlerin başka bir çalışma moduna, uzun göç yolculuğuna hazırlanmasının sonucu. Henüz her şey olağan görünse ve düzen hüküm sürse de birkaç gün sonra yola çıkılacak, yeni bir düzene geçilecektir. Bir dünyadan ötekine geçişin kaçınılmaz, istemdışı ama yön gösterici huzursuzluğu, göç huzursuzluğudur zugunruhe.

Her iyi şiir göç huzursuzluğunun sonucu oluşur ve kendisi de bir göç huzursuzluğuna yol açar diye düşünüyorum. Göç burada tabii ki öncelikle düşüncede gerçekleşen bir göç, yeni bir şiir zevkine, dünyaya farklı bir kavrayışa doğru. Bende öyle olmuştu, şiirseverlerde de, şairlerde de böyle olsun isterim. Huzursuz olmamız için yeter neden var zaten, göç için de. Ayrıca şunu eklemek isterim; huzur kaçırıcı olmaya çalıştığım bir dizinin, Avusturya Kitaplığı dizisinin altıncı kitabı olarak çıktı Zugunruhe.

Avusturya Kültür Ofisi, “Avusturya Kitaplığı” serisinin en büyük destekçisi…

“Yayımlanma şansı pek olmayan nitelikli yapıtları Türkçeye kazandırıyoruz”

“Avusturya Kitaplığı” dizisini biraz anlatır mısınız?

Avusturya Kitaplığı, Işık Tabar Gençer’in önerisiyle başlayan ve ilk üç kitabı Pan Yayınları’ndan çıktıktan sonra şimdi Nazmi Cihan Beken’in önerisiyle yoluna Dünyadan Çıkış Yayınları’nda devam eden bir dizi. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında baş döndürücü bir macera yaşamış Avusturya edebiyatının başka türlü yayımlanma şansı pek olmayan nitelikli yapıtlarını yayımlamayı ve ana akımın dışındaki edebiyattan heyecan duyan okurlarla tanıştırmayı hedefliyor.

“Başka türlü yayımlanma şansı olmayan,” diyorum çünkü Thomas Bernhard, Ingeborg Bachmann, Peter Handke, Robert Musil zaten yayımlandı, yayımlanıyorlar, dolayısıyla bize gereksinimleri yok. Öte yandan biz bu yazarların teliflerini ödeyecek güce de zaten sahip değiliz.

“Avusturya Kitaplığı” dizisi, ülkenin önemli gazetelerinden Der Standard’ın sayfalarında…

“Serinin temelini Avusturya Kültür Ofisi’nin desteği oluşturuyor”

Peki güce sahip olmadan nasıl böyle bir çeviri dizisi yapıyorsunuz?

Çevrilecek yazarla tanışıyor olmam, dostluk ilişkisi içinde olmam, eser telifinin ya hiç olmamasını ya da çok az bir tutarda kalmasını sağlıyor. Avusturyalı yazarların da, telif sahibi yayınevlerinin de Türkçeye çeviriye dostça yaklaştıklarını söylemeliyim. Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi’nin verdiği çevirmen bursları, çevirmenlerin yükünü biraz olsun alıyor.

Avusturya Kültür Ofisi ve müdiresi Romana Königsbrun’un desteğiyse, bu dizi için en önemli temeli oluşturuyor. Ve bu sayede Avusturya edebiyatına dair dünyada eşi olmayan bu dizi vücut buluyor. Takdir de görüyoruz; en son Der Standard gazetesinden Markus Bernath, dizimizle ilgili uzun ve nitelikli bir haber yaptı.

Neden böyle bir dizi diye sorsak…

Yaşadığım, üstelik de edebiyatında yaşadığım yer orası. Yani elimin altında olan, yahut benim onun altında, içinde gezindiğim edebiyat. Ama hepsi bu kadar olsa, böyle tutkuyla bağlanmazdım. Olağanüstü bir serüven içeriyor II. Dünya Savaşı sonrası Avusturya şiiri. Bastırılmış, birikmiş ne varsa hepsinin aniden infilak ettiği, üstelik bu infilakın düşünceyle yoğrulduğu bir şiir.

Aktörleri olan Viyana Grubu’nun şairleri, savaş öncesi avangartlarına hatlar atarak bir başlangıç oluşturup kendilerinden sonra gelenlere bir gelenek hattı açmışlar. Açılan bu hattan da çok sayıda şair gelmiş. Onlarca ve birbirinden ilginç poetikalardan oluşan bir hazine sandığının üzerinde oturuyorum. Çok şanslıyım ve bu hazineyi Türkiye’deki okurlara aktarmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Şimdiye kadar bu diziden hangi eserler yayımlandı? 2018 için planlarınız nedir?

Ernst Jandl ve Frederike Mayröcker’in toplu şiirleri Dilin İntikamı ve Çocuk Yazı, Josef Winkler ve Peter Waterhouse’un anlatıları Natürmort ve Başka İnsanlar, Heimrad Bäcker’in Holokost üzerine belgesel şiir kitabı Tutanak ve son olarak da Zugunruhe çıktı.

Oskar Kokoschka’nın dışavurumcu bir şiir kitabını, Franz Josef Czernin ile Hans-Jost Frey’in aforizmalarını ve HC Artmann’ın toplu şiirlerini çıkarmayı planlıyoruz gelecekte.

Avusturya edebiyatıyla daha yakından tanışmamızı sağlayan bu eserleri dilimize kazandırma çabanız için size, desteği için de Avusturya Kültür Ofisi’ne teşekkür ederiz nezdinizde. Devamını bekliyoruz.

Ben teşekkür ederim…

Erhan Altan’ın eserleri

Çeviriler
Zugunruhe/Dünyadan Çıkış, Adana, 2017
Gelenekle Deney/Pan, İstanbul, 2008
Avusturya Deneysel Şiiri Seçkisi/Yasakmeyve, İstanbul, 2006
Tutanak/Dünya, İstanbul, 2004
Kontrapunkt 1/Das fröhliche Wohnzimmer, Viyana, 2003

Denemeler
Bu Gece Neden Uyuyamıyorum Evimdeki Yatağımda/Turkuaz, İstanbul, 2016
Sıfırlı Yıllarda Şiirimizde Deney/İm/160. Kilometre, İstanbul, 2013
Ölçü Kaçarken/160. Kilometre, İstanbul, 2011

Söyleşiler
Sanatımızda Bir Dönemeç: 50’li Yıllar, Ankara/160. Kilometre, İstanbul, 2014
Ben Koşarım Aşağlara, Koşarım/Dünya, İstanbul, 2005

Kapak fotoğrafı: Nazlı Erdemirel