Eliezer (Elie) Wiesel’in Gece‘si, II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin gerçekleştirdiği Yahudi Soykırımı üzerine okunması gereken temel kitaplardan biri. Wiesel’in 15 yaşında gönderildiği Auschwitz, Buna ve Buchenwald toplama kamplarında yaşadıklarını anlatan Gece, abartısız anlatımı sayesinde son derece etkileyici. Gece, sadece 100 küsur sayfada masumiyetin, insanlığın ve inancın yok oluşunu anlatıyor. Hem de bir çocuğun gözünden…

Yıl 1944. Wiesel, ailesiyle Romanya’nın Macar işgali altındaki Siget kasabasında yaşamakta ve dini eğitim almaktadır. Ani bir kararla kasabanın tüm yahudileri zorla trenlere bindirilip Auschwitz’e gönderilir. Annesi ve kardeşinden ayrılmıştır Wiesel. Babasıyla 1 yıldan fazla sürecek bir cehenneme adım atarlar. Açlık, işkence, dayak, tanık olunan ölümler, peşini bir saniye bile bırakmayan ölüm korkusu, gaz odaları, öldürülenlerin yakıldığı fırınların bacalarından çıkan dumanlar ve yanan etin kokusu… 15 yaşındaki bu çocuğun artık tek bir amacı vardır: Hayatta kalmak değil, mümkün olduğu kadar uzun süre hayatta kalmak. Bu 1 yılda Wiesel tanrıya inancını da kaybeder. Gördükleri, insanlığın sonudur onun için. Wiesel, artık bir kişi değil bir rakamdır: A-7713.

“Zamanı sadece midem ölçüyordu”

Kamplarda ölüm korkusundan daha kötüsü, tutsakları hiç yalnız bırakmayan o açlık hissi. Açlık, bu toplama kamplarında her şeyi yöneten güç. İnsanları kimliksiz ve şekilsiz bırakan bir güç. Açlık, hırsızlık yapmanıza, başkalarını öldürmenize yol açar. Uyurken yemekle ilgili rüyalar görürsünüz. Wiesel, açlığa sıkça değiniyor kitapta. Bir sabah artık açlıktan ölmek üzere olan bir tutsak, devasa iki adet çorba dolu kazanın yanına gidiyor ve onlara tırmanıp kafasını kazanlardan birine sokuyor. Tutsak, gardiyanlar tarafından vuruluyor. Wiesel, o hissi şöyle tanımlıyor: “Sadece bir mideden oluşuyordum. Aç bir mideden. Zamanı sadece midem ölçüyordu.”

Elie Wiesel

“Ölüm Yürüyüşü”nde hayatta kalmak…

Kitabın en etkileyici bölümü, Wiesel ve babasının yüzlerce kilometre yol katettikleri ve tarihe Ölüm Yürüyüşü olarak geçen kamp tahliyeleri. Sovyet ordusunun yaklaşması sebebiyle gerçekleştirilen bu tahliyeler sırasında onbinlerce Yahudi hayatını kaybetti. Çoğu yorgunluk ve soğuktan öldü, kimileri donarak. Önemli bir bölümü, yeterince hızlı yürüyemedikleri için gardiyanlar tarafından infaz edildi.

Wiesel ve babası haftalar süren bu yürüyüşten sağ kurtulan az sayıdaki tutsaklardandı. O anları şöyle anlatıyor Wiesel: “İçimdeki bir şey ölüme karşı ayaklandı. O ölüm ki beni sarmaya çoktan başlamıştı. Ölüm, uyuyan birini kolaylıkla ele geçirir ve onu yavaş yavaş yiyip bitirirdi.”

Devasa bir şaheser

Wiesel ve babası artık Buchenwald’daydı. Yazarın kitap boyunca vurguladığı insanlık onurunu kaybetmenin utancına dair en tüyler ürpertici olay da burada gerçekleşti. Wiesel’in hasta babası, yiyeceğini onun elinden almak isteyen bir grup tutsak tarafından dövülerek öldürüldü. Babasıyla aynı ranzayı paylaşan Wiesel müdahale etmedi, edemedi. Sadece sesleri duyabildi.

Buchenwald Toplama Kampı’nın kurtarıldığı gün… Wiesel, alttan 2. sırada, soldan 7. tutsak.

Kısa bir süre sonra Buchenwald özgürleştirildi. Wiesel, 2016 yılında, 87 yaşında öldü.

Elie Wiesel’in anıları bu kısacık eserde devasa bir şahesere dönüşüyor. Mutlaka okuyun…

Gece, Elie Wiesel, Koridor Yayıncılık, 15 TL.