İçinde çok büyük bir sır barındıran evlilik, birbirlerini sevmeyi bir adım öteye götüren iki kardeş, kedisinin getirdiği kuşlarla beslenen göçebe bir kadın, insanları büyük felaket için uyarmaya gelen dünya dışı varlıklar, insan uygarlığına özenen doğadışı yaratıklar ve babasının ölümüyle kendini bir anda kilisede bulan sosyalist Jack Orkney…

Nobel Edebiyat Ödüllü Doris Lessing, Jack Orkney’nin Günaha Çağrılışı’nda kimi zaman izlenimci bir ressam olup doğayı kimi zaman bir sosyal bilimciye dönüşüp insanlığı izliyor.

Ebeveyn ve çocuk, kadın ve erkek, insan ve doğa arasındaki her türden karmaşık ilişki bu kitaptaki öykülerin ana konusunu oluşturuyor.

Doris Lessing kimdir?

1919’da, babasının İngiliz subayı olarak İran’da görev yaptığı sırada Kirmanşah’ta doğdu. 1949’da İngiltere’ye yerleşti. Yayımlanan ilk kitabı Türkü Söylüyor Otlar, Rodezya’yı anlatıyordu.

Başyapıtlarından sayılan ve en çok okunan romanı olan Altın Defter’de, yaşadığı çağla uzlaşmaya çalışan bir kadın yazarı konu aldı. Şiddetin Çocukları adlı yarı özyaşamöyküsel roman dizisi yayımlandı. Hayatta Kalma Güncesi, bir fantezi niteliğindeydi.

Lessing, aralarında Evlenmeyen Adamın Hikâyesi’nin de bulunduğu birkaç öykü kitabı yayımladı. Argos’taki Kanopus Arşivleri adlı beş romanlık dizisiyle bilimkurgu türüne yöneldi. İyi Bir Komşunun Günlüğü ve Yaşlılar Yapabilselerdi adlı romanlarında, tanınmamış yazarların sorunlarını gözler önüne sermek için Jane Somers takma adını kullandı.

1985’te, Londra’daki bir grup devrimciyi anlattığı Terörist yayımlandı. Bunu bir dehşet öyküsü olan Beşinci Çocuk izledi. Özyaşamöyküsünün özellikle ilk cildi Derimin Altında büyük övgüyle karşılandı. Son romanı Yarık, 2007’de yayımlandı ve aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 2013’te Londra’da öldü.