Ümit Yılmaz-Gökhan Dönmez çiftinin eseri Deli, bizde pek örneği olmayan mahalle meyhanesi tadında, şık, özenli, lezzetli bir mekân. Kabataş Setüstü’nde henüz 4 ay önce açılmış. Cuma-cumartesi akşamları eski usül sazlı, sözlü canlı müzik yapılan Deli Meyhane’de, bu çarşambadan itibaren de Plak Mecmuası’nın katkılarıyla Plak Geceleri başlıyor. Birkaç kadeh içkinin eşliğinde iki lafın belini kırarken müzik kulağınıza gelsin inceden ha, istemez misiniz? Tadını çıkarın…

Son günlerde öyle bir koşuşturma halindeyim ki, ne siz sorun ne ben anlatayım. Bu yazı için bilgisayarın karşısına oturmak, o yüzden ötelene ötelene bugüne kadar geldi. Neredeyse 1 ay oluyor sevgili Gökhan ve Ümit ile tanışalı oysa. Özgün, leziz mezelerini deneyip Deli Meyhane’nin havasını da birkaç kez soludum. Neyse geç olsun, bizim olsun…

Kabataş Setüstü’nde konuşlanan Deli Meyhane, henüz aralık ayında kapılarını açmış. Gökhan ve Ümit, semtin yabancısı değil. Deli Meyhane’nin bulunduğu cadde üzerinde bistro, kafe tarzında iki mekânları daha var. Şimdilerde mini minnacık bir de yeni nesil kahve dükkânı açıyorlar. Belki de görüşmeyeli açılmıştır.

Tanıştığımızda bu devirde meyhane açmanın çok da akıllı işi olmadığını söyledim ikisine. Şöyle düşünmüşler; “Gitmekten hoşlanacağımız, mezelerinden keyif alacağımız, kendi zevkimize göre bir müdavim mekânı yaratalım. Mahalleli gelsin önce, hoşça vakit geçirelim; hem biz mutlu olalım hem misafirlerimizi memnun edelim.” En fazla 40-45 kişi alan Deli Meyhane’nin hikâyesi böyle başlamış. Çiftin gustosunun yüksek, yarattıkları dünyanın da özenli, renkli, lezzetli ve şık olduğunu yekten söyleyeyim.

Kopyala-yapıştır değil, özgün

Ayrıntılar incelikle düşünülmüş. Burası yeni nesil bir meyhane ama onların bende rahatsızlık yaratan özelliklerini almamışlar. Biraz açmak gerekirse; kolaycılığa kaçıp neredeyse hepsi bir örnek dekorasyondan uzak durmuşlar. Mönüde de bu bahsettiğim yerlere, hatta şehrin anlı şanlı meyhanelerinin pek çoğunun dayattığı standarda (özensizlik, tatsızlık, tektiplik…) öykünmeyip kendi standartlarını belirlemişler. Ümit Hanım’ın dokunuşu bariz burada. Mönüyü oluşturup genç şef (gerçekten genç) Barış Kahraman’a teslim etmişler mutfağı. Daha önce Sahrap Soysal’ın yanında çalışan Barış Şef, kaliteli malzeme kullanıp kaliteli bir iş çıkartıyor ortaya.

Kaliteli malzeme demişken; zeytinyağları, Ayvalıklı bir amcadan, butikten bile daha butik, ecnebilerin limited edition dediklerinden de sınırlı…

Ekşi mayalı ekmeklerini kendileri yapıyorlar. Bir meyhanede alışık olmadığımız güzellikler bunlar.

Farklı dokunuşlar, farklı lezzetler

Başlamışken mezelere de bakalım biraz: Dedim ya; her yerde görebileceğiniz özensiz mezeler, reçeteler yerine farklı dokunuşları olan, farklı lezzetlere yönelmişler. Klasikle moderni harmanlayıp mezeleri şık sunumlarla (bakır kaplar, güzel bir ayrıntı) misafirlerine ikram ediyorlar. Mevsimsel olarak değişen listede bazı kalemler sabit kalmakla birlikte 15-20 çeşit meze bulunuyor her gün dolaplarında. Taze, günlük ve lezzetli…

Atom (ben çok aramam ama sevgili ortağım Özlem’in olmazsa olmazlarından. Zaten hemen söyleyiverdi), zeytin piyazı (kırma zeytinler Antakya’dan), köpoğlu mancası, pırasa cipsli topik (topiğin bu şekilde sunumuna ilk kez şahit oldum. Topik de aradığım bir lezzet değil ama meraklısına öneririm), zahter giriti (Girit ezmeyi andıran farklı bir meze. Tulum peyniri, Ezine beyazpeyniri, zahter, birkaç farklı ot daha harmanlanıyor. Zahter tadı baskın değil, dengeli) ve avokadolu karides (benim gibi avokadoyla işi olmayana bile hitap eder) tattıklarım. Hepsi, lezzetli, özenli…

Fiyatlar dengeli

Devamında ılık olarak servis edilen hibeşli mitite köfte ve fellah köfte (Girit kavurmasıyla) denedik. Birbirlerini andırıyorlar; yoğurt burada başat aktör bence.

Ara sıcak olarak klasiklerden kuzu yaprak ciğerle otlu mücverden tattık. Otlu mücver, kabaktan yapılan klasiğine mesafeli yaklaşanları da (mesela ben!) baştan çıkartabilir. Yaprak ciğer de gayet kıvamındaydı, ekleyelim.

Rakı masasına oturunca mutlaka deniz ürünlü meze, ara sıcak arayan benim gibiler için de mönüde birkaç lezzet saklı. Ahtapot kavurmayı denedik; başarılı ama ızgarasını tercih ederim…

Finali, kereviz püresiyle servis ettikleri kuzu tandırla yaptık. Meyhanede yeri yoktur ama onun da gayet lezzetli olduğunu teslim etmeliyim.

Mezelerin fiyatları, 9-22 TL bandında. En pahalısı lakerda. Haliyle… Ara sıcak fiyatları, 10 TL’den başlıyor. Ahtapot güveç, 28 TL’lik etiketiyle listenin zirvesinde. Görüldüğü üzere, fiyatlar abartılı değil. İçkinin dozunu kaçırmadan kişi başına 100-120 TL gibi bir rakama masadan kalkarsınız. Zaten fix mönüleri de bu rakamlar civarında.

Şehirde örneği az

Deli Meyhane, ülkemizde pek de örneği olmayan bir konseptte ve nefaset çıtasında hizmet veriyor. Şu kafa güzel mesela: İnsanlar mesaisinden çıkıp buraya gelsinler, iki tek atıp lezzetli mezelerden tatsınlar, günün yorgunluğunu atsınlar, rahatlasınlar… Mahallenin yeni meyhanesi Deli, işte bunu vaat ediyor.

Deli’nin iki “delisi”

Deli’nin iki delisinden Gökhan Dönmez, eski profesyonel tenis oyuncusu, antrenör. Tenis akademisi var, spor salonu işletiyor bir yandan. Halen de federasyonda görevli. Yıllarca tenisi soluksuz takip edip 3-3,5 yıl önce tuhaf bir akşamın (en sevdiğim meyhane Asmalı Cavit’ten kalkmıştık can dostum Levent Kadagan’la) devamında, yağmur altında tenis oynamaya başlayan, alaylı ama çok bilgili biri olarak bir sohbet tutturduk ki sormayın. Muhtemelen beni ezer, geçer (!) ama bir gün karşılıklı oynarız belki, kim bilir…

Diğer deli Ümit Yılmaz ise başarılı bir peyzaj mimarı. İkilinin kafe-bistroları Set Up ve Deli’de onun izlerini görmek mümkün.

Düzgün, dürüst, rahat, kafa dengi insanlar. Sohbetleri yormuyor, hep “ben, ben,” diye kendilerinden bahsetmiyorlar, yaptıkları, ortaya koydukları işlerle anılmak istiyorlar. Dertleri, öncelikleri para değil, insan kazanmak. Eh, yola böyle çıkarsanız başarı da beraberinde gelecektir. Sabırlı olmak gerekiyor sadece.

Plak Mecmuası’nın katkılarıyla…

Daha çok yeni Deli Meyhane ama hemen müdavimlerini oluşturmuşlar. Benim çok önem verdiğim bir kavram müdavimlik, doğru yoldalar.

Küçük küçük eklemelerle de doğru bildikleri yolda ilerliyorlar. Cuma ve cumartesi akşamları eski usül, sazlı sözlü meyhane geceleri düzenliyorlar. Sesine, enstrümanlarına güvendikleri konservatuvarlı gençler, sahne alıyor mekânda.

Ve, bu çarşambadan itibaren Plak Geceleri başlıyor Deli Meyhane’de. Plak kültürünü tanıtmak, yaşatmak, sevdirmek için yola çıkan Plak Mecmuası’nın katkılarıyla her çarşamba Deli’nin duvarlarında plaktan nağmeler yankılanacak. İlk gecenin ev sahibi, Güven Erkin Erkal. Ben de oradayım, buradan da duyurmuş olalım…

Bir akşam…

İstanbul’un güzide köşelerinden Kabataş Setüstü’nde, maalesef hoyratça talan edilen eskinin Kabataş İskelesi’nin tam karşısında yer alan Deli Meyhane (o dayatılan ucube inşaat için söylenecek çok şey var ama…), meyhane kültürünü benimsemiş, özenli, incelikli bir yer olmuş. Servis ilgili, ambiyans şık, lezzetler yerinde. Benim gibi iflah olmaz deniz ürünü tutkunlarını da biraz gözetirlerse mönülerinde, tadından yenmeyecek…

Bir akşam, iş çıkışında yolunuzu Deli Meyhane’ye düşürüp farklı mezelerinden tadın, birkaç kadeh bir şeyler yuvarlayın, müziklere eşlik edin, rahatlayıp gevşeyin. Bu dünyanın derdi bitmez, değil mi? Tadını çıkarın…

Adres: Ömer Avni Mah. İnebolu Sk. No: 27 Setüstü/Kabataş
Tel: 0 212 251 51 85