Onu ilk gördüğümde ben inanmıştım. Biraz dinlenmek, biraz da kendimi dinlemek için geldiğim bir kafenin havuz kenarında otururken, kendisinden önce gelen topuk sesini duyup kafamı kaldırdığımda, bulutların arkasına saklanmış bir dağ utangaçlığındaki bakışlarını görmüştüm ilk olarak. Bembeyaz bir yasemin narinliğinde, bahara uyanan bir söğüt tazeliğinde kokusunu bırakıp geçmişti yanımdan.

Biraz ileride oturduğu zaman artık gözlerini değil ama yanından geçerken eğilip suya dokunurken havuza yansıyan mavisini görebiliyordum. O an için gözlerinden damlayamayan gözyaşları, su damlaları formunda birikip havuzdan taşıyor ve ben ortaya yüreğini koyan bu hüznün muhteşem görselliğine şahit oluyordum.

Önümde gözyaşları gibi çoğalarak akan, yüreğinden dökülemeyen geçmişini ölümsüzleştirmek için fotoğraf makineme sarıldım. Gün, yarın yeniden doğmak üzere mesaisini tamamlamaya hazırlanıyor, ben hüznünü geçmişten alan gözler yerine mavisini yarından alan su damlalarının fotoğrafını çekiyordum.

Dün gibiydi gözleri, ben geçmişini merak ediyordum; yarın gibiydi gözleri, ben hayallerine dalıyordum. Ve zamandan bağımsız her bir fotoğraf karesi şu an ne kadar da çok şey anlatıyordu bana.

Üzerinden geçen günlere rağmen hâlâ ilk anın hüznüyle hatırlıyorum gözlerini. Onunla hiç konuşmadık, adını hiç öğrenemedim ama gözleri hatırlamamı sağlayacak kadar maviydi ve hüznüne rağmen umudun her tonuna sahipti diyebilirim. Hikâyesini hiç dinlemedim, hüznü gerçekten var mı hiç bilemedim.

Kendisi otuzlu yaşların ortasında, hüznü ise birkaç yaşında olmalıydı. Demek ki otuzlu yaşların başında, başından bir şeyler geçmişti. Bildiğimden değil, hissettiğimden kafamda kendim yazıyordum hikâyesini. Belki bir gün okur diye değil, yazarken hüznün ağırlığını bir kurşun edasıyla kağıda dökerek azalttığımı düşündüğümden yazıyordum. Gözbebeğine bir dövme gibi işlenmişti hüznü ve ben hâlâ beğendiğim bu dövmeyi anlamaya çalışıyordum.

Şimdi elimde kalan tek fotoğraf, yüreğinden taşan gözyaşlarının bir heykel mavisindeki hüzünlü hikâyesiydi. Ve ben bu fotoğrafa her baktığımda onun dudaklarından gözlerine, tüm yüzüne yayılan gülüşüyle gökyüzüne umutla baktığını hayal edeceğim.

Çünkü hepimiz mutlu olabiliriz.