100 yaşına yaklaşan Türkiye’nin özel ve en görkemli binalarından Deniz Palas Apartmanı veya 2009’dan beri bilinen ismiyle İKSV Binası’nın (artık Nejat Eczacıbaşı) 6. katında, bir süredir şehrin şık, modern ve leziz meyhanelerinden biri var. Geç gittim, geç yazıyorum ama dostlar affeder, biliyorum. Firuze mutlaka denenmeli…

6 sene önceye gidiyor tanışmamız. Ne Firuze vardı o zaman, ne Colonie, ne Escale… Bugün maalesef olmayan Reina’nın içinde, Boğaz’ın üzerindeki Blue Topaz’da oturmuş, benim müzmin huysuz, mutsuz karakterime rağmen kısa sürede kaynaşmıştık. O güzel akşam, dostluğumuzun başlangıcı oldu. Topaz’da buluşacağız diye sözleştik. Çok zaman geçmedi aradan, sözümüzü tuttuk. İstanbul’un namlı fine-dining restoranlarından biriydi Topaz. Şehrin en güzel manzaralarından birine karşı birkaç hoş saat geçirdik yine. Anmadan geçmeyeyim; İdil (Akın), Sorbe Canavarı lakabını o akşam aldı. Sonuçta tadım için mekâna gitmiştim ve haliyle tadıp yazmam gerekiyordu ama sağ olsun kaşla göz arasında sorbeyi mideye indiriverdi İdil. Bana da ona lakap takmak kaldı!

Gösterdikleri vefayı unutamam

Araya zaman girdi, ben Milliyet gazetesinden kovuldum, ilk arayanlar, o akşam muhteşem manzara eşliğinde iki kadeh içip sohbet ettiğim, anıları, hayatı paylaştığımız dostlar oldu; sevgili Yücel (Özalp), Cenk (Özalp), Anıl (Toroslu) ve İdil… “Bu da geçer diyorlardı,” özetle, “dostluğumuz baki…” Gösterdikleri dayanışmayı ve vefalarını hiç unutmadım…

Vah güzel ülkem vah

Günümüze gelirsek; artık Blue Topaz yok maalesef, çünkü Reina yıkıldı o melun yılbaşı saldırısı sonrasında. Topaz ise meyhane konseptli yeni ve şık mönüsüyle yoluna Râna by Topaz adıyla devam ediyor.

Türkiye’nin kültür temelli çölleşmesinden, vandallığın, cehaletin tavan yapmasından nasibini Topaz da aldı ne yazık ki. Olaylar zincirleme gelişiyor; kültürel yozlaşmayla ekonomik krizin gümbür gümbür gelmesi, alım gücünün düşmesi, Türkiye’nin güvenilir ülkeler sınıfından adım adım çıkması sonrasında yabancı turistin ülkeden elini ayağını çekmesi eşzamanlı yaşandı, üstelik durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor, tepetaklak hızla yuvarlanıyoruz yokuş aşağı maalesef…

Bu yüzden fine-dining sınıfındaki bir restoranın bırakın kârlı bir işletme olarak hizmet vermeyi sürdürmeyi, ayakta kalması bu şartlar altında imkânsız. Özalplar da doğru ve biraz da zorunlu bir hamleyle Topaz’ı konsept meyhaneye çevirdiler. Öncesinde Karaköy’de bistro sınıfındaki Colonie’yi, ardından Kanyon’da Escale’yi, yakın zamanda da Passage 178’i açtılar. Konseptlerini çeşitlendirip riski yayarak azaltma yoluna gittiler kısacası…

Modern, eklektik ve şık

Lafı uzattım, farkındayım, şimdi Firuze’de sıra. Nejat Eczacıbaşı Binası’nın 6. katındaki mekânı devraldıklarını ilk duyanlardan biriyim. Heyecanlanmıştım. Çok önceleri orada başka bir restoran hizmet verirken gitmişliğim vardı. Sadece eşsiz manzarası bile insanın aklını başından almaya yetiyor. Sonrasında başkalarının eliyle kulüp olarak çalıştırıldı bir süre ve ardından kaderine terk edildi. O yüzden tadilat süreci de bayağı uzadı. Nihayet bu yılın başlarında kapılarını açtı Firuze.

Modern, eklektik ve son derece şık bir meyhane burası. Eski halinden eser yok. Teras kısmı binayla bütünleşmiş, açık alanda inanılmaz manzara eşliğinde demlenme imkânı sağlıyor misafirlerine. En keyifli masalar o kısımda ama kış günlerinde içerisinin de keyifli olacağını düşürüyorum.

Mahcubum

Girişte kocaman bir meze dolabı karşılıyor misafirleri, çaprazında da zengin bir bar kurulmuş. Açılmasının üzerinden 7 ay geçmiş olmasına rağmen bir türlü uğrayamamamın mahcubiyetini üzerimde taşıyarak giriyorum içeri.

İdil ve o gece tanıştığım erkek arkadaşı Murat ile bar taburelerine tünüyoruz. Hemen ardından Cenk ile Anıl geliyor. Cenk, çocukluk arkadaşlarıyla oturacak o gece. Bardan sonra önce o masaya uğruyorum, Yücel gelince de asıl masaya geçiyorum. Gecemiz, biraz rötarlı da olsa sonunda başladı…

Aklımda kalan, tarama ve füme uskumru

Güneş, Balat tarafından batmadan önce Kulüp Rakılarımızı söylüyoruz, hemen akabinde de mezeleri seçmek üzere Yücel ile dolaba seyirtiyorum. Hepsinden tattırmak, fikrimi almak istiyor. Neler yok ki dolapta; klasiklerden tarama, fava, topik, biraz Ortadoğu’ya uzanırsak humus, muhammara, mutabbal, tabbule, çeşit çeşit zeytinyağlılar, otlar, deniz ürünlü mezeler… Meze dolapları zengin, gözalıcı… Tadımlık olmak kaydıyla genç şef Mevlüt Çelen’le anlaşıyoruz.

Siparişlerimiz şöyle sıralanıyor: Zeytinyağlı yaprak sarma, tarama, ahtapot salatası, Girit ezme, patlıcan salatası, deniz börülcesi, kurutulmuş domatesli levrek ve özel olarak dışarıdan bir ustaya yaptırdıkları değişik bir füme uskumru…

Mevlüt Şef, Cibalikapı Balıkçısı tedrisatından geçmiş. Mezeler arasında kurutulmuş domatesli levrek, balık turşusu ve birkaç farklı tabağı görünce tahmin etmiştim, sorarak emin oldum.

Tadımlık dedik ama dinlememişler. İşinin ehli Mevlüt Şef, mezeler başarılı, sunum şık, 1. sınıf… Zeytinyağları ve kalamata zeytinler Ayvalık’tan, kütür kütür turşuları, sıcacık ekmekleri kendileri yapıyorlar.

Diğerleri de çok çok iyi ama o geceden aklımda kalan iki özel meze var: Biri tarama, diğeri de füme uskumru. Balık yumurtasından yapılan klasik ve basit bir meze tarama ama kıvamını tutturmak beceri ister. Başarmışlar. Taramanın hepsini neredeyse benim yemem bundan…

Ciğer nefis

7 ay bekletip 4 gün sonra bir daha gittim Firuze’ye; Mey İçki’nin bir lansmanı için. Bu kez dolabın diğer yarısından farklı mezeler tattım. Humus, topik, babagannuş, tabbule ve masadaki her şey yine çok iyiydi.

Tekrar masamıza dönersek; ben hariç herkes Ankaralı aslen, laf lafı açıyor, Ankara’daki gençlik günlerinden çocukluk anılarına uzanan bir yelpazede sohbet koyulaşıyor. Türkiye’nin gidişatı, geldiğimiz nokta da konuşuluyor tabii, sıkıntılıyız…

Güneş, Haliç’i kızıla boyayıp çoktan battı, sırada ne var dersiniz? Tereyağında çevrilmiş ciğer lokum gibi, mini içli köfteler tam kıvamında, son olarak gelen yoğurtlu Firuze Kebap lezzetli.

Hem ara sıcaklarda hem ana yemeklerde farklı seçenekler var: Klasiklerden karides güveç, çıtır kalamar tavayı seçebilir, benim gibi meyhane mutfağı konusunda tutucu değilseniz balık kokoreç, falafel gibi lezzetleri deneyebilirsiniz.

Ana yemek olarak da çöp şişten kuzu pirzolaya, bonfile lokumdan asma yaprağında levrek ızgaraya (ikinci gidişimde onu da deneyip beğendim) farklı seçenekler sizi bekliyor.

Monkey Bar, şehrin yeni favorisi

Anıl, masayı terk edip setin başına geçiyor, eskilerden çalıyor, güzel de gidiyor ama geceyi üst katta tamamlayacağız. Monkey Bar adıyla yakın zamanda açtıkları bölüm, daha önceki işletmeler döneminde hep depo olarak kullanılmış. Böyle durmasına gönülleri razı olmamış, burayı şık bir teras barına dönüştürmüşler akıllı bir hareketle. Şimdi ünü Firuze ile yarışıyor Monkey’nin. Manzarası ömre bedel, sadece bu bile orada birkaç saat geçirmeye değer…

Firuze Meyhane, kısa sürede şehrin önemli buluşma mekânlarından biri haline geldi. Monkey Bar’ın eklenmesiyle de tırmanışını sürdürdü, sürdürüyor. İyi meze ve yemekler deneyip iyi içkiler tatmaksa amacınız, aynı zamanda 1. sınıf servis, şık ambiyans ve manzara arıyorsanız doğru adrestesiniz.

Hakkı olanı talep ediyor

Davetli olduğum için hesapla ilgili bilgi veremeyeceğim ama mönülerini rica ettim, fiyatları paylaşayım: Mezelerin fiyatları 19-39 TL arasında değişiyor. Ara sıcaklarda rakamlar 21-37 TL bandında, ana yemeklerin ederiyse 43-75 TL arasında.

Ucuz değil Firuze ama verdiği servisi ve tüm diğer bileşenleri dikkate aldığınızda hakkından fazlasını istemediğini de rahatlıkla söyleyebilirim.

Dostlarımla uzun bir aranın ardından harika bir akşam geçirmeme vesile oldu, hasret giderdik. Bundan daha önemli ne olabilir ki? Sağ olsunlar.

Arayı bir daha bu kadar açmamak üzere.

Sevgiyle…

Adres: Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Kat: 6 Şişhane
Tel: 0 212 238 50 50
firuze-iksv.business.site