Müzik, hayatımda hep çok önemli bir rol oynadı. Enstrüman çalmadım belki ama çok güzel şarkı söylerim. Müzik hakkında olabildiğince çok kitap okumaya çalışırım. Son okuduklarımdan biri, Nick Hornby’nin 31 Şarkı‘sı. Kitap, şarkılara yönelik bir övgü ya da eleştiri değil. Hornby, aslında hayatının soundtrack’ini yapmış…

Haziran 1976. Yer, Almanya’nın Münih şehri. Genç bir anne-baba, kucaklarında oğullarıyla bir otele girmeye çalışıyor. Yüzlerce insan var otelin önünde. Güvenlik güçleri barikatlar kurmuş. İtiş kakış had safhada. Çığlıklar kulakları tırmalıyor. Yetkililer, kalabalığın otel lobisine girmesini engellemekte zorlanıyor. O anne ile baba, karambolden faydalanarak bir şekilde içeri girmeyi başarıyor. Lüks otelin devasa lobisi önce başlarını döndürüyor. Anne, taşımaktan yorulduğu oğlunu babaya uzatıyor. Oğlan, sessiz ama meraklı gözlerle etrafı kolaçan ediyor. Kollarını babasına uzatıyor. Babasının kucağında olmayı çok seviyor. Anne duraklıyor. Sonunda aradığını bulduğunu fark ediyor. Asansörler… İkili ve babasına sıkı sıkı sarılan çocuk, asansöre biniyorlar. “Kaçıncı kata çıkacağız?” diye soruyor baba. “Ne bileyim, yukarılara bas işte,” diyor anne hafif sinirli ama daha çok heyecanlı bir sesle. Kapı kapanıyor. Kötü bir müzik var asansörde. Çocuk, aynada kendini görüyor ve gülümsüyor. Anne de gülümsüyor. Baba da…

70’li yıllardan bir Mick Jagger portresi…

O çocuk bendim…

Sonra asansör, numarasına basmadıkları bir katta duruyor. Baba, oğlanı neredeyse elinden düşürecek. Anne, çığlık atmak ve bayılmak arasında gidip geliyor. Karşılarında Mick Jagger; Rolling Stones’un solisti o Mick Jagger duruyor. Kadife bir ceket var üzerinde. Siyah ceket, beyaz gömlek. Saçları omuzuna dökülüyor. O androjen yüzüyle, kocaman ağzıyla, bembeyaz dişleriyle gülümsüyor anne ve babaya. Yanında bir kişi daha var. Biniyorlar kabine. Ceylan gibi, balerin gibi atıyor Jagger o ilk üç adımı. Anne sağa, baba sola kaçıyor. Jagger ortalarında duruyor. Çocuk, Jagger’e bakıyor ve onun saçına dokunuyor. Jagger çocuğu kucağına alıyor. Baba şokta. Anne, “Ver,” diyor. Çocuk şimdi Jagger’ın kucağında. Adamın saçlarını çekiyor. Jagger gülüyor. Hatta kahkaha atıyor. Asansör 2 kat daha çıkıyor. Jagger çocuğu anneye veriyor bu sefer. İniyor asansörden. Diğer kişi, anne ve babaya, “Gelmeyin,” diyor ve onlara imzalı resimler uzatıyor.

O çocuk bendim…

Hayatının soundtrack’ini yapmış

Müziği sevmemde Jagger ile bu sürreal karşılaşmanın (yoksa bir hayal miydi?) etkisi var mı bilmiyorum ama müzik, hayatımda hep çok önemli bir rol oynadı. Enstrüman çalmadım belki ama çok güzel şarkı söylerim. Üniversite yıllarından bugüne kadar çeşitli gruplarla çaldım. Hâlâ istiyorum. 44 yaşıma geldim, bakalım. Sevgim sebebiyle müzik hakkında olabildiğince çok kitap okumaya çalışıyorum. Son okuduklarımdan biri, İngiliz romancı ve şarkı sözü yazarı Nick Hornby’nin 31 Şarkı adlı kitabı oldu.

Hornby, kitabında kendisini en çok etkileyen 31 şarkıyı ve onları neden sevdiğine dair sebeplerini anlatmış. “Bana ne!” diyebilirsiniz, ben de dedim zaten okurken. Bir kere o şarkıların neredeyse hiçbirini bilmiyordum; sadece dokuz sanatçıyı duymuştum daha önce. Geri kalanlar hakkındaysa en ufak bir fikrim yoktu. Sonra hepsini dinledim. Çoğunu da beğenmedim.

Kitap zaten şarkılara yönelik bir övgü ya da eleştiri değil. Bu 31 şarkı, Hornby’nin hayatının bir döneminde şu ya da bu şekilde onu etkilemiş. Otizmli oğlunun nasıl o şarkılarla sakinleştiğini anlatıyor mesela. Genel olarak Hornby, müziğin kendisi için anlamına atıf yapıyor. Bütün yazılar son derece kişisel ve tutku dolu. Müzikten çok fazla zevk aldığı ve müziği hayatındaki hiçbir şeye değişmeyeceğini anlayabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında Hornby, aslında kendi hayatının bir soundtrack’ini de yapmış. Cenazesinde hangi şarkının çalınmasını istediğini de okuyoruz. Ben daha karar vermedim cenaze şarkıma oysa.

Hepimizin hayatında böyle şarkılar vardır. Ama biz yazsak kitabı basmaz tabii kimse. Hornby yazınca milyon satar. Eee, adam Yüksek Sadakat‘i yazmış sonuçta; harika bir roman. Acaba bu kitabı mı değerlendirseydim? Neyse. Okuyun yine de.

Kitabın playlistini de şuraya koydum…

31 Şarkı, Nick Hornby, Sel Yayıncılık, 10 TL.