Artemis, Amerikalı bilimkurgu yazarı Andy Weir’ın ikinci romanı. Hani Marslı‘yı yazan Weir. Kendi yayımladığı bu ilk kitabı 5 milyon sattı ve Ridley Scott’ın yönettiği, Matt Damon’ın başrolü oynadığı film de oldu. Konusunu hatırlarsanız: Mars’ta fırtına çıkar, ekip gitmek zorundadır, biri yüzeyde unutulur, o kişi de aylarca sürecek bir yaşam savaşı verir, Mars’ta patates yetiştirir ve mutlu son… Marslı, bize ayrıca Kızıl Gezegen hakkında bir sürü bilgi öğretti. Artemis de ilk kitabın formülüyle yazıldı. Dünya dışında bir mekân, heyecanlı bir hikâye, light karakterler, biraz da bilim. Bu kitabın da çok sattığından ve ileride film olacağından eminim ama şunu hemen söyleyeyim: Artemis, hayatımda okuduğum en sıkıcı kitaplardan biri…

Kitabın konusunu kısaca özetleyelim: Artemis, Ay’ın yüzeyinde kurulu beş kubbeden oluşan bir şehir. Madencilik ve uzay turizmiyle geçiniyor burada yaşayan birkaç bin kişi. Kahramanımız kadın bu kez; Jazz (Jasmine) isimli bir Suudi Arabistan vatandaşı. Şehirde kurye olarak çalışıyor, arada da kaçakçılık yapıyor. Sonra Norveçli bir zengin, Jazz’a bir görev verir. Rakip bir firmaya sabotaj yapılması gerekmektedir. Jazz işi batırır ve ortalık karışır. Gerisi kovalamaca, kavga ve dövüş, birkaç da ölüm. Hikâye bu.

Yeteeerrrr!

Tabii Weir, ilk kitabından kalma bir alışkanlıkla olsa gerek her sayfada bilimsel açıklamalar yapıyor, bizi bilgi bombardımanına tutuyor. Kitap ilerleyip konuyu anlamaya başladıkça kendime sorduğum ilk soru şu oldu: Ya Andy; bu sıkıcı hikâyeyi illa Ay’da mı anlatman gerekiyordu? Olayın Ay’da geçmesi, kitabın akmasının önündeki en büyük engel çünkü. Tam heyecanlı bir şey olacak, araya Weir’ın Ay’a, oradaki yerçekimine ve daha başka bir sürü konuya dair bilimsel açıklamaları giriyor. Sürekli ders veriyor bize yazar, ne kadar bilgili olduğunu bize aktarmaya çalışıyor. Boğuyor hikâyeyi ve dolayısıyla da bizi Weir. “YETEEEEEER!” diye bağırmak geçti içimden çoğu yerde.

Kalıplaşmış karakterler…

Karakterler de sorunlu: Jazz aslında ilginç biri, hemen ısınıyorsunuz ona. Babası beş vakit namazında, son derece inançlı bir Müslüman. Jazz ise özgür, küfürbaz, içki içen ve sevgilileri olan bir karakter ama aralarındaki ilişki, yine kalıplaşmış ifadelerle anlatılıyor.

Başka kalıplaşmış karakterler de var zaten: Genç bilim insanı, Norveçli sarışın milyoner işadamı, iyi polis, katil, eski sevgili… Hepsini daha önce gördük ya da okuduk. Karakterler açısından da yeni bir şey katmıyor bize Artemis.

Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz

Artemis, Marslı‘ya başarı getiren formül kullanılarak yazıldı. Herhangi bir estetik ya da edebi kaygısı yok kitabın. Hatta Weir’ın bilimkurgu alanına bir katkı sunmayı bile düşünmediğinden eminim. Dümdüz, kolay okunan, bir önceki sayfada olup biteni hemen unuttuğunuz bir kitap. Sanki çocuklar için yazılmış. Artemis‘i okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz, merak etmeyin…

Artemis, Andy Weir, İthaki Yayınları, 28 TL.