“Benimle konuşmuyorlardı, yüzüme tükürüyorlardı. Bana gardiyanlarımızdan bile kötü olduğumu, artık bir insan bile sayılamayacağımı söylüyorlardı…Onlar öldü, ben yaşıyorum.”

Son zamanlarda okuduğum en iyi çizgi romanlardan biriydi Brodeck Raporu. Phillipe Claudel’in aynı isimli ödüllü kitabından uyarlanan bu çizgi romanın Öteki isimli ilk cildi Karakarga Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Normalde hikâyelerin tamamını okumadan inceleme yazmayı tercih etmem (hikâye ikinci ciltte tamamlanıyor) ancak bu ilk cildi okumam çizgi romana hayran kalmama yetti. Phillipe Claudel’in hikâyesini anlatış tarzı ve kurduğu atmosfer çok önemli bir rol oynuyor çizgi romanın başarısında. Olabilecek en karanlık ve gerçekçi konuları bir masal formatında anlatıyor.

Hikâyemiz dış dünyayla irtibatını koparmış, dağların arasında kalan isimsiz, ufak bir köyde geçiyor. Olayların geçtiği zamanla ilgili de çok detaylı bilgi sahibi değiliz. Ayrıca bazı karakterlerin isimleri yok, onları lakaplarıyla tanıyoruz.

Bütün bu detaylar çizgi romanda (tahminimce kitapta da) yaşanan olayların, karakterlerin kısaca bütün gerçekliğin kapana kısıldığını düşündürürken okurda da hikâye arafta geçiyormuş hissini uyandırıyor. Bu garip hissi ise ana karakterimizin etrafında gerçekleşen ve gerçekçi olay ve düşüncelerle dengeliyor.

Kendisine bir parça yağ bulmak için ormana giden başkarakterimiz Brodeck, köy ahalisinin her akşam takıldığı kulübeye geri döndüğünde herkesin sert bakışlarını üstünde buluyor. Kendisi yokken neler yaşandığı hakkında en ufak bir fikri yok ancak etrafını çevreleyen kalabalık, yaşlı adamın merakını hemen gideriyor ve Brodeck acı gerçeği öğreniyor: Anderer’i öldürmüşler.

“Öteki” anlamına gelen Anderer adını taktıkları, sonradan gelen bu yabancının ölümüyle ilgili Brodeck’ten rapor yazmasını istiyor köylüler. Geçimini sağlamak için yazdığı dağlarla, nehirlerle, yollarla kısacası köyü çevreleyen bütün doğayla ilgili raporlardan çok aykırı kalıyordur bu istenen rapor.

“ Önemli değil… Yazmayı biliyorsun, sözcükleri biliyorsun, nasıl kullanıldıklarını biliyorsun ; her şeyi nasıl anlatabildiklerini de. Bu kadar yeterli…”

Çatık kaşların altında kısılan gözlerin ve kemerlerden tehditleri ışık saçarak bağıran bıçakların karşısında Brodeck, gönülsüz de olsa istenileni kabul ediyor. Hikâyenin belkemiğini oluşturan bu olay yay kadar gergin ilerliyor çizgi roman boyunca çünkü Brodeck’in kafasında yazmayı planladığı rapor köylülerin istediğinden çok farklı.

Yıllar önce kendini yaşadığı köyü yerle bir eden savaşın pençesinden kurtaran yaşlı kadın sayesinde hayatta kalmayı ve bir aile kurmayı başaran Brodeck dışlanmanın, atıl durumda olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor.

Ne kendisi ne de ailesi köyün yerlisi olan ve yıllardır topluma uyum sağlama sorunu yaşayan Brodeck, yabancı olduğu için önyargılarla karşılanan ve bir sebeple canı alınan Anderer’in yerine koyuyor kendini ister istemez ve bu empati, yazacağı raporu etkiliyor.

İçten içe masum olduğunu bildiği biri hakkında yalan rapor yazmaya zorlanan ana karakterinin bu konuda yaşadığı iç gerilime bir de yıllar önce toplama kapında yaşadığı travmatik anıları eşlik ediyor. İşkencecilerin canavar şeklinde tasvir edildiği kâbus sahneleriyle anlatılan bu bölümler Brodeck’in travmatik geçmişine dair hislerini çok başarılı bir şekilde aktarıyor okura.

Belediyedeki yetkililer ana karakterimizi sık sık ziyaret edip, onu raporla alakalı kontrol ve üstü kapalı tehdit ederken Brodeck kafasında kurduğu plan doğrultusunda etrafındaki insanlara ve kendine ait gerçek raporu ufak ufak yazmaya başlıyor. Hikâyenin kalanını ikinci ciltte öğreneceğiz.

Bu arada özellikle belirtmek istiyorum; Brodeck’le peder arasında geçen müthiş diyalog insanoğlunun menfaatine göre davranışlarının nasıl şekillenebileceğini çok güzel gösteriyor bize. Etrafındaki herkesin işlediği günahları bilen, bu sebeple kendini kötülüklerin toplandığı bir günah kuyusu gibi görmeye başlayan bir adamın, bütün bu günahkârların günah çıkardıktan sonra etraflarına kötülük saçmalarına devam etmelerine dair dertli yakarışı çok güzel anlatılmış.

Gelelim çizgi romanın görsel kısmına…

Tek kelime ile özetleyeyim: Kusursuz. Çizim olarak hayatımda okuduğum siyah beyaz çizgi romanlar arasında belki de en iyisi Brodeck Raporu.

Siyah beyaz görüntülerin çizgi romanın hikâyesine çok yakışması bir yana, çizer Manu Larcenet’nin mimiklerden beden diline kasabayı esir alan kar fırtınalarından gölgelerin kusursuzca kullanılmasına kadar her alanda her detayda müthiş bir işçiliği var. Çizgi roman herhangi bir yazı içermeyen belli bölümlerinde Larcenet’nin ustalığı sayesinde anlatılmak istenen bütün olay ve aktarılmak istenen bütün duygular başarılı bir şekilde okuyucuyla buluşuyor. Kusursuz bir fotoğrafı andıran tabiri caizse tablo gibi panelleri de cabası !

Çizgi romanı iki cilt halinde yayımlanan Brodeck Raporu ilk cildi biter bitmez ikinciye devam etme isteği uyandıran; ayrımcılık, yalnızlık, hayat mücadelesi ve dürüstlük üzerine çok iyi yazılmış harikulade çizilmiş bir çizgi roman. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.