duraklardan bir durakta koca güneş aldanmış
bomboş sokağa bakan yağmurdan ıslanmış…
. . . . . . . . . . .
…tek başına genç bir kız, yalnız, ufak tefek
demirden banka oturmuş, bir şeyler düşünerek

kolunda parlak bir çanta, gözleri donuk
sahte ağustostan korkan ellerinde soğuk

yaşamakla arasında incecik bir zar /
beklemek kim bilmez, zor bir karar

yalnızlıktan kanı çekilmiş sevimli bir korkuluk
duruyor yanıbaşında, sesi boğuk mu boğuk
*
Geçiyorum yanından parmak uçlarıma basarak
Tepemde ay, Zühal ve Merih, bir de kız
Dizilmiş yan yana tesbih taneleri gibi, susarak

Ya önceki gece, daha önce, Babil vakti
O eşref saati, yıldız kaymış meğer
Seyreden, kara saçlı bir nehirmiş, ben yoktum ki
*
otobüsü beklermiş meğer, hiç gelmeyecek
keder grisi banka oturmuş o kız, ufak tefek
aydan, seyyarelerden uzak, bir şeyler düşünerek
**
-o düşünedursun-

bir şey olmuş daha önce olmayan
o incecik zarı delmiş durak,
bir anda kaybolmuş!

kız kalakalmış ortada, gözlerini kırparak

-tanrılar seyrededursun-

bir toz düşmüş o kayan yıldızdan
*
omzuna kızın

bekleyenken beklenen oluvermiş kız
öyle beklenen ki durak olmuş, bir durak
-Bana gelince, geçiyorum-
parmak uçlarıma basarak…