İrlandalı gazeteci, fotoğrafçı ve yazar Nic Dunlop’un The Lost Executioner: A Journey to the Heart of the Killing Fields (Türkçede bulamadım o yüzden adını Kayıp Cellat: Ölüm Tarlalarının Kalbine Bir Yolculuk diye çevirmeyi uygun buldum; bundan böyle de kitabın adına Kayıp Cellat diyeceğim) adlı kitabı, bir fotoğraftaki bir yüzü takıntı haline getirip hayatının 10 yıldan fazlasını onu bulmak için harcayan bir kişinin hikâyesi. Gerçek ve gerçek olduğu kadar korkunç bir öykü…

Dunlop’un gördüğü fotoğraf, Yoldaş Duch isimli Kızıl Kmer üyesi Kamboçyalı bir matematik öğretmenine ait. Duch, en az 14 bin kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Yani Kamboçya’da Kızıl Kmerlerin 70’li yıllarda gerçekleştirdikleri soykırımın kilit isimlerinden biri. Fotoğraf, zamanında hapishane olarak kullanılan ama sonrasında müzeye çevrilen bir binada sergileniyor. Dunlop, takıntı haline getiriyor o yüzü. Soykırımı anlayabilmek, “neden” sorusunu sorabilmek için 10 yıl sürecek yolculuğuna böyle çıkıyor Dunlop.

Dunlop’un peşine düştüğü fotoğraf…

Niye bu kadar çok insan öldürdün?

Kayıp Cellat, son derece kişisel bir kitap. Dunlop belli ki Kamboçya’ya âşık. Henüz 12 yaşındayken National Geographic dergisinde gördüğü Kamboçya fotoğrafları onu çok etkilemiş. Fotoğrafçı olunca da soluğu zaten orada almış. Dunlop’un doğa tasvirleri enfes. Tasvir yaparken bize ülkenin tarihini de anlatıyor. Aynı zamanda da bir dedektiflik hikâyesine şahit oluyoruz. Her ipucunu değerlendiriyor Dunlop. Bazısı çıkmaz bir sokağa, bazısıysa yeni ipuçlarına götürüyor onu. Soykırımdan kurtulmuş, soykırıma katılmış insanlarla tanışıyor Dunlop. Onları bize tanıtıyor. 10 yılın sonunda, inat ve biraz da şansın yardımıyla Yoldaş Duch’u buluyor. Duch, kendi köyünde, bambu terasında çay içiyor ve kitap okuyor.

“Onu gördüğüm anda tanıdım. 10 yıldan fazla süredir yanımda taşıdığım fotoğraftaki adamdı bu. Duch’un saçları beyazlamıştı ama emindim. Havadan sudan konuştuk. Kamerama ilgi gösteriyordu, bense ondan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyordum. Karşımda deli gibi bağıran bir manyak yoktu. Sakin ve dost canlısıydı. Bana insani yardım faaliyetlerinde bulunduğunu, ayrıca Hıristiyanlığa geçtiği için misyonerlik yaptığını anlattı. Dayanamadım ve onun fotoğrafını çektim. ‘Niye bu kadar çok insanı öldürdün?’ sorusunu soramadım ona.”

Yaraya merhem olmak

Duch ile Dunlop, daha sonraki günlerde birkaç kez daha konuşuyorlar. Duch, yaptıklarından ötürü üzgün olduğunu anlatıyor Dunlop’a ama pişmanlık göstermiyor. Yüzlerce insanın ölüm emrinin verildiği belgeleri gösterdiğinde Duch, o sadece imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle yetiniyor.

Yoldaş Duch yargılanırken…

Duch, Dunlop’la tanıştıktan birkaç gün sonra yetkililere teslim oldu. 2008’de başlayan yargı süreci 4 yıl sonra tamamlandı. Duch, insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Soykırım sebebiyle aranan son firarilerden biriydi Duch. Kızıl Kmerler, Kamboçya İç Savaşı’dan (1970-1975) sonra ülkeyi 1979’a kadar yönetti. Sadece tarıma dayalı ütopik bir ekonomik model kurmak isteyen Kızıl Kmerler şehirleri boşalttı, binlerce doktor, üniversite öğrencisi, akademisyen, memur ve okumuş insanı katletti. Halkın geri kalanı, kolektif çiftliklerde ve pirinç tarlalarında köle gibi çalıştırıldı. 1979’da Vietnam ordusu Kamboçya’yı işgal edip Kızıl Kmer iktidarına son verdi. 4 yıllık iktidarlarında 2 milyon kişi açlık, aşırı çalışma ve yargısız infazlar yüzünden ölmüştü.

Kamboçya bugün bile hâlâ yaralarını sarmaya çalışıyor. Dunlop’un kitabı bu yaraya ufak da olsa merhem oluyor…