Tahsin Yücel, okumanın önemini, Yazın, Gene Yazın isimli kitabında, tanımadığı biriyle girdiği diyalog üzerinden anlatır.

“Yanıma ilişeli beri gözü kitabımda. Hiç kuşkum yok, ne yapıp yapıp kitabıma ilişkin bir soru soracak. Bunu gelir gelmez yapmış olsaydı, çok kolaydı. ‘Ne okuyorsunuz?’ derdi, ben de ‘Suç ve Ceza’ derdim, olup biterdi. Olanağı kaçırdı. Üstelik bir sağdan, bir soldan eğilip bakınarak kitabın adını da öğrendi. Yüzünün anlatımından çıkardığım kadarıyla, sorusu aynı zamanda bir yargı olacak. ‘Kum üstünde Dostoyevski mi okuyorsunuz?’ diyecek örneğin. İşte, ben yanıtımı hazırlarken, soru geliyor, beklediğimle bir ilgisi olmayan, ama beklediğim gibi yargı da içeren bir soru: ‘Suç ve Ceza’yı yeni mi okuyorsunuz?’”

Tahsin Yücel, tanımadığı kişiyle sıkıntılı diyaloğunu sürdürür:

“Dostoyevski’den yazarlık mı öğreniyorsunuz?”

“Hayır! Bazı kitapları dönüp dönüp yeniden okurum!” (1)

Okumak ve yazmak, bazen rasgele bazen planlı yapılan eylemlerdir. Faruk Duman, Alakarga Yayınları’ndan çıkan Yazmalı Defter isimli deneme kitabında, ağırlıkla yazmak ve okumak üzerine kırk üç maddeden oluşan bir manifesto sunmuş okura.

Manifesto deyince “kurallar manzumesi“ olarak algılanmasın hemen… Ancak yazmak, eşzamanlı bir biçimde, üslubunuzu, akıl yürütme zincirinizi, “öteki”nden ayırmanız anlamını da taşır.

Yazmak, toplumsal olanın bireysel halde tecessüm etmesidir. Kimimiz döne döne okur, not alır, düşünür, başka birinin fikrini alır ve yazarız. Kimimiz okur, geçeriz.

Tahsin Yücel’in önerisindeki gibi döne döne okumak ve bunun üzerine düşünerek, bu bahsi yazmak da ayrım koymaktır. Tanımlamak ve ayrım koymak, Aristotales’in Mantık‘ından beri yaptığımız şeydir. “-dir”, “-dır” eki ile ayrılır, birleşiriz, sıyrılırız, tanımlarız, adlandırırız… Sanıyorum ki deneme yazmak bu bağlamda önemli araçlarımızdan biri…

Faruk Duman, kırk üç temada ele aldığı yazmak ediminin üzerine düşünürken;

– Yazmak arayıştır.

– Yazmak, köşeye sıkışmış insanın tepkisidir.

– Yazmanın amacı hayatta kalmaktır.

– İyi edebiyat bozulmaz.

– Görev gereği yazı yazmak.

– Yazmak, karşılaşmak demektir.

– Yazmak, sınır ihlali demektir.

gibi temaların daha fazlasını örneklemiş, üzerine düşünmüş… İlk temadan sonuncuya kadar, ısındıra ısındıra, okumanın amma ve lakin özellikle yazmanın inceliklerini, nüanslarını, ameleliğini bir mantık silsilesiyle okura aktarmış.

“Yazmak üzerine” ilk başta bir labirente girdiğinizi düşünseniz de kaygılanmanıza gerek yok, rahatça çıkışa ulaşabiliyorsunuz. Okura sorgulama yaptırmak yerine açıktan pas atan, hatta yol gösteren bir metin olduğunu söyleyebiliriz.

Nitelikli okurun her zaman ayrıcalıklı olduğunu düşünürüm. Yazmalı Defter nitelikli okura seslenen, duru ve net bir metin. Hemen her biri aforizma özelliği taşıyan kırk üç temayı, daracık bir alanda bağlamlarıyla anlatabilmek için edebi, kültürel bir serüvenin gerekliliklerine vâkıf olmak, dirsek çürütmek, okumayı ve yazmayı yaşam biçimine dönüştürmek gerekir, diye düşünüyorum.

Faruk Duman, yazmak üzerine düşünürken şunu da söylemiş:

“Yazıyla uğraşanların çoğu kendi kendisinin gardiyanıdır.” (2)

Yazarın bütünüyle özgür olup olmadığı tartışması, yazılı kültürün başlangıcından beri yazarların, halkın, kralların, monarkların ve iktidarların sorunu olagelmiştir.

“Yazar, toplumsal baskı karşısında, dil aracılığıyla düşünsel özgürlüğünü arayan kişidir,” (3) diyor Duman.

Savaş ve baskı dönemlerinde edebiyata, sanata artan ilgi üzerine düşünürüm sıklıkla… Savaş ya da barış döneminde olalım; “Öyle ya, insan yaptığı şeyse, aynı zamanda yazdığı şeydir,”(4) diyor Tahsin Yücel.

Yazmalı Defter; deneme yazmanın yanı sıra tüm edebiyat metinlerinin işçiliğini anımsamak, belirli temalar üzerine düşünmek isteyenler için diyalektik ve okuruyla karşılaşmak konusunda yeni ufuklar açan bir metin…

Okurunun ayağına taş değmesin!

İnceleme: Onur Bütün