Tarihî bir araştırma yaparken tesadüfen olayın belgelerini bulan Andrew Hughes, 1841’de geçen hikâyeyi Dickensvari bir atmosferde ve gotik edebiyata yaraşır bir dilde aktarmayı ustalıkla başarmış.   

Dublin, 1841. Aralık ayında soğuk bir sabah. Küçük bir oğlan çocuğu tatlı sözlerle kandırılıp annesinin yanından alınıyor ve vahşice katledilmiş olarak bulunuyor.

Yoksulluk, eşitsizlik ve siyasal istikrarsızlığın egemen olduğu kentte işlenen onlarca elim cinayetten biri, ama diğerlerinden farklı olarak halkı galeyana sürüklüyor. Çünkü John Delahunt adında sorumsuz bir öğrenci olan katil, aynı zamanda Dublin Kalesi’ndeki istihbaratçıların ücretli muhbiri.

İşin tuhafı, katil ne işlediği cinayetten pişmanlık duyuyor ne de alacağı cezadan korkuyor. Hücresinde idam gününü beklerken serinkanlılıkla hikâyesini kaleme almayı seçiyor.

Andrew Hughes, 1979’da İrlanda’nın Wexford kasabasında doğdu, öğrenimini Dublin’de Trinity College’da tamamladı. Bir süre Raidió Teilifís Éireann’da (İrlanda Ulusal Radyo-Televizyon Kurumu) çalıştı.

Dublin’in Fitzwilliam Meydanı’ndaki Kral George döneminde yapılmış binaların tarihini araştırırken John Delahunt’un hikâyesini öğrendi ve bu bilgilerden hareketle ilk romanını yazdı.

Tarihî yapılarla ilgili incelemesini de Lives Less Ordinary: Dublin’s Fitzwilliam Square 1798-1922 (Daha Az Sıradan Hayatlar: Dublin’in Fitzwilliam Meydanı 1798-1922) adıyla kitaplaştıran Hughes, Dublin’de yaşıyor.