Benim, senin ama asıl onun hikâyesiydi bu yazılanlar.

Yalnızlıktan çok bunaldığı gecelerde penceresini açar, yüzüne vuran akşam serinliğinde gökyüzünde kendini göstermeye başlayan yıldızlara bakar; biten günün ardından, “Gün hep batar, sen doğumuna odaklan,” derdi. Güneş kıskanır, Ay gülümser, deniz bekler, bulutlar geçer, o ise hep yazardı.

Onun hikâyesi buradan sonra başlıyor, o kim mi? Erkek mi? Kadın mı?

Yüzünde değişen maskelerinden dolayı hiç tanımadım ki ben onu.
Hem ne fark eder, biz kısaca “o” diyelim mi ona?

Onun tutkusuydu yazmak, benden düşündüklerimi yazmamı da zaten o istemişti.
Onun düşüydü bu yazı, benden içimden geldiği gibi bir hikâye yazmamı istemişti.
Onun hikâyesiydi bu, benden sadece tutkuyla yazmamı istemişti.

O kim mi?

Onu hiç tanımadım, tanıdığımda da sessiz harflerin kapladığı geçmişim duruyordu artık bu terasta. Kalan boşluğumda ise tek başına o dans ediyordu. Gemiler yorgun, deniz durgun, liman özleyenleri kavuşturmuştu sevdiklerine. Ama gece her şeye rağmen simsiyah yalnızlık kokuyordu ve aynı siyah tavan altında nefes alan maskeli balonun tek çiftiydik biz. İkimizden birinin gerçek olmama ihtimaline inat.

Sana yazmamı da o söylemişti, çünkü taktığım maskelerime rağmen benim sana yazacak yüzüm yoktu.
O, “Gereğinden fazla yazmak eskitir,” derdi, “seni okuyanı.” Ben onu dinler tadında yazardım.

Ben, “Yazmaktan korkanı kimse okumaz,” derdim, o tüm cesaretiyle kalemine sarılırdı, kelimeler dansa kalkardı, ben onlara anlamlı melodiler yükler cümlelere katardım.

Sana yazmamı o istemişti, belki de en çok da o merak ediyor seni, sensizlikten korkuyor, endişeleniyor, ümitsizlik bir çığ gibi bekliyordu kendi dağında ama o seni düşünüyor, çığı düşmüyordu. İşte bu yüzden en çok da o istiyordu sana yazmayı.

Belki de o ne istediğini hiç bilmiyordu; tıpkı benim, tıpkı senin, tıpkı bizim gibi;
O kim mi?
Hiç tanıma fırsatım olmadı ki onu,
Vücuduna dokunduğumda üzerinde sadece ben vardım, yüzüne baktığımda sen.
Nefes alışverişlerinde ise biz
Ben, sen veya o, ne fark eder
Sen bedenini seç, ben ruhuna talibim
Sen yaşamayı seç, ben yazmaya talibim
Sonrasında kısa bir ara
Kısa bir
Ara.
Ara sıra
Konuşalım ama
Kopmayalım birbirimizden.
Yaz bana
Ya da başka bir yazda, kışta, baharda,
Başka mevsimlerde,
Böyle bir liman şehrinde, belki de başka bir terasta,
Yeniden merhaba diyebilelim,
Umutla.

O kim mi?
Onu hiç tanımadım, belki de tanıdığımda zaten öyle biri yoktu,
Asıl soru ben kimim?