ABD’li gazeteci Nicholas Pileggi’nin Wiseguy‘ı (bu kitap Türkçeye neden çevrilmemiş bilmiyorum gerçekten. Bayağı düşündüm acaba adını nasıl çevirsem diye, karar da veremedim), New York Mafyası’nın işleyişi üzerine yazılmış temel kitaplardan. Kitap, yarı İrlandalı, yarı İtalyan mafya askeri Henry Hill’in hayatını konu alıyor. Kitabı bu kadar ilginç hale getirense mafyanın işleyişini babaların değil, wise guy’ların yani askerlerin gözünden anlatması.

1985 yılında yayımlanan kitap, 1990’da Martin Scorcese tarafından sinemaya uyarlandı ve Goodfellas (Sıkı Dostlar) adında Oscar’lı bir filme dönüştü. Kitap kadar, filmi de muhteşem…

Hill’in suç hayatı 1955 yılında, 11 yaşında başlar. 6 kardeşi, annesi ve acımasız babasıyla yaşadığı evden kurtulmak için New York’un önde gelen mafya ailelerinden Luccheselerin adamı Paulie’nin yanında otoparkçı olarak işe başlar. Limuzinleri park etmektedir Hill ve Paulie’nin dükkânına gelen o takım elbiseli, silahlı, havalı adamları gördükçe kararı kesinleşir. Hill de bir wise guy olmak istiyordur artık. Bu kararından geri dönüşü yoktur. Yaklaşık 25 yıl sürecek kesintisiz suç hayatı başlamıştır.

Henry Hill bu süreçte para aklar, yangınlar çıkarır, yasadışı bahis oynar, tefecilik ve tahsilat yapar, irili ufaklı soygunlara katılır, sahte kredi kartı basar, adam döver, cinayetlere tanık olur (ama adam öldürmez), kumar oynatır, basketbol maçlarında şike organize eder. Hayatının işi, 6 milyon doların çalındığı 1978’deki Lufthansa soygunudur. Düşüşü de zaten o zaman başlar. Mafyanın kesinlikle yasaklamasına rağmen uyuşturucu ticaretine başlaması da bu düşüşü hızlandırır. Artık Hill’in önünde iki seçenek kalmıştır: Ya öldürülülecek ya da Amerikan adaletiyle işbirliği yapacaktır. Hill, ikincisini seçer ve New York Mafyası’nın çöküşüne sebep olacak soruşturmalar zincirinin 1 numaralı tanığı olur. Tanık koruma programına dahil olan Hill, herkesi ele verir. Hill, 2012 yılında kalp krizinden öldü.

Mafyanın içinden

Onun anlattığı mafya, Mario Puzo’nun Baba adlı romanında anlattığından çok farklı bir oluşumdur. Mafyada sadece babalar rahat eder, onlar zengindir. Wise guy’lar yani askerler, 7/24 çalışmak zorundadır. Hiçbiri zengin değildir. Çoğunlukla paraları yoktur. Para kazanmak için suç işlemek zorundadırlar. Hep öldürülme korkusu içinde yaşarlar. Hapse düşmek de onlar için felakettir. Hapse düşen asker, eğer orada öldürülmezse hapisteyken de para kazanmanın yollarını bularak ailesini geçindirmek zorundadır. Çok az baba, onlara içerideyken de bakar. Bir asker, başka bir askeri kolay kolay öldüremez. Bunun için babaların onayı gereklidir. Namus meselesi ya da muhbirlik cinayet sebepleri arasındadır.

Henry gibi neredeyse tümü evli ve çocukludur. Genelde kötü evlerde yaşarlar. Gizlilik gereği evlerde hizmetli çalıştırmazlar. Aileden başka eve gidenleri yoktur. Kadınlar mutsuzdur. Asker, o gün parayı vurup eşine bir kürk almıştır ama ertesi gün para bittiğinde o kürkü gidip satar. Çocuklar sorunludur. Çoğu okulu terk eder. Babaları gibi onlar da suç hayatına karışır.

Askerler için tek kurtuluş, bir törenle aileye dahil olmak yani babalar sınıfına geçmektir. Zenginlik ancak o zaman kalıcı olur. Amma velakin Hill’in böyle bir şansı yoktur çünkü onun ataları yüzde 100 İtalyan değildir.

Hill yine de bu hayata tapar. Yemeyi ve içmeyi sever askerler. Gittikleri restoranlarda en iyi masada otururlar, hesap ödememek için bin takla atarlar. Gerektiğinde restoran sahibini döverler ya da dükkânı yakarlar ama restoran sahibi, onları babaya şikayet ederse kös kös gidip temizlemek zorunda kalırlar borçlarını.

Askerler evli demiştik ama hepsinin sevgilileri de vardır. Racon bunu gerektirir. Cuma akşamları, sevgili günüdür. Birbirlerinin sadece eşlerini değil, sevgililerini de tanırlar. Eşler de sevgililerden haberdardır ama elleri kolları bağlıdır. Kadının bu hayatta yeri evidir. Eşlerini cumartesi akşamları dışarı çıkarırlar sadece.

Henry Hill, Goodfellas’ta kendisini canlandıran Ray Liotta ile birlikte…

Sıkı dostlar: Jimmy, Tommy ve Henry

Henry Hill, kitapta Pileggi’ye yüzlerce isimden bahseder. Bunların arasında iki isim ön plana çıkar: Biri Jimmy Burke (Goodfellas‘ta Robert De Niro’nun canlandırdığı Jimmy Conway karakteri) ve Tommy DeSimone (Joe Pesci’nin canlandırdığı Tommy DeVito karakteri.) Henry Hill’i ise Ray Liotta canlandırmıştır.

Bu üçlü işte o bahsi geçen sıkı dostlardır. Tommy, başka bir mafya babasını izin almadan öldürdüğü için infaz edilir. Jimmy ise Henry’nin tanıklığıyla ömür boyu hapse gönderilir. Çünkü Jimmy, en iyi arkadaşı Henry’yi öldürmeye karar vermiştir. 20 yıldan fazla bir süre yedikleri, içtikleri ayrı gitmeyen bu üç kişinin arkadaşlığı, bu şekilde sonlanır. Hill, Jimmy’nin aleyhine tanıklık ederken buz gibidir, çünkü mafyada arkadaşlık filan yoktur, çıkar vardır sadece.

Nicholas Pileggi

“Casino” da sinemaya uyarlandı

Pileggi, Hill’in hikâyesini üç farklı şekilde anlatmaktadır. Ana kurgu, Pileggi’nin anlatıcı olduğu bölümlerdir. Bu bölümlerde Hill’in ona anlattıkları ve soruşturma belgelerinden çıkan bilgileri kullanır. Bazı bölümlerde Pileggi, Hill’i konuşturur. Mafyaya dair düşüncelerini, hayatını Hill’in kendisinden dinleriz. Bazen aynı olayı başka birine de anlattırır Pileggi, örneğin Hill’in eşi Karen’a.

Hill’in konuştuğu bölümler çok ilginç. İnanılmaz ayrıntılı çünkü. Günleri, saatleri, kişilerin kıyafetlerini, söylediği sözleri unutmamıştır Hill. Yürüyen bir hafızadır adeta. Dümdüz anlatır her şeyi, eğip bükmez, dosdoğru söyler. Duygusuzdur. Gerçekten çok etkileyici bir anlatımı vardır.

Pileggi’nin kitabı, bundan sonraki kitaplara ve daha önemlisi film ve dizilere (mesela The Sopranos) önemli bir ilham kaynağı olmuştur. Mafyaya dair en içeriden, içten ve gerçekçi tanıklıktır Wiseguy. Pileggi’nin daha sonra yazdığı Casino adlı kitabı da 1995’te sinemaya uyarlanmıştır. Bu filmde de yine Robert De Niro ve Joe Pesci oynamıştır.

“Sıkı Dostlar”dan üç etkileyici sahne

Wiseguy ne kadar iyi bir kitapsa Goodfellas da o kadar harika bir film. Film, kitaba büyük oranda sadık kalıyor. Tabii ki hikâyeyi hızlandırmak için kitaptaki ayrıntıların büyük bölümü atlanmış. Filmdeki bazı karakterler de (mesela Pesci’nin karakteri), kitapta bahsi geçen birkaç ismin bir araya getirilmesiyle yaratılmış. Goodfellas‘taki şiddet, zaman zaman dayanılmaz boyutlarda ama kitabı okuyunca, az bile anlatmışlar diyorsunuz.

Kitabı mutlaka okuyun. Ben, orijinal ilk baskısını Kadıköy’de bir sahafta buldum. Şuraya da filmden en sevdiğim sahneleri bırakıyorum. Birinci sahne, kitapta sadece Tommy’nin restoran sahibiyle girdiği tartışmayla sınırlı kalan o meşhur “Söylesene bana, neyim komik?” bölümü:

İkinci favori sahnem, Henry Hill’in sevgilisini taciz eden adama saldırması. Bu sahneyi Hill’in eşi bayağı erotik bir şekilde anlatıyor kitapta. Zaten Henry ile Karen’ın ilişkileri, tek kelimeyle özetlemek gerekirse arızalı.

Üçüncü favori sahnem de Tommy’nin kumar masasına içki servisi yapan genci öldürdüğü bölüm. Kitapta bu olay, Tommy’nin acımasızlığını vurgulamak için ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Filmde ölen çocuğu canlandıran Michael Imperioli, yıllar sonra The Sopranos dizisiyle dünyaca üne kavuşacaktır…