Kamusal alan yerleştirmeleri, çizgi roman ve illüstrasyon stant ve sergileri, atölye programları, seminerler ve sanatçı konuşmalarını içeren, şehir, çizgi dünyası ve farklı sanat disiplinleri üzerinden yaratıcı deneyim alanları sunan açık hava festivali İstanbul Comics & Art Festival, 7-9 Eylül tarihleri arasında Club Quartier Moda’da!

Urban Hacking, İstanbul Comics and Art Festival kapsamında on bir sanatçı ve tasarımcının Kadıköy sokaklarına uyguladığı sanatsal müdahaleleri izleyici ile buluşturuyor. Sanatçılar, festivalin bu seneki kavramsal teması ‘’kimlik’’ üzerinden kente müdahaleleriyle, kent kimliklerinin uğradığı dönüşüme odaklanıyorlar. Farklı disiplinlerden gelen on bir yaratıcı ismin çeşitli medyumlarla sokaklara uyguladıkları projeler, disiplinlerarası bir kurgu üzerinden şekilleniyor.

Havuz Başı Animasyon Kuşağı

Bu yıl Havuz Başı Animasyon Kuşağı’nda 18 animasyon film, 3 güne yayılan 3 farklı seçki olarak havuz başında izlenecek. Bu sene ilk defa tüm filmler 2018 yılının festivallerinden, dolayısıyla her film Türkiye prömiyerini Istanbul Comics & Art Fair ile yapacak.

Kimlik teması altında oluşturulan bu 3 farklı seçki, kendilik kavramıyla ilişkilerini izlediğimiz bireylerin hikayelerinden, toplumsal kimlik, cinsel kimlik, kültürel kimlik gibi konuları işleyen filmlere kadar yayılıyor. Bu sene Havuz Başı Animasyon Kuşağı’na 4 filmle katkıda bulunan MIYU Distribution, ICAF partneri oldu. Bu 4 film arasında 2018 festivallerinde ödüller toplayan Egg ve en prestijli animasyon film festivallerinden biri olan Annecy’de en iyi kısa film ödülünü alan Bloeistraat 11 var. Stop-motion tekniğiyle çizimleri karıştırarak yapılmış iki boyutlu bu filmde, yaz tatillerini beraber geçiren iki yakın arkadaşın, ergenlikle beraber değişimlerini ve aralarına giren yeni sınırı izliyoruz. Egg ise, bir kadının anoreksiya hastalığını bir yumurtayı yemeye çalışmasıyla anlatan ilginç tarza sahip bir film.

Seçkinin bir diğer güçlü filmi ise Estonyalı animasyoncu Chintis Lundgren’in son filmi, Manivald. Bu film annesinin eve getirdiği erkek arkadaşının tetiklediği olaylar sonucu evden ayrılan genç erkeğin anneden kopuş hikâyesi. Lundgren’in kendine has tarzı ve mizahıyla yine şahane bir iş çıkarmış.

Berlinale’nin Generation bölümünde gösterilen In a Nutshell filmi de var. Bu film stop-motion tekniğiyle yapılmış, fakat geleneksel anlamda bir hikaye ve yapıya sahip olduğu söylenemez. İnsanlık tarihini hızlı ve arka arkaya sıralanmış imajlarla anlatıyor gibi. Kaçırmamanız gereken bir diğer film ise yine Berlinale’nin kısalarını incelerken karşıma çıkan Coyote olacak. Adventure Time hayranlarının bu filme bayılacağına eminim. Bir aile babası tilkinin ailesini kaybetmesi sonucu yaşadığı hüzün ve suçluluk duygusu sürreal bir dünyada anlatılıyor.

ICAF programı ve detaylı bilgi burada.